Futbolda sağ ayağımla vursam bile soldan vurmuşum gibi sert gider. Karşıdan karşıya geçerken önce sola bakarım. Bir sorun olur da kullandığım araba kayarsa sola kayar. Sol yumruğum daha hafiftir, can yakmaz. Kalbim soldan atar. Bir koltukta uyuya kaldığım zaman sola devrilirim.
3 Eylül 2013 Salı
Transfer
Bruma'yı değil de Bruno'yu transfer etseymişiz ya. Ben kendisinin adını böyle uzata uzata Buruuu-ma diye okuyacağım müsadenizle. Adamın adı heryerde Bruma diye geçiyor, ama asıl adı: Armindo Tué Na Bangna Bu da enteresan tabi. Yarın öbür gün transfer edilebilirse, sevgili kulübüm Galatasaray başka adam kakalandığı iddiasıyla kavga çıkarsa haklı yani.
29 Ağustos 2013 Perşembe
Bu akşam
Gereksiz uykusuzlukları azaltmak lazım. İş üzerine birşeyler çalışılma hedefiyle başlayan, çok da vakit harcanan ama o vaktin çok verimsiz kullanıldığı uykusuzluklardan bahsediyorum. Kendi kendimi küçük şeylerle motive etme triballerine giriyorum bugün yine. Zaman zaman olduğu gibi "Bilmemne işi bitsin de kendime şöyle bir yemek ziyafeti çekeyim. Şu sunumu atlatayım da akşam mekanda iki bire yuvarlayayım. Bu müşteriden sorunsuz çıkarsam köprüye gidip rakı balık yapayım..." dediğim kendimi ödüllendirme modundayım. Bu akşama rahat rahat ulaşabilirsem, yani bir toplantı ve bir kurulumu sorunsuz atlatabilirsem süper olacak.
28 Ağustos 2013 Çarşamba
Yakışıklı
Geçen ekşisözlü'te bir başlıkta gelmiş geçmiş en yakışıklı adamın kim olduğu tartışılıyordu ve Alain Delon üzerinde hemfikir olmuş baya bir kişi vardı. Bence Müşfik Kenter'dir bu yakışıklı. Şimdilerde moda olan saç modellerini 60 yıl önceden denemiş yaşlılığında bile taşakları yere değen bir yakışıklılıktadır kendisi. Ruhun şad olsun; sesinle, oyunculuğunla, şiirinle seni çok sevdik abi biz.
21 Ağustos 2013 Çarşamba
Tutumluluk Üzerine
- Çocuklarınıza nasıl hesap yaptığınızı gösterin. Bankaya giderken onları da yanınızda götürün ve biriktirdiğiniz parayı hesabınıza yatırırken sizi izlesin. Neden ve nasıl birikim yaptığınızı sizi izleyerek öğrensinler.
- Alışverişe çıkarken çocuğunuzu da yanınıza alın. Ondan fiyatları okumasını ve en ucuzu bulmasını isteyin. Zamanla oyuna dönüşen bu alışkanlık, çocuğunuza en eğlenceli şekilde tutumlu olmayı öğretecek. Hatta ellerine bir hesap makinesi verin ve hesaplama yaparak bütçelerini kontrol etmelerini isteyin.
- Çocuklarınıza başardıkları şeyler karşılığında harçlık verin. Hatta bu harçlıkları verirken küçük meblağlardan başlayın. Onları paraya boğmayın. Zamanı geldiğinde harçlık vermek yerine onları yarı zamanlı bir işte çalışmaya teşvik edin. Böylece para kazanmanın zorluğunu ve emeğin kıymetini çok daha iyi anlayacaklardır.
- Küçük çocuklarınız için kumbara, büyük çocuklarınız için banka hesabı açın. Böylelikle biriktirdikleri parayı görüp, bir şey başardıkları hissini tatsınlar. Hatta küçükler için cam kumbaralar seçerseniz, biriktirdiklerini görüp daha da mutlu olacaklardır.
- Hesap kitap öğrenmek sıkıcı bir derse dönüşmesin. Onlara tutumlu olmayı esprili yollarla öğretin. Akılda kalıcı örnekler verin. Monopoly gibi paranın değerini öğreten oyunlar alın.
