30 Eylül 2012 Pazar

Sevgilim


Eylül ayının son postu bu olsun, ömrümce en sevdiğim şarkı ilan ediyorum bunu. 
Hayatımın kalanında bundan daha anlamlı, seveceğim bir şarkı olmayacak eminim.
"Sevgilim" kelimesinin anlamını tamamen dolduracak birisi çıkarsa karşınıza size de gelsin.

29 Eylül 2012 Cumartesi

Şadiye Abla

Köylümüz bir ablamızı kaybettik geçtiğimiz perşembe günü. On yıl önce sinirsel bir rahatsızlık başladı kendisinde ve 7-8 yıldır da yatalak olmuştu. İki tane dünya güzeli kızı var 50 yaşına bile gelmeden dünyadan göçen ablamızın. Cenaze evine gittiğimde -kızmak eleştirmek için söylemiyorum bunu- bir formaliteyi gerçekleştirmek için gelmişti insanların büyük bir kısmı. Kesinlikle eleştirmiyorum, oturup günlerce aynı acıyı yaşamaları tabi ki imkansız. Bilakis gelmeleri yeter. Hata ben de belki bu guruba dahilim. Gelmek destek olmak önemli.

Yalnız işin sonuna baktığımızda kimsenin çocukları kadar üzülemeyeceğini görüyor insan. İki genç kız düşünün ki, yaşamlarının gelişim süreçlerini, annelerinin o halini görerek aynı evde geçirdiler. Böylesi bir büyüme evresi kim bilir ne karamsar yapmıştır onları arka planda. İki genç kız düşünün ki bu hastalığından sonra annelerine daha da bağlanan, ilgi gösteren. Küçüğü dışarı bile çıkmazdı annesiyle vakit geçirmekten. İlgilenmek vs için değil oturup konuşmak için  Benim kardeşimin üniversiteyi kazanmasından daha da sevinmiştim büyük kardeşin üniversiteyi kazanmasına. Öyle bir zor ortamda dişle tırnakla kazanılmıştı çünkü. İki genç kız düşünün ki kimsenin benzerini yaşamadığı bir olay yaşadılar. O iki genç kız babalarıyla birlikte köydeler şimdi, annelerini toprağa veriyorlar.

Her ölümden sonra, ölenin yakınları cenaze sonunda evlerine dönüp, içeriye girip kapıyı kapattıklarında esas o yokluğu hissediyorlar. O zaman daha da vuruyor insanı. Bu güzel kızları şimdi bir de bu bekliyor.Evlerine dönecekler ve sesi bile çıkmadan arka odada yatan kişinin yokluğunu hissedecekler. Şadiye abla hiçbir şey yapıp söyleyemedi 8 yıldır, ama anne dediğin varlığı ile ısıtır insanı. Bir şey yapması önemli değil. Yanında olmasa da, yıllarca uzakta da kalsa annenin varlığı yeter. Öksüzlük etiketi kendini hissettirecek bir şekilde, demir gibi oturacak kardeşlerimin yüreğine. Allah sabır ve dayanma gücü versin.

Microsoft Hyper-V


Tamamen kendim için eklemiş bulunduğum, "bu da burada bulunsun" dediğim bir video. Microsoft sanallaştırma platformu Hyper-V hakkında on numara bir sunum. Konu alanı bilgisi artmalı ve toynak gibi olmalı kısa sürede, yakın dönemde ihtiyaç olacak.

Baybay Heppinıs

2012 iş hayatım açısından kelimenin tam manasıyla bok gibi geçti. Bok bu tanıma cuk oturuyor. Vıcık vıcık, pis kokular, iğrençlik. İspiyonculuğun diz boyu olduğu, herkesin "bana laf gelmesin de isterse şirket yansın amk" modunda çalıştığı bir yer. Aciliyet ve yoğunluk gibi kavramların içi boşalmış durumda, istisnasız her iş acil ve istisnasız herkes yoğun. Günde 8 kere sigaraya çıkabilen adam da yoğun bu şirkette, yarım saat bir saat masa masa dolaşıp goygoy yapan adam da.

Bunun uzantısında farklı sıkıntılar ortaya çıkıyor işte. Bu durumu denetleyecek bir adam yok ortalıkta firmada. İstisnasız herkesi dinliyor yöneticiler ve buna göre de fikir sahibi olup hareket ediyorlar, hiç sordu sual yok. Başka biri gelip de aksini ortaya çıkarana kadar aynı tantanello devam ediyor. Bakalım,wbay firmanın gidişatı aynı ama benim gidişatım aynı olmamalı.

Resim de hep yoğun olan arkadaşlara gelsin.

26 Eylül 2012 Çarşamba

Ezzik



Yılmaz Özdil başlığına girilen bir entry var ekşisözlük'te. Aşağıya kopi pest yaptım. Arkadaşın demek istediği şeyi ben YAPILIP ve OLUNMUŞ kelimelerini dikkate alarak şöyle anladım:

"Ya arkadaşlar ben böyle bir tivite denk geldim de benim hissiyatımı aynen anlatmış."

E iyi de benim hiper ezik kardeşim, senin nikinin baş harfleri aşağıdaki üçüncü şahıs diye bahsettiğin adamla aynı. Kendi tivitine link vermen ayıp değil, bu konuda böyle bir tivit attım ben minvalinde linkini verebilirsin twitter hesabının. Hoş kendi tivitine link versen ve bunu belirtsen bile "insanlar girsin belki takip ederler" gibi tuhaf bir hissiyat sezilmiyor değil ama yine de beim tivitim diyerekten link vermene tamam diyelim. Gel gelelim kendinden üçüncü tekil şahıs zamiriyle bahsedip kendi kendine paye vermeye çalışman çok komik be kardeşim.

İdeal Kadın

Geçen şirkette 1.80 boyundaki bir arkadaşım "abi benim idealim uzun boylu, geniş omuzlu bir kadın ya. Hatta böyle benim boyumda bile olsun, yeri gelir o bana sarılır, ooof daha ne isterim" dedi. Al sana uzun boylu geniş omuzlu bir kadın sevgili kardeşim.

Geym of Çırons-2

Mizah dergileri arasında Leman son yıllarda Penguen ve Uykusuz'un arkasında kaldı. Ama ben Penguen'in mizahın nasıl olması gerektiğiyle ilgili bir adım daha önde olduğunu düşünüyorum. İyi düşünülmüş kapaklarla gündemi yakından takip ediyorlar. Başarılı.

Burdan (!!) kendilerine sesleniyorum, bozmadan devam edin, gereksiz taramalardan kaçının gençler.


İnadına Dersimspor


Şu linkten görebileceğiniz haberden de anlaşıldığı üzere Gençlerbirliği Dersimspor'umuzu yenmiş. Üşenmemiş yedi tane atmış totoşlar. İnsan arada bir tane de yer ulan Allahsız kitapsızlar. Bölgesel amatör ligde oynuyoruz biz. İnsan iki tane atıp durur kamiller sürüsü sizi. Futbolun adaleti yok abi, çünkü azıcık adaleti olsa bu saate kadar Dersimspor'umuzun bir tane Türkiye Kupası olurdu be. Evet futbol çok adaletsiz, yavşak futbol, yibinator seni.

Çalarken Dinlet

Kurumsallığıyla, sosyal yönüyle bu kadar rakiplerinden çok net bir şekilde ayrılan -ve bunun farkında olup bunun avantajını kullanan- böylesi bir firmanın böyle sıçması çok enteresan.

Hadi webden, twitterdan, televizyondan her ortamdan özür diledin. Hadi bu düşüncesizliği yapan herkesi işten de çıkardın. Üstüne daha ne yapabilirsin ki bu ayıbı temizleyecek? Ben söyliim hiçbirşey, hiçbirşey yapma da zaten.

Neşet Ertaş'ı anacak bir organizasyon yapsan hani bir derece; insan tam affetmese de bir daha olmasın diyebilir. Ama an itibariyle bu mesajın geri dönüşü ve özrü için yapılanlar bana çok samimi gelmiyor.

24 Eylül 2012 Pazartesi

Cengaver


Az kaldı, her ne kadar eski cengaverimi gayet özlemiş de olsam, aynı model bir cengaver almaktansa araştırıp yeni bir cengaver almakta yarar var. Yukarıda görmüş olduğunuz Toyota Auris kardeşimizden bir adet almak için canla başla çalışmaya hazırım dostlar. Öncelikli hedefim 1.4 dizel motorlu bir Auris. Plasede de 1.5 motorlu Renault Scenic var, o da tabikisi de dizel. Scenic olursa tabiki yeryüzündeki arabadan en çok anlayan insanın istediği üzere cam tavanlı olacak. Bu arada Scenic'in aşağıdaki kasasından sonra kasasının iki kere değiştiğini de belirteyim. Ama bu resimde de cam tavan olayının avantajı çok net belli oluyor işte.

Kurumsal

Kurumsal firma olmak üzerine söylenen cümleleri ağzından düşürmeyen firma sahiplerinin olduğu, ama patron götünü öpmekten bıkmayan adamları hala bir yerlere sığdırabilen firmalardan bir bok olmaz. Patron bile olsa aradaki yöneticisini ezip doğrudan çalışanıyla muhatap olması tuhaf gerçekten. Ara katmanlara trişkadan yöneticiler alıyorsun, onlar zaten maaşını aldığı sürece fırçanın alasını yemeye ve senin götünü öpmeye amade; ara sıra aldığın düzgün yöneticilere de adam gibi yetki vermiyorsun. Ve en önelisi de görmüyorsun abi: Bir tanesi ağzına sıçsan gitmiyor, kovsan "bokunu yiyim kovma beni" diyor; diğeri de "bu şartlarda çalışılmaz" diyor sana rapor sunup öyle gidiyor. Çünkü biri başka hiçbir yerde tutunamayacağını, diğeri de yapı taşının yerde kalmayacağını biliyor.

Arctic Monkeys

Herşeyden önce şunu belirteyim ki birşey değil canlarım. Ve evet aşağıdki tüm sözleri 02:55 dakikalık şarkıya sığdırmışlar. Baya bir önce tüm albümlerini indirdim bu kamillerin ara ara da dinliyordum ve bu aralar da Kasabian ile birlikte yine en çok dinlediğim guruptur kendileri. Gürültülü, çok sesli bir şarkı. Fizy listelerimin en güzide olanlarına eklenmiştir kendisi. Brain değil Brian storm yalnız.


ARCTIC MONKEYS - BRIANSTORM
Brian, top marks for not tryin'
So kind of you to bless us
With your effortlessness
We're grateful and so strangely comforted

And I wonder, are you puttin' us under?
Cause we can't take our eyes off
The t-shirt and ties combination
Well see you later, innovator

Some want to kiss, some want to kick you
There's not a net you couldn't slip through
Or at least that's the impression I get
Cause you're smooth and you're wet
And she's not aware yet, but she's yours

She'll be sayin' "Use me,
Show me the jacuzzi"
I imagine that it's there on a plate
Your rendezvous rate means that you'll never be frightened
To make them wait for a while

I doubt it's your style
Not to get what you set out to acquire
The eyes are on fire
You are the unforecasted storm

(Brian)
Calm, collected, and commandin'
(Top marks for not tryin')
You made the other stories standin'

With your renditions and jokes
Bet there's hundreds of blokes
That have wept cause
You've stolen their, thunder

Are you puttin' us under?
Cause we can't take our eyes off
The t-shirt and ties combination
Well see you later, innovator

22 Eylül 2012 Cumartesi

The Wire

Bu diziyi internetten indirmiştim zaten ve sırasını beklemekteydi. Gelgelelim bugün internette şu videosuna denk gelince öne alayım dedim. An itibariyle izlediğim Hell on Wheels'tan sonra -ki zaten totalde yayınlanmış 40'ar dakikalık 16 bölümü var- bu diziye öncelik vereceğim. Zira Harvard'da hakkında ders verilen, imdb.com'da 9.5 puanla en çok puan alan bu diziyi merak ettim.

Fak üstüne fak çekerek mükemmel anlaşan dedektifler, buyrun efenim:

İnşallah

Dersimspor Türkiye Kupası'nda Gençlerbirliği ile eşleşmiş ve stadı bakımda olduğundan; kulüp yöneticileri bu maçı Beşiktaş'ın stadı olan İnönü Stadı'nda oynamak istediklerini belirtmiş ve bu yönde bir talepte bulunmuşlar. İnşallah olur diyelim, dünya gözüyle Dersimsiporumuzu bir canlı seyredelim.


Oturtma

Enteresan bir paylaşım. Sağlam bir laf çakma işi olmuş. Yazılanların hafiften bir kreşendosu da var, ilerledikçe duygu yoğunluğu artıyor. Son cümleden sonra bir es verilip ".mına kodumun ipnesi, sktir git lan burdan" eklememişler Allahtan.

21 Eylül 2012 Cuma

Kilo verme üzerine


Şu yukarıda yer alan arkadaş gibi bazı delirdiğim şeylere ara vermenin vakti geldi. 105 kilo psikolojik sınırını aşamıyorum bir türlü. Geçen 102.4 çıktım ahanda kilolar gidiyor dedim ama, çarşamba günü şirkette tekrardan, yeniden, tekrar, bir kez daha, uzun zamandır olduğu gibi, yine 104.8 çıktım danasını soteyim. Hem fıtıksal sebeplerden, hem genel sağlık sebeplerinden, hem de sudan sebeplerden ötürü kilo vermem şart. Tekrardan kendi götümden uydurduğum; haftada maksimum bir litre asitli içecek, günde toplam en fazla yarım litre çay kahve, ayda maksimum iki fast food, akşamları hafif yemek, öğlenleri sıfır ekmek, eşşek yüküyle meyve tüketmek gibi muhteşemengiz kurallarımı uygulamaya koymam lazım. Aşağıya kopi pest de yaptım bazı kuralları.

Geçen sahilde düz Ruffles cips eşliğinde Efes Extra bira içerken arkadaşla konuşuyoruz yok göbekliyiz vs diye. Arkadaşım tak diye uyandı. "Ulan bira içe içe yaptık göbeği ya lan biz, bizde olmayacak da kimde olacak göbek Allahın kamili" Her konuda olduğu gibi haklıydı kendisi. Evet duydunuz zilin sesini. 21 Eylül 2012 - kilo 105
  1. Bazen basit ve küçük değişimler büyük ödüller getirir. Detaylar MSN Kadın’da!Şekerli bir içecek yerine soda ya da sıfır kalorili maden suyu tüketin, böylece 10 çay kaşığı şekerden kaçınmış olursunuz. Lezzet için limon, nane ya da donmuş çilek ekleyin ve keyfini çıkarın.
  2. Gazlı içeceklerdeki sıvı şeker, vücudun normal doyma sinyalini atlatabiliyor gibi görünmektedir. Bir çalışmada günlük olarak jel dolgulu şekerlerden alınan fazladan 450 kalori, gazlı içeceklerden alınanlarla karşılaştırmıştır. Şeker tüketenler farkında olmadan toplamda daha az kalori alırken gazlı içecek içenler daha fazla kalori almıştır. Dört haftada 1,2 kilo almışlardır.
  3. Şekerli bir içecek yerine soda ya da sıfır kalorili maden suyu tüketin, böylece 10 çay kaşığı şekerden kaçınmış olursunuz. Lezzet için limon, nane ya da donmuş çilek ekleyin ve keyfini çıkarın.
  4. Gazlı içeceklerdeki sıvı şeker, vücudun normal doyma sinyalini atlatabiliyor gibi görünmektedir. Bir çalışmada günlük olarak jel dolgulu şekerlerden alınan fazladan 450 kalori, gazlı içeceklerden alınanlarla karşılaştırmıştır. Şeker tüketenler farkında olmadan toplamda daha az kalori alırken gazlı içecek içenler daha fazla kalori almıştır. Dört haftada 1,2 kilo almışlardır.
  5. Alkol içilen özel günlerde, ilk kadehin ardından doğrudan başka bir kokteyle, biraya ya da şaraba geçmek yerine alkol içermeyen, maden suyu gibi düşük kalorili bir içecekle devam edin. Alkolün her gramındaki kalori miktarı (7) karbonhidratlardakinden (4) ya da proteindekinden (4) daha fazladır. Ayrıca azminizi kaybederek cips, fıstık ya da normalde kısıtladığınız diğer yiyecekleri bilinçsizce yemenize yol açabilir.Yeşil çay içmek aynı zamanda iyi bir kilo verme stratejisi de olabilir Bazı çalışmalar vücudun kalori yakma mekanizmasını, muhtemelen kateşin denilen fitokimyasalların etkisi sayesinde, geçici olarak hızlandırabildiğini ileri sürmüştür. En azından bir yığın kalori almadan ferahlatıcı bir içecek içmiş olursunuz.
  6. Zayıf bir insan gibi yaşamak için haftada en az 5 gün evde pişirilen yemekler yiyin. Bir Tüketici Raporları anketi, bunun başarılı kilo veren kişilerin en iyi alışkanlığı olduğunu bulmuştur. Kulağa yıldırıcı mı geliyor? Yemek pişirmek düşündüğünüzden daha kolay olabilir. Önceden doğranmış yağsız sığır eti, yıkanmış marul, önceden kesilmiş sebzeler, konserve bezelyeler, pişmiş tavuk dilimleri ya da ızgara somon gibi çabuk gıdalar hızlı öğünler hazırlamanızı sağlayabilir.

Lost adası

Olmaz olsun böyle araştırma. Bir uçak kazasında hangi koltuklar daha şanslı, ölmemek için neler yapmalıyız, diğer ölen yolcuları yiyerek nasıl hayatta kalabiliriz? Hepsi bu yazıda cevabını buluyor.

Bir kere first class adı gibi ilk ölecek olanlar, sıfır yaşama şansı. Kuyruktaki ezikler ise kurtulma şansı en yüksek ekip. Winston kırmızıdan beyaz kutuya geçerek sigarayı azalttığını sanan kamillerinse tıpış tıpış kırmızı Winston'a döndükleri söyleniyor. Oldu da uçak suya indi senaryosunu bile düşünerek bazı öneriler vs de vermişler. Ve bir öneride de yaşlılar ve şişmanların nereye oturduklarına dikkat edin, bunlardan uzak durun diyor resmen adamlar. Uçak düşerse bu ipneler sizi yavaşlatır. Yani bir yerde moruk ve şişkonun biri varsa öbür yönden kaçın diyorlar. Allah bunların belasını versin, hepsi orospu çocuğu bunların diyorlar. Bırakın ölsün şerefsizler, zaten biri yaşaya yaşaya daha ne görcek, öbürü de ayı gibi yiyip toplamış, hepsi gebersin şerefsiz evlatları diyorlar ben bunu anladım. Bu bilgilere erişebilmek içinde uçak parçalamışlar. Vay anasını.

Volpeypır - 1

BONUS    BONUS    BONUS!!!! Arada sırada sizlere böyle webden sizlerinde rahatlıkla bulabileceğiniz masaüstü fotoları paylaşıciim. Şirket laptopumda birinciyi kullandım bir süre ve üçüncü yeşilli var an itibariyle. Bir de en sondaki zirve artık, süper bir tasarım, kim yaptıysa ellerine sağlık.






Forma

Galatasaray'ın web sitesinde takımın Manchester United maçına beyaz forma ve siyah şortla çıkacağını duyduğumda "naaalaka lan" dedim kendi kendime. Zira hayalim, idealim, ölüp bittiğim kırmızı-bordo forma + siyah şort + siyah çorap kombinasyonu bu maçta giyilmeliydi bence ve hadi giyemiyoruz; ilk okuduğumda bu sene ilk kez giyilecek olan bu kombinezonu kafamda canlandıramadım. Yalnız böyle uyumlu olacağını düşünemedim ne yalan söyleyeyim. Şorttaki numaraların sarı oluşundan desem, sırf ondan olmaz heralde, bilemedim ne biliiim.

Yağmur


Valla öyle güzel yağıyor ki, işi gücü tamamen bırakıp manitamı koluma takıp sarmaş dolaş yürüyesim var. Valla hepten romantik bir adam oldum çıktım ben. Aşağıdaki şarkıyı da ekleyelim de tam olsun.

Haberin Yok Ölüyorum


10 üzerinden bin iki yüz seksen dört verdim.

19 Eylül 2012 Çarşamba

Afyon

Kitlelerin afyonu futbol, sevgili takımım Galatasaray;  bu akşam güzel ülkemde son zamanlarda patlayan olayları geçiştirmek için kullanılacak. Birkaç gün önce bu maçı heyecanla izlemeyi bekliyordum oysaki. Her şeye rağmen başarılar aslanlar.

18 Eylül 2012 Salı

Terör

Kimine göre de savaş olarak adlandırılan malum olaylarda, barış kelimesinin içinin mana olarak boşaltıldığı canım ülkemde; bugün de 7 şehit haberi geldi yine. "Şehit sayısının artmasından korkuluyor" diyor web siteleri iskeletine kadar yanmış yolcu otobüsünün resimlerini içeren haberlerinde.

Terörden beslenen bu kadar adam varken kimse o terörün bitmesini istemez ve terör de bitmez tabi. Bizden-onlardan, içerden-dışardan zilyon tane nemalanan şahsiyet var bu olanlardan. Asker gittiğiyle kalıyor, aileler üzüldüğüyle kalıyor. O kadar. Değirmen dönüyor, döndükçe de öldürüyor ama.

Vladimir Franz

Vücudunun yüzde doksanı dövmelerle dolu olan profesör doktor Vladimir Franz, Çek Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı adayı olmuş. Böylesine radikal bir cumhurbaşkanını isterim ben. Şekil şemale dair bütün ön yargılarını aşmış bir adam on numara bir yönetici olacaktık birikimini de göz önünde bulundurduğumuzda. Keşke bizim ülkemizde de insanlar postüre, duruşa değil de birikime önem verse. Dertlendim gene Mariachi Black'le, Efes Extra'yı karıştırasım var.



Johannesburg

Böyle oha yerine kullandığım tabirler vardı, "Ay layk Scarlett OHAra" diye. JOHAnnesburg yaza yaza Johannesburg'dan da hit aldık sevgili dostlar iyi mi? Artık sıra Ohio eyaletimizde ve Sıkarlet ablamızın bılokumuzu ziyaret etmesinde. 
(Scarlett ablamızın ziyaret etme ihtimali üzerinde somut yorum yapan ilk insana da yemek ısmarlıyorum, hadi bakalım.)


Maganda


Olayın magazin haberlerinde yer alması ayrı bir ironi olsa gerek. Aslında üçüncü sayfa haberi potansiyeline sahip olan bu olayda, darpı yapan yüze şahsiyetten sanatçı değil de şarkıcı diye bahsedilmesi iyi olmuş. Ben de orada olsaydım keşke de soba borusu kollarımla üç tane de ben vursaydım Atilla'ya diye içimden geçirmedim değil. Ama... Umarım kısa sürede hak ettiği yeri bulur sevgili Atilla Taş biraderimiz ve umarım gereken cezayı alır ve umarım bundan sonra herhangi bir yerde görmeyiz bu terbiyesiz sanatçımızı ve umarım hak ettiği şekilde düşüşe geçip zaten silik olduğu bu piyasadan iyice silinip yok olur.


Şarkıcı Atilla Taş, trafikte kendisini emniyet şeridine girmemesi konusunda uyaran 67 yaşındaki Mustafa Taşkın adlı sürücüyü yumrukladı. Dayak yiyen sürücü olayın ardından, plakasını aldığı Taş'ı polise şikâyet etti. Olay önceki gün, E-6 Karayolu üzerinde Büyükçekmece Belediyesi önündeki viyadükte saat 13.00'te meydana geldi. İddiaya göre trafikte seyir halinde olan şarkıcı Atilla Taş, yoğun trafik nedeniyle emniyet şeridine girdi. Taş'ın emniyet şeridinden gitmesine sinirlenen sürücü 67 yaşındaki Mustafa Taşkın, "İnsanlar normal yolda beklerken sen neden emniyet şeridinden gidiyorsun" diyerek tepki gösterdi. Yanında kız arkadaşı bulunan şarkıcı Taş, bu sözler üzerine otomobilinden inerek sürücü Taşkın ile tartışmaya başladı. İddiaya göre Taş, tartışma sırasında Taşkın'a üç yumruk attı. Daha sonra da, 34 BD 246 plakalı otomobiliyle olay yerinden uzaklaştı. Yediği yumruklarla yere düşen Taşkın'ın gözü morarırken, başı kan içinde kaldı. Vatandaşların yardımı ile yerden kalkan Taşkın, aracına binerek Taş'ın peşine düştü. Bir süre otomobili ile Taş'ı takip eden Taşkın, daha sonra Silivri Karakolu'na giderek Taş hakkında şikâyette bulundu.

ŞEKER VE TANSİYON HASTASI
Taşkın'ın kızı E.T. duruma tepki göstererek, "Babam şeker ve yüksek tansiyon hastası. Kendini sanatçı zanneden Atilla Taş, kendisini emniyet şeridine girmemesi için uyaran babamı darp etmiş. Bunun adı magandalıktır. Yakalanıp cezalandırılmasını istiyorum" dedi. Hadımköy jandarma ekipleri olayla ilgili çalışma başlatırken, olay yerindeki MOBESE kameraları incelemeye alındı.

KOVALADI AMA YETİŞEMEDİ
Mustafa Taşkın, otomobiliyle kaçan Atilla Taş'ın peşine düştü. Ancak takipten sonuç alamadı.

Buram buram

Kokuyorsun Segen'im ya, buram buram kompleks kokusu geliyor burnuma. Kıskançlıktan yarılacaksın şimdi ortadan ikiye. 3-5 şampiyonlukmuş. Yüz gram leblebi alıyorsun sanki. Sen be yaptın kariyerinde ki Alex'i eleştiriyorsun anlamadım ki. Beşiktaş'ta efsane olabilecekken beş yüz tane kulüp gezen, en verimli geçmesi gereken döneminde bile on kilo fazlan vardı, zerre kadar kendine bakmayan bir futbolcu olarak, yaptığı asist ve gollerin toplamı yaptığı maç sayısından fazla olan adam hakkında konuşma bence. Git yüzünü yıka Sergenim. Herkesin heykelini dikmez taraftar, merak buyurma. Koca fenerde iki kişinin heykeli var, sanki her yıl tüm kadronun heykelini dikiyorlar. Ayrıca ben Galatasaray'lıyım ve benim de gittiğim bir parkta Alex'in heykelinin olmasından zerre gocunmam, herkesin adına da konuşmaman gerekir kanküüü.



'Ne yapmış ki heykeli dikiliyor?' 
Kanaltürk'teki 'Top Bizde' programında yorumcu olan eski futbolcu Sergen Yalçın, Alex'in heykelinin dikilmesiyle ilgili çok konuşulacak sözler söyledi. Sergen Yalçın, "Ne efsanesi ya? Biz futbolcuyuz, ne efsanesi? Sembol oyuncu olabilir bir futbolcu, bir camiada önemli yere gelebilir. Yanlış anlamayın, Alex çok beğendiğim, düzgün karakterli bir çocuk. Ama ne efsanesi? Bu heykel olayı da rezalet. Alex ne yapmış da heykeli dikiliyor? 3-5 şampiyonluk kazandı diye heykeli mi dikilir bir futbolcunun? Ne yapmış, Fenerbahçe'yi Şampiyonlar Ligi şampiyonu mu yapmış, Avrupa'da kupa mı kazandırmış?

Heykeli olan insanlar üzülür vallahi bu duruma. Kamu alanına heykel mi dikilir? Yoğurtçu Parkı'na, yolun kenarına heykel nasıl dikilir aklım almıyor. Bu olay cidden beni bağlamıyor, diksinler dikmesinler beni ilgilendirmez. Ama gitsinler kendi tesislerine, Fenerbahçe tesislerine diksinler. Beşiktaşlısının, Galatasaraylısının gittiği parka heykel mi dikilir? Yarın o zaman ben de evimin karşısına heykelimi diktiririm, nasıl olsa serbest.

Bu ülkede heykeli dikilecek insan bellidir. Siz Hakan Şükür'ün heykelini bir yerde gördünüz mü? Heykel dikilecekse neden Alex'in heykeli dikiliyor? Fenerbahçe'de heykeli dikilecek 100 kişi sayarız. Alex önemli oyuncudur, Fenerbahçe'ye büyük katkıları olmuştur ama heykel olayına ülke olarak karşı çıkmalıyız. Ne efsanesi, ne heykeli?" yorumunu yaptı.

Mariachi Black

Geçen marketten bira alıyorum yeryüzündeki en güzide insanlardan biriyle içmek üzere. Ürünleri bırakıp poşetleme kısmına geçtim, kasiyer arkadaş da okutup atıyor bana doğru. Benden sonraki bayan da tek ürünü bırakıp benim olduğum tarafa geldi. Tek bir ürün aldığından beni beklemek istemedi sanırım. Sonra benim geldiğim tarafta biraları görünce sert bir bakış fırlatıp aynen gerisin geri kasanın ilk giriş kısmına döndü.

Liseden bir arkadaşım bir araya geldiğimiz dönemlerde gelip bizimle otururdu. Biz alkollü içeceklerimizi içerken o vişne suyunu söylerdi. Hatta "portakal değil de vişne söylüyorum ki birşey içiyorum sanılsın" diye espri bile patlatırdı. Biz de tabi ki en ufak bir taşkınlık yapmaz, içkiyi ağzımızla içer bizim hafızı en ufak şekilde  zor durumda bırakmazdık. Herkesten bu arkadaşımızdaki anlayışı beklemek tabiki anlamsız. Ama şunu bilmesi lazım o abla dahil herkesin. Benim ara sıra içmem beni kötü bir insan yapmaz. Senin alkol almaman seni iyi bir insan yapmaz. Senin içmemen de içen bir insana öyle bakışlar fırlatma hakkını sana vermez.

15 Eylül 2012 Cumartesi

Ordan golleri var

"Evet sevgili seyirciler... Kamil topu aldı... sürüyor... kaleye baktı... ordan golleri var... ama sadece PES'te atabiliyor bunları..." Yahu arkadaş üzülüyorum yeminle bu Fenerbahçelilerin çektiğine ya. İnsan hiç mi bakmaz be kardeşim nedir ne değildir diye. Hep mi madarasyon olacak abi adamlar? Allahtan Fener'den kurtardığın birkaç kişi var.

Qavram Qarmaşessi

‎"Bir adam ayrıldığı kızın arkasından "zaten hiç sevmedim" diyorsa; Cümlenin başındaki adam kelimesi için özür dilerim."
Elif Şafak

‎"Bir adam ayrıldığı kızın arkasından "zaten hiç sevmedim" diyorsa; gerçekten sevmemiş olabilir ne var yani."
Mehmet Sikko (Geniş mizaçlı bir g.tverenin teki)

‎"Bir adam ayrıldığı kızın arkasından "zaten hiç sevmedim" diyorsaaa..... aaa bu benim lan, keh keh keh. Ama gerçekten sevmedim lan, peki neden o kadar süre beraberdin dersen; sana benim su katılmamış yavşak bir ipnetor olduğumu hatırlatırım."
Halim Bokoğlu

‎"Bir adam ayrıldığı kızın arkasından "zaten hiç sevmedim" diyorsa; onun ben adamlığını sikeyim."
Osman Çokkaş (Bizim bakkal)

Tespit


"Kimse hayat kadar sert vuramaz"
Rocky Balboa

(Birçok kişinin burun kıvırarak basit bir döğüş filmi zannettiği Rocky serisiyle ilgili size detaylı bir yazı yazacağım yakın zamanda. Recep İvedik 2, Amelie, Men in Black gibi filmlerin de olduğu listeye de eklemek lazım bunlardan birini kanımca.)

13 Eylül 2012 Perşembe

Çok önemli soru

Şirkette belli kişiler dışında herkeste internet kapalı olduğundan, bana gelip "Ya Kamil senden mailime bakabilir miyim" diyen, mailine girip birşeyleri yazıcıya gönderdikten sonra mailinden çıkış yapması yetmiyormuş gibi bir de üstüne 10 tane sekmenin açık olduğu Chrome penceresini kapatarak giden, Efes Extra seven insanları bile kızdıran sevgili iş arkadaşım:

Senin Chrome'u kapatıp gittiğini gördüğünden beri içim içimi kemiriyor. Sana bir soru sorasım geliyor ve sormam lazım, sormam şart. Cevabını deliler gibi merak ettiğim bir soru beynimin içinde yankılanarak büyüyor. Allahım bu soru gerçekten benim mahvıma sebep olacak, dayanmakta büyük güçlük çekiyorum. Sanırım kendimi tutamayacak ve bu soruyu soracağım. Zira meraktan gözlerim kızardı, kulaklarımdan soluyorum adeta. Evet dayanamıyorum, Allahım yarabbim bu cevabını meraktan öte duygularla duygularla beklediğim soruyu soracağım, evet, soruyorum:

Sen nasıl bir malsın?

Künefe


Bir sitede evde de yapıyorum çok rahat gibi bir yorum okuyunca ben de evde yapmaya karar verdim. Nasıl hazırlandığını da başka bir siteden kopi peyst yaptım, ilk fırsatta deniyorum.

200 gr. tel kadayıf
2 çorba kaşığı tereyağı
200 gr. dil peyniri
1 su bardağı toz şeker
1,5 su bardağı su
1 dilim limon
Antep fıstığı veya dondurma

Şerbet malzemelerini tencereye alıp kaynatıyoruz. Tel kadayıfı doğruyoruz. Teflon tavanın zeminine tereyağının yarısını alıp yayıyoruz. Tel kadayıfın yarısını tavaya serperek döküyoruz. Peyniri üzerine rendeliyoruz. Kalan tel kadayıfı da üzerine serpiyoruz. Tereyağının kalan yarısını da eritip üzerine döküyoruz. Tavayı ocağa alıyoruz. Alt tarafı pişince düz bir kapak yardımıyla künefeyi ters çeviriyoruz. Diğer tarafı da pişine servis tabağına alıyoruz. Üzerine yeşil fıstık serpiyoruz. Dondurma ile birlikte servis ediyoruz.

Pablo

Mükemmel bir alıntı, valla on numara, hatta on üzerinden kırk dört veriyorum:

"Picasso, bir gece evine dönerken kapıda evine girmeye uğraşan bir hırsızla karşılaşır. Yakalamaya fırsat kalmadan hırsız kaçar. Derhâl evine giren Picasso, hırsızın resmini çizerek polis merkezine gönderir. Bir hafta sonra ünlü ressama şu bilgi verilir: “Sayın üstat! Gönderdiğiniz resim üzerine çoğu sakat olmak üzere yirmi kişi, iki at, bir kedi ve birkaç adet konserve kutusu yakalanmıştır."

Kimin gözleri

Yeter ulan yeter. İki haftada bir aynı insanı anasayfanıza koymayın artık. Bütün gözler onun üstündeymiş, yalan bir tek sizin web sitenizi güncelleyen abaza editörlerinizi gözleri onun üstünde. Katıldığı festivalden arta kalan zamanında tatil yapmışmış, bitmedi mi abi festival yüz aydır? Bugün bir de bu haberin hemen yanında da Frikiği çok geç fark etti başlıklı aynı zihniyette bir haber var ki zihniyet aynı tutarlılıkla çalışıyor demektir bu.

Önünde iki tane seçenek var. Bunlara talep var diye "haydi bakalım götler havaya, memişler fora" galerileri yapmaya devam edeceksin, ya da seni takip eden kitlenin yararını düşüneceksin. Ben hergün milliyet.com.tr'den haberleri okurdum nispeten taraf olmamayı başarıyordu çünkü, ama artık hergün bakmayacağım.

12 Eylül 2012 Çarşamba

Ciyıltt


Üstünkörü okuyarak aşağıya kopi peyst yapıyorum bu öneri listesini. Bana uyan maddeler varsa uygulamaya alacağım, zira kösele gibi bir cilde sahibim uzun zamandır. Okuyunca da, göz ucuyla baktığım da gördüğüm dördüncü maddedeki olacağı gibi, ufak silmeler yaparaktan erkeklere has bir hale getireceğim.
  1. Cilt tipinize uygun bakım yapmayı alışkanlık haline getirin. Cildiniz yağlıysa; sadece nemlendirici özelliği bulunan, içeriğinde yağ ve alkol olmayan ürünleri tercih edin.
  2. Cilt hücrelerinde kan dolaşımını hızlandırmak ve içeriden beslemek için günde en az 8 bardak su için. Bu aynı zamanda, formunuzu korumaya da yardımcı olacak.
  3. Her cilt türünde, siyah nokta sorunu görülebilir. Gözeneklerinin içine kir, toz birikmesiyle siyah noktalar oluşur. Eğer orta seviyede siyah noktalar varsa günlük kullanıma uygun tanecikli temizleme ürünlerini kullanabilirsiniz. İleri seviyede siyah nokta varsa; güzellik uzmanına danışın!
  4. Güzelliğinize güzellik katan makyaj; gece uyumadan önce temizlenmediği takdirde cilt problemlerine davetiye çıkarır. Ne kadar yorgun olursanız olun, makyajınızı temizlemeden uyumayın. Cilt hücreleri geceleri yenilenir, makyajlı uyuyup bu değerli fırsatı kaçırmayın!
  5. Cildinize hem içeriden hem dışarıdan bakmanız gerekir. Tam bakım için mutlaka sağlıklı beslenin. İçeriğinde vitamin, mineral, antioksidan olan sebze ve meyveleri beslenme planınızdan eksik etmeyin.
  6. Kuru ciltlerde sivilce sorununa pek rastlanmaz ancak cilt gergin olduğu için erken yaşlarda kırışıklık görülebilir. Siz, hemen önleminizi alın ve kuru ciltler için üretilmiş yoğun nemlendirici özelliğe sahip kremleri kullanın.
  7. Hem formda kalmak hem cilt güzelliğinizi korumak için düzenli egzersiz yapın. Egzersiz, cildin kan dolaşımını hızlandırır ve sağlıklı görünmesini, parlamasını sağlar. Açık havada 30 dakika yürüyüş yapmak cildinize olduğu kadar saçlarınıza da faydalıdır.
  8. Zararlı güneş ışınlarından cildinizi koruyun. Özellikle yaz mevsiminde güneş koruyucu krem sürmeden dışarı çıkmayın. Dilerseniz, SPF içeren fondöten kullanarak hem güneşe karşı korunabilir hem de cildinizdeki kusurları kapatabilirsiniz.
  9. Stresten uzak durun, düzenli uyuyun. Uykusuzluk ve stres, cildin baş düşmanlarıdır. Gün içinde stresli ortamlardan uzak durmaya çalışın. Meditasyon yapın.
  10. Alkol ve sigaranın cilde vereceği zarar, başka hiçbir dış faktörle kıyaslanmayacak kadar büyüktür. Sadece sigara içilen ortamlarda bulunmak bile cildinizin yaşlanmasına, renginin koyulaşmasına sebep olur.

Behramkale

Yine burada olmak vardı şimdi.

Yiğit Özgür

Volüm 3244

Takipteyiz Reyiz

Sabah sabah koptum ya. Milliyet internet sitesinde yazığı yoruma hafiften kızmış bir edayla "Herkes duysun" ibaresi eklemiş bir abimiz. İyi de sen kimsin ki diyesi geliyor insanın. İlk yorumda da arkadaş bir sorun olduğunu ispat ederek Selçuk'u sessizliğiyle başbaşa bırakmış adeta. "O zaman attığın gole niye sevinmedin Selçuk? Çünküüü yalançısın da ondan."

 

11 Eylül 2012 Salı

Canım Türkiyem

Ulan tuhaf adamlarız valla, şu ülkede yaşayan herkes bu kadar heyecanlı bu kadar tezcanlı yeminle söylüyorum. Kötü manada değil, hoşuma gidiyor milletçe bir dakikada bu kadar coşkudan ölecek hale geliyor olmamız.
.

Altyazı

Özellikle ilk resimdeki tipte yapılan, bulunan düz bir fotoğrafa klişeleşmiş cümlelerin eklenmesine hastayım amma ve lakin bizim birçok arkadaşı anaşiklik sevdalısı yapan filmden alıntılanmış aşağıdaki fotoşoplu fotoğraf da ufaktan bir zeka pırılıtısı içeriyor.


10 Eylül 2012 Pazartesi

Space - Neighbourhood

May nay-ba-hud may may may biu-tiful nay -ba-huud. Solistin yorumu, söylerken girdiği ketovari hareketleri ve tipi süper. Artı bir de ilk olarak 01:27'de giren melodiye hastayım. Şair bu şiirinde kendisine ilanı aşk eden sevgilisine "Ben de sana karşı boş değilim." diyor.


Who lives in a house like this?
Who lives in a house like this?
In number 69 there lives a transvestite
He's a man by day but he's a woman at night
There's a man in number 4 who swears he's Saddam Hussein
Says he's on the chart to start a third world war
Ohhhhh if you find the time please come and stay a while
In my beautiful neighbourhood

In 110 they haven't paid the rent
So there goes the T.V. with the repo men
In 999 they make a living from crime
The house is always empty cause they're all doing time
Ohhhh if you find the time please come and stay a while
In my beautiful neighbourhood, my neighbourhood
My, my, my beautiful neighbourhood, my neighbourhood
My, my, my beautiful neighbourhood

Who lives in a house like this?
Who lives in a house like this?
In number 18 there lives a big butch queen
He's bigger than Tyson and he's twice as mean
In 666 there lives a Mister Miller
He's our local vicar and a serial killer
Ohhhh if you find the time please come and stay a while
In my beautiful neighbourhood, my neighbourhood
My, my, my beautiful neighbourhood, my neighbourhood
My, my, my beautiful neighbourhood

Who lives in a house like this?
Who lives in a house like this?
They want to knock us down cause they think we're scum
But we will all be waiting when the bulldozers come
In a neighbourhood like this you know it's hard to survive
So you'd better come prepared cause they won't take us alive
Ohhhh if you find the time please come and stay a while
In my beautiful neighbourhood, my neighbourhood
My, my, my beautiful neighbourhood, my neighbourhood
My, my, my beautiful neighbourhood

Süper araba


Valla seviyorum böyle adamları:  "öncelikle altın kaplama filen değildir arabam full orjinal olup çok memnunum satmayı düşünmüyorum araba orjinal deyip değerinden 2katı fazla para isteyenlere inat benim neyim eksik diye yazdım.yok illa alacam diyen varsa gözünün yaşına bakmam satarım..."

Sahibinden sitesindeki satılık 1993 model Fiat Tempra SXA arabaların fiyatları 6.300 ile 12.000 arasında değişiyor. Bu arkadaş arabasını koymuş yayına 30.000 liraya ve açıklamaya da yukarıdaki yazıyı yazmış. Süper bir tepki. İlanın linkini koyalım kaldırılmayacağını umarak. Her ihtimale karşı ekran görüntüsünü de yana ekleyelim, tıklayıp büyük halini görebilirsiniz, açıklama en altta. Ben Auris istiyorum bu arada, kendisi beyaz, jantları siyah. Peşine de bir karavan ekledik miydi tamam işte.

Fatih Kerim

No comment. Adam arayıp böyle tek tek fırçalayabiliyor hepsini. Sevgili hocamızın yaptığı doğru birşey değil  elbette ama spor camiasındaki hemen herkesin Fatih Terim'den bu denli tırsması takdire şayan. Kaya Çilingiroğlu'nun kopup gülmesi süper, çok doğal bir tepki, ben de izlerken öldüm gülmekten. Bir de özellikle Orduspor başkanının götüm götüm korkarak, daha önce söylediği sözlerden çark etmesi on numara olmuş. Evet kardeşlerim, işte size ibretlik bir paylaşım. İzleyin feyz alın, ibret alın.



Kına Zamanı

Spordaki başarısızlık sonucu vicdansız eleştirilere giren kamil yorumcular var. "Ben olsam onun hakemlik lisansını yırtarım... bunun adı takıma ihanettir... bu hareketin tanımı cinayete teşebbüstür..." Yok artık Ali Sami demek gerek sanırım. Her boku biliyorsunuz anasını satiim. Binyıllardır süren eleştirmenlik hayatlarında koca götlerini koltuklarından kaldırmadan, elini - ayağını bir kere topa sürmemiş adamlar "Bir futbolcu bunu yapamaz, lisansını yırtmak lazım, yediği ekmek..." muhabbetlerine girebiliyorlar. Ülkemizde bu olaylar sığırlık düzeyinde devam ediyor, en saçma salak eleştiri düzeni bizde zannederdim ama bak adam kendini öldürmüş işte. Evet şerefsiz, kırmizi şortli  yibinalar sizi. Ben yirmi kilo kına kargoladım, azar azar sürün hepiniz kıçınıza.

Haberin Linki
"Rusya Bayan Milli Takımı'nın antrenörü olan ve aynı zamanda Rusya Bayanlar Süperligi'nde Dinamo Moskova'yı çalıştıran Sergey Ovchinnikov, intihar etti. 2012 Londra Olimpiyat Oyunları'nda, takımın derece alamamasından sorumlu tutulan ve Rus medyası ile voleybol camiası tarafından çok eleştirilen Ovchinnikov, Dinamo Moskova takımı ile Hırvatistan'da kamp yapıyordu. Ancak bu durumu ve baskıları kendine yediremeyen çalıştırıcı, takımın kamp yaptığı otel odasının banyosunda kendini asarak canına kıydı. Sergey Ovchinnikov'ın bugün (29 Ağustos) öğle saatlerinde intiharı ve hayatını kaybetmesini, Rus Federasyonu tüm dünyadan gizliyordu."

Zencefil

Geçen gün şirketteki bir arkadaşımdan gribal enfeksiyon kapmak üzereydim. Yeryüzünde en çok sevdiğim şahısla telefonda konuşurken -baya uzakta ne yazıkki kendisi- kendisi bana zencefilli limonlu çay içmemi önerdi. Sabah merkez ofiste yasak olmasına rağmen mesai saatinde deparla karşıdaki süpermarkete giderek zencefilli çay aradım. Poşet çaylarda zencefilli çay yoktu. Marketteki her boku bilen kız "Öyle çay yok" dedi. Ben de bayan olduğundan yüzüne diyemediğim için, içimden "Adam gibi konuş sktirtme şimdi tahtanı" diyerek kök zencefil ve sallama ayvalı ıhlamur aldım ve cumartesi günü şirkette ilk zencefilli çayımı yudumladım. Küçük bir parça zencefili ikiye bölerek ıhlamura attım gayet leziz oldu. Aynı büyüklükte bir zencefili sağlam parçalayıp normal bir çay daha içtim ki, o da acı oldu. İki denemede zencefil ayarlama konusunda ufaktan fikir sahibi oldum. Grip de olmadım bu arada domuz gibiyim sevgili dostlar.

Not: Öyle çay da varmış aq, al sana manyak karı, Allahın denyosu, nobrain seni..

8 Eylül 2012 Cumartesi

Leziz

Anlamak gerçekten imkansız. 25 şehit var ortada ve bu askerlerin şehit olmasının sebebi de bir sürü dev ihmaller. Bir aylık askere, üç gündür o kışlada olan askere bomba sayımı yaptırmalar, gece yarısı sanki savaşa girecekmişiz gibi sayım yapmalar, cumhuriyet tarihi kadar eski bombalar.

Şu anki şirketimde herhangi bir donanımı kime verdiğimi düşüne düşüne uykularım kaçıyor bazen. Kıçı kırık bir işin stresinden iki yılda saçlarım sakallarım beyazladı, iki yıldır saçlarım her akşam yıkayacağım kadar yağlanıyor, ağzımın içinde yaralar çıkıyor vs vs. Hele bir de böyle bir vebalin altında kalsam ya kederden ölürdüm ya delirirdim herhalde.

Gelgelelim paşamız patlamanın olduğu kışlaya giderken Afyon valiliğini ziyaret ediyor ve kendisine plaket, halı malı gibi birtakım hediyeler sunuluyor. Her hediyede pozlar verilip fotoğraflar da çektirilmiş. Şimdi sırası değil kalıbına uygun durumuna uygun bir durumda, konuyla hiç alakası olmayan insanlar bile konser doğun günü kutlaması gibi etkinliklerini yapmazken, paşamızın yaptığı gerçekten takdire şayan. Her bünye kaldıramaz bunu.

7 Eylül 2012 Cuma

Şakirt ötesi

Afyon'daki cephanelikte olan patlamada bile hükümetimize ve başındakilere yaranma malzemesi çıkarabilmiş bir basın emekçisi. Sana helal olsun sevgili Salih Memecan, tüm samimiyetimle söylüyorum ki, bin kere helal olsun. Gerçekten de bu yaptığın çok zor, çok meşakkatli bir iş. Ağzıma sçsan, ebemi sksen bu kadarını yapamam ben.