Çok sevindirik oldum lan izlerken, helal olsun.
Futbolda sağ ayağımla vursam bile soldan vurmuşum gibi sert gider. Karşıdan karşıya geçerken önce sola bakarım. Bir sorun olur da kullandığım araba kayarsa sola kayar. Sol yumruğum daha hafiftir, can yakmaz. Kalbim soldan atar. Bir koltukta uyuya kaldığım zaman sola devrilirim.
Dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Eylül 2013 Salı
18 Haziran 2013 Salı
Dış Basın
Dış basında haber olmak; ama bu şekilde ne acı değil mi? Hala da yapılan laf salatalarına inananlar var. İngiliz BBC, Amerikalı New York Times, Fransız Le Monde dahil hepsi yalan söylüyor da bir tek bizim basınımız doğru söylüyor değil mi? Kimisi sindirilmiş, korkutlumuş; kimisi ise çıkarına göre haber yapmaktan hiç gocunmayan, yalamaya alışık ağzı bok kokan adamlar. Umarım yaptıklarının karşılığını aldığınızı görmeyi nasip eder Allah bana. Ülkenin damarlarına yapışmış züppeler sizi. (Resimlere tıklayarak büyük hallerini görüntüleyebilirsiniz.)
6 Haziran 2013 Perşembe
Emrah Serbes
"Her zaman dediğim gibi,
insan zincire vurulduğunda değil
kendi fikri olmadığında köledir."
insan zincire vurulduğunda değil
kendi fikri olmadığında köledir."
Emrah Serbes
Destek
Destek her yerden geliyor. Dünya yüzeyinde nerde devlet eliyle akilliği belirlenmemiş bir akil adam varsa mantık çerçevesinde düşünür düşünmez desteğini sunuyor zaten. Darısı istek üzerine sipariş edilen akillerin başına diyelim.
To all my friends in Turkey
I am with you! We are with you! You are so right to resist the forces of autocracy and repression. It doesn't matter who they are.
If I read the Internet right, in your case, you are resisting autocratic religious zealots.
Turkey is your country and we support you and yearn for your freedom, but also, you and your struggle are so important to the rest of the world.
Every time a man or woman or child takes to the streets, and stands up for human rights, for self determination, for democracy, for Mistress Liberty, the rest of the world is in debt.
We are not physically with you in the water cannon's fire, in the tear gas clouds, but we are with you in spirit.
We applaud your stand for we know it is not easy.
Your great country stands at the gateway between east and west. Constantinople is legend in the history of civilization. Your resistance today may well be a turning point between all of us and a return to the dark ages.
THERE IS NOTHING MORE IMPORTANT THAN WHAT YOU ARE DOING TODAY:
With love, and tears, and huge respect,
Roger Waters.
To all my friends in Turkey
I am with you! We are with you! You are so right to resist the forces of autocracy and repression. It doesn't matter who they are.
If I read the Internet right, in your case, you are resisting autocratic religious zealots.
Turkey is your country and we support you and yearn for your freedom, but also, you and your struggle are so important to the rest of the world.
Every time a man or woman or child takes to the streets, and stands up for human rights, for self determination, for democracy, for Mistress Liberty, the rest of the world is in debt.
We are not physically with you in the water cannon's fire, in the tear gas clouds, but we are with you in spirit.
We applaud your stand for we know it is not easy.
Your great country stands at the gateway between east and west. Constantinople is legend in the history of civilization. Your resistance today may well be a turning point between all of us and a return to the dark ages.
THERE IS NOTHING MORE IMPORTANT THAN WHAT YOU ARE DOING TODAY:
With love, and tears, and huge respect,
Roger Waters.
4 Haziran 2013 Salı
Gezi Parkı
Yandaki karikatüre benzer tavırlarından bıkmadı sevgili başbakanımız. Bir keresinde bindiğim bir takside taksici abi, "ben başbakanımızı yanaklarından öpmüşlüğüm var, (es) başbakanımız Tayyip Erdoğan'ı (es) bu yanaklarından (es) öpmüşlüğüm var. Onun yanakları bile pamuk gibidir, pamuk pammuk, sinirlendiriyorlar adamı" demişti. Ama başbakanımızın sinirlenmesi için herhangi bir artı unsura gerek kalmıyor. Çoğu zaman kendi fitilini kendi ateşliyor başbakanımız.Dün Reuters muhabiriyle de tartışmaya çalışırken, muhabir ta en başta soruya girerken suratındaki değişim, sonra alay etme çabası, sonra kendi laf çevirme telaşında boğulması, "eeee cehape nerde peki" diyip sonra bir yere bağlayamaması.