- Çocuğunuzla birlikte oturup aylık gelir-gider tablonuzu yapın. Kenara ne kadar para ayırabilirsiniz, elinizdeki parayı nereye harcayabilirsiniz ya da acil ihtiyaçlarınız hangileri birlikte karar verin.
- Çocuğunuza halen çatınız altında yaşıyorken yaptıkları seçimlerin sonuçlarına katlanacaklarını öğretin. Kredi kartları özellikle üniversite öğrencileri için tam bir tuzağa dönüşebiliyor. Limiti aşsalar bile aileleri açığı kapatıyor. O yüzden ipleri baştan ele almak lazım. Çocuğunuz daha küçükken her istediğini almayın. Sınırlar koyun. Tasarruf yapmak, seçim yapmak demektir. Her istediklerine sahip olursalar, neyin öncelikli ya da acil olduğunu asla öğrenemezler. Kısacası yeri geldiğinde onlara ‘Hayır!’ demeyi öğrenin. (Photo: Getty Images)
- Hem verdiğiniz harçlıkların nereye harcandığını öğrenin, hem de onların bilinçli harcama yapmalarını sağlayın. Giderlerini bir liste halinde tuttukları zaman, harcadıkları paranın daha iyi farkına varacaklardır.
- Tatil planınızı çocuğunuzla birlikte yapın. Ona görevler verin. Mesela en ucuz ve en konforlu oteli araştırıp bulmasını isteyin. Seçimlerini daha sonra siz kontrol edin ve gerçekten başardıysa ona hediye olarak tatili bir gün daha uzatın.
- Verdiğiniz harçlıklardan biriktirerek kendi kıyafetlerini almalarını söyleyin. Böylelikle yaptıkları harcamalara dikkat etmek zorunda kalacaklardır. Tabii bu arada siz de verdiğiniz harçlığın miktarını ona göre ayarlayın. Sadece yiyeceğine yetecek bir parayı çocuk nasıl biriktirsin. (Ablama okutmak üzere yapılmış bir alıntı)
Şişko patates
Bir ters motivasyon yazısında daha beraberiz. Rejimin belli evreleri var, bunlar: İ
stesem veririm, ama istemiyorum, bu göbek büyüdü bundan kurtulayım artık, ben bu halimle mutluyum ya. cümlelerini de içinde barındırıyorlar. Burada bulunsun bakalım, kilo vermeye yeniden niyetlendiğimizde okuruz.
stesem veririm, ama istemiyorum, bu göbek büyüdü bundan kurtulayım artık, ben bu halimle mutluyum ya. cümlelerini de içinde barındırıyorlar. Burada bulunsun bakalım, kilo vermeye yeniden niyetlendiğimizde okuruz.
- Davranış tedavisinde amaç, ne yediğiniz değil, nasıl yediğinizdir! Yemek yeme şeklini değiştiren bireyler, sadece kilo vermekle kalmaz; tekrar kilo almanın da önüne geçmiş olurlar.
- Şişmanlığa sebep olan hatalı davranışların bazıları şunlardır: Çok fazla yemek yemek, az çiğnemek, büyük lokmalar almak, su içmemek veya az içmek, sürekli öğün atlamak, öğün arasında düzenli olarak abur cubur atıştırmak, sıkıntılı ve stresli durumlarda yemeğe yönelmek.
- Davet ve ziyafetlerde ikramları reddedememek, akşam yemeğinden sonra yatıncaya kadar yemeğe devam etmek, yemekte çatal ve bıçağı hiç bırakmamak, hızlı yemek yemek, özellikle çalışan kişilerde eve gelince atıştırıp, arkasından yemek yemek.
- Yemek davranışını geliştirmek için uygulanması gereken basit ama sağlıklı birkaç öneri: Yenmemesi gereken ya da az tüketilecek besinleri satın almamak, televizyonda yemek programlarından kaçınmak, çünkü çok iştah açıcılar, yenmeye hazır besinlerden uzak durmak.
- Aç karnına alış verişe gitmemek, yiyecek alış verişine giderken mutlaka liste yapmak ve listenin dışına çıkmamak, evde abur cubur bulundurmamak.
- En önemlisi kilo verme sürecinde sabırlı olmaktır. Kilo çok kısa zamanda alınan, ancak vermesi uzun vakitler gerektiren, sabra dayalı ve güç bir yoldur.
- Eğer kilo almak istemiyorsanız, tüm tehlikeli besinleri yemeden önce, onu yakmak ve vücudunuzdan atmak için, ne kadar uğraşmak zorunda kalacağınızı düşünmelisiniz. Bu sizde görünmez bir caydırıcı etki yaratacaktır.
Karahasanlı Şahin
Benim için bir internet fenomeninden fazlasıdır gerçekten. Arasıra açıp moral depolamamı sağlayan, gülümseten bir adam. Kendisi düğünlerde olması gereken tipte apayrı bir renk. Şöyle bizim su balesi ekibinden arkadaşların olduğu bir eğlencemiz olsa ya yine, samimi bir ortam olmasına güvenerek ben de Şahin bey biraderim gibi kafama göre tepinebilsem. (Favorim en üstteki video, ekürisinin belindeki yarım kilo anahtar da ayrı bir ayrıntı.)
a
31 Temmuz 2013 Çarşamba
Sevgili
(Çok istediğim gibi olmadı ama buyrun okuyun arkadaşlar)
- Zamanında bir kız arkadaşımla olan tartışmanın ardından gece saat üçte feyisbukuma "aşk diye birşey yoktur, gidin yatın şimdi" yazmıştım. O anki kız arkadaşımın aşka dair bende yarattığı nefretimsi hissiyat buna neden olmuştu.
- İleriye dönük bir birlikteliğe başladığımı sandığım ve çok özenli davrandığım bir olayda da o dönemki kız arkadaşım, nasıl olacaksa eski kız arkadaşımın bizi ayıracağını düşünerek benden ayrılmış, ben de "niye istediğim gibi olamıyor" diye düşünerek evlendiğim kişiye vermek üzere "Eşime mektup" yazmıştım. Tam bir romantik sırsiriymişim.
- Sonra 3 yıl çıkmanın ardından bu mektubu, sevgimin ve kendisinden eminliğimin bir nişanesi olarak başka bir dönemki kız arkadaşıma vermiştim, hani "Eşime verecektim de, eşim sen olacaksın nasılsa" hesabı. ama onun da oyalamaları ve bazı ağır yalanları yüzünden ondan da ayrılmıştım. Mektubu "ben evde saklayamam" diyerek bana itelediğini de ayrıldıktan sonra fark etmiştim mal ben.
- İlk birlikteliğim olduğundan saşma sevgimle korkuttuğum ve benden ayrılan üniversitedeki ilk kız arkadaşım da; alkollü bir gecenin ardından birlikte olmamıza müteakip beni şutladığı dönemdeki taşıdığım alevle geri dönmek istemişti.
- "Değil beş ay, ben seni iki yıl beklerim" diyerek beni askere gönderen ve kırk günlük askerken benden ayrılan başka bir model ise asker dönüşü, ağlayarak özür dilemiş, kırk gün bekleyemediği bana 4 ay tekrar başlamak için ısrar etmişti.
- Böyle sayıyorum millete ama, beni karşılıksız sevdiğini hissettiğim ve karşılığında benim kendisine büyük bir yalan söyleyerek tak diye ayrıldığım bir sevgilim olmuştu. Aynı üniversitede hemen hemen aynı yıllarda okuyup hiç denk gelmediğimiz. İyi bir insan olduğuna inanılmaz şekilde kani olduğum, bunu söylediğimde "İyi insan olmak yetmiyor be Kamil" diyen, beni kısmen affetmiş olan.
- Sevdiğimden daha çok saygı duyduğum için, kendisini üzmemek için; duymak istediğini söylediğim zamanlar oldu kimisine. Kimisi de duymak istediğimi söylemiştir bana muhakkak.
- Ayrılan ben olmuşsam geriye hiç bakmadım. Konuşabilmek, karşılıklı sakin bir şekilde kurulabilecek diyalogla her şeyin çözülebileceğini inandığımdan; ya zaten öncesinde bunu konuşmuşumdur, ya da zaten diyalog yokluğundan o hale gelmişimdir diye düşündüm hep.
- Benden ayrılmak isteyenin peşinden koştuğum olmadı hiç, deli gibi peşinden koşmak istesem de, ayrılırken bana yapılan açıklama çok ama çok saçma olsa da ısrar etmedim, edemedim kimseye. Gurur iyi bir şeydir diye düşündüm hep.
Adamın biri birkaç yıllık evliyken birini öldürüyor ve bahçesine gömüyor. Karısı da herşeyi görüyor ve kocasını ispiklemiyor tabiki. Aradan 25 yıl geçince bir gün kavgalar iyice arttığı bir gün adam boşanmak istiyor ve mahkemeye başvuruyor. Kadın da kocasını şak diye ispikliyor ve hapse şutlatıyor.İnsanların kaç yıllık eşlerini sokak ortasında kurşunlayarak, onlarca kez bıçaklayarak öldürdüğü bir ülkede yaşıyoruz. Sevdiği bir insana bunu yapacak hale nasıl gelir. "Geliyor işte" dememek lazım, seven insan sevdiği insandan sevdiği için vazgeçebilir.
Hayatımın herhangi bir döneminde hoşlandığım bile olsa, kalbimde herhangi bir pırpır oluşturan insanların çoğu için "benimle olmadı, Allah yolunu açık etsin, onu hep mutlu etsin" diyebiliyorum. bu güzel bir şey, ama bazen de bu hissiyatın olmadığı durumlar oluyor ki bu durumda da benim yapabileceğim birşey yok. Çünkü o durumun o hale gelmesinin sebebi zaten ben olmuyorum.
"Her ilişki kendi içinde özeldir, her ilişki kendi içinde güzeldir." Bu güzellikleri yaşarken, birlikteliğin içindeyken etraflıca bakmak, değerini bilmek gerek. Çevremde yaşadığı ayrılıktan ötürü beyin olarak çok yıpranmış, birlikteliğini rutine bindirmiş, evliliği mutsuz giden çok insan var.
Benim hiç kavga etmediğim bir tane birlikteliğim oldu. Öyle üç beş aylık kısa bir birliktelik de değildi bu ve hiç bir tartışma bile yaşamadım. Bu birliktelikten sonra ben, aşk diye birşeyin olduğuna kanaat getirdim kendimce. Karşındakinin zaafına basmadan, konuşarak, anlamaya çalışarak, gözüne bakarak ve en önemlisi karşındakinin sevgilin olduğunu unutmadan konuşarak. Karşımda sevgilim olduğunu unutmadan yaşadığım bir birliktelik. Karşımda sevgilim olduğunu unutmama imkan olmayan bir birliktelik, çünkü her baktığımda bana aynı aşkla bakan gözleri görebildiğim, karşımda sevgilim olduğunu her bakışımda hatırlatan bir birliktelik.

Ben Kamil Güğüm. Kötü bir insanım. Kötülük yaptığım insanların hepsinden özür diledim, çoğu da affetti beni. Bana kötülük yapıp özür dileyenler de dilemeyenler de oldu ve ben de çoğunu affettim.
Ama bir de, belki de iyi bir insan olduğum için, denizin buz gibi soğuk sularının bir tapınağa çıktığı yerde, yer yüzündeki milyarlaca insanın yaşayamayacağı bir mucizeye şahit oldum, yaşadım. Ben Kamil Güğüm, iyi ve şanslı bir insanım.
Şa-KİRT
Bunu ilk okuduğumda olamaz demiştim, bu kadar mallık olamaz. Gelgelelim sevgili bademlerin cinsellik merakı bitmiyor ve her söylemleri kendilerini leyleklerin getirdiğini sandıklarını düşünmeme sebep oluyor. Yazık ötesi.
Müthiş İcat
Saçın görünmesi namahremken, baş örtüsünü saç formuna evirmeye çalışmak nasıl bir tezattır hiç mi düşünmüyorsunuz sevgili kardeşlerim. Üstteki notu ekleyen kardeşim de esas kapağı kendisine taktığının farkında değil. Ya da bu badem tayfasını kefal gibi göstermek için antibadem bir arkadaş yapmış bile olabilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