Gerçekten de prompter çalışırken iyi konuşan, mevcut metni iyi okuyan hatip bir başbakanımız var, ama kontra soru geldiğinde ya da ikili diyaloga girdiğinde saçmalayan; karşısındaki kişi kim olursa olsun, muhalefet lideri, muhalefet partisi milletvekili fark etmez, çiftçiye, öğrenciye, protestocuya bile kendince hor görecek ya da küçümseyecek sıfatlar takan gafın daniskasını yapan bir başbakanımız var.
Biz kararımızı verdik gibi kesin bir cümleyle girmeseydi, her zaman yapıldığı gibi biraz beklenip millet uyumaya çekildiğinde parka dalınsaydı hiçbir şey olmayacaktı. Ama sen her hareketini kısıtladığın gençleri bir de böyle "sizi siklemiyorum, adam yerine bile koymuyorum" tripleriyle itmeye çalışırsan olmaz sayın başbakanım. Ağzını açanı nezarete vs'ye attırırsan, seni azıcık eleştiren adamı bile etiketlersen, bir haftadır süregelen olaylar gibi bir patlama olduğunda milletin ağzını tutamazsın işte. O kadar çok küfür var ki başbakana edilen duvarlara yazılan. Zamanında küçük küçük eleştirileri alabilseydi, azıcık tahammül edebilseydi. En çok küfür edilen başbakan tanımlamasını almayacaktı belki de. Yazık.
Konuya dair benim düşüncelerim de şöyle: "Basın kuruluşlarının önünde protesto yapan herkese helal olsun, bu olaylarda kimseye zarar vermeden, kamu/insanların malına vandalca dalmadan tepkisini koyan herkese helal olsun. İki hafta önce bir arkadaşıma "bu memleket bitti, düzeldiğini 6-7 kuşak sonrası bile göremez" demiştim, şükürler olsun ki çok pis göt oldum."
3 Haziran 2013 Pazartesi
Gözaltı
"Öncelikle beni düşünen avukat arayan yardımcı olan merak eden herkese teşekkürler. Eve geldim iyiyim. Yaşadıklarımı yazmak istiyorum tek amacım gözaltında yaşananlardan herkesin haberi olsun. Başka bi amacım yok baştan söylemek istiyorum. Olayları en başından ve edilen tüm küfürler ve hakaretleri belirterek yazacağım. Tüm açıklığı ile..Dün akşam (03.06.2013 tarihinde) saat 21:00 civarında Beşiktaş barboras bulvarı ışıkların orda gözaltına alındım. Ne bir küfür etme veya taş atma gibi bir eylemde bulunuyordum. Görür görmez kolumdan kıvırarak aldılar. Nasıl gözaltına alındığımı bazı arkadaşlarda televizyonda görmüş. Ardından cehennem başladı. Sahil tarafında ki ışıkları geçip sahil tarafında ki iett durakların başındayken gören her polis ve çevik kuvvet tekme yumruk atmaya başladı. Yaklaşık 100 150 metre boyunca yani kadıköy iskelesinin oraya gelene kadar önüne gelen yumruk tokat tekme atıyordu. Bu vatanı siz mi kurtaracaksınız .mına koyduğumun çocukları, .rospu çocukları gibi küfür ve hakaretlerin sonu gelmedi. Gözaltı otobüsüne gidene kadar kaş kişinin vurduğunu sayamadım bile. Tam otobüslerin yanına geldiğimde bir otobüsün arkasında bir kaç seslendi getir buraya. Otobüsün arkasına alıp onlarda tekme yumruk atmaya başladılar. Sonradan öğrendim kamera olduğu için otobüsle duvar arasına almışlar dövmek için. Gözaltı otobüsüne(iett) geldiğimde ışıklar sönüktü ve içerken bi kızın yalvarış sesleri geliyordu:"Ben bişey yapmadım abi" Otobüse binerken ve bindikten sonra vuranları göremedim bile. Karanlıkta tek yapabildiğim kafamı tutmaktı. Küfürler hakaretler devam ediyordu. Oturdum yanımdan geçen herkes vuruyordu. Ayağa kalktım ve köşeye geçtim. Oturmamı istediler oturunca her geçen vuruyor dedim yine küfür edip tokat yumruk atıp oturttular. Kıza vuruyorlardı boğazını sıkıyorlardı. İsmi Süleyman olan bir sivil polis kıza aynen şunları söyledi: Seni burda domaltıp .ikerim. Ve kızın verdiği cevap içler acısı idi. Kız kısık bi sesle: “Tamam abi”, diyebildi. Ve ardından otobüste bulunan 3 kişiydik üçümüze zorla “Türk polisini seviyorum. “Vatanımı seviyorum” diye bağırttılar. Daha yüksek daha yüksek diyerek defalarca. Hakaretlerin dayağın ardı arkası kesilmiyordu. Ortam biraz durulur gibi oldu bu sefer başka bir arkadaşı getirdiler. Çocuğun burnu kırılmıştı. Çoçuğa neden yüzünü korumadın dediğimde iki kişi zorla tuttu üçüncü kişi üç kere burnuma yumruk attı dedi. Ara ara getirilenler oluyordu. Ardından getirdikleri Bahçeşehir üniversitesinden Mustafa diye bi arkadaştı. 20 tane çevik saldırmıştı ayakta durmaya hali yoktu ve gözaltı otobüsünün yanında tokat yumruk yetmedi kafasına kaskla vurdular o da yetmedi kafasını otobüsün camına vurdular. Otobüse vurarak soktular. Elleri arkadan kelepçeli, başı kanayarak yere oturdular. Başının kanadığını gördük yanına gittim bez ile (burnu kırılan arkadaşın kanlı tişörtü) ile başında ki kan dinsin diye tutuyordum Süleyman denilen polis bana küfür etti ve s.ktir git yerine dedi. Kanıyor dedim. Kanasın dedi. Umrunda değildi. Adamı o yaralı halde kelepçeli tutuyorlardı bi kaç polise söyledik en sonunda birisi açtı kelepçeyi. Ve asıl ikinci içler acısı olay karakolda ifade için konuşurken oldu. Mustafa bana şöyle sordu: “Otobüste bana vurdular mı ne oldu?” dedi. Arkadaşımız hatırlamıyordu. Aklı tam olarak yerinde değilmiş otobüste iken. Son olarak gözaltı otobüsünde tuvalet ihtiyacımızı karşılamaydk sadece bir şişe su verdiler. Ardından rapor için hastane ve ardından karakola götürüldük. Karakola götürüldüğümüzde avukat ordusu vardı. Ve polisler artık bize ricayla konuşuyorlardı. Avukatlara, avukatlara çağrı yapan arkadaşlarımıza dostlarımıza ve bizim için endişelenen herkese çok teşekkür ederim. Bu yazıda en ufak bir abartma yoktur, yaşanan herşey gerçektir ve tek amacım gerçekleri herkesin birinci ağızdan duyması.
Zulme isyan devam ediyor. Bu faşist düzen bozulacak.
Erkan Yolalan"
6 Mart 2013 Çarşamba
Peynir, zeytin, ekmek
Şu haberde bahsedildiği üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız sayın Faruk Çelik, ilerleyen bölümlerinde kendilerinin de asgari ücreti daha yukarılara çekebilmeyi istediklerini ama rekabetin buna izin vermediğini söyleyerek toparlayamadığı demecinde; "Geçinemez diye bir şey yok, tabi geçinirsiniz. Niye geçinemeyeceksiniz? Eğer ona mahkumsanız 800 lirada büyük paradır. Geçinirsiniz. Netice itibariyle peynirin kilosunun fiyatı belli, ekmeğin fiyatı belli, yediğiniz zeytinin fiyatı bellidir." diye bir beyanatta bulunmuşlar. Sadece peynir, zeytin ve ekmek yiyerek geçinebilirmişiz öğrendiğim iyi oldu.
İktidarın 10 yılda asgari ücreti gerçekten bir yerlere getirdiği kısmen doğru, asgari ücret kötünün beterinden kötünün kötüsüne geldi doğru. Ama bunu anlatırken girdikleri şu üslup ne yazık ki iktidardaki partimizin bütün üyelerine artık yapışmış olan bir iticilikte. Yukarıdaki cümleler kurulmadan da anlatılamaz mı konu. Aşağıdaki de twitter'da denk geldiğim bir resim.
İktidarın 10 yılda asgari ücreti gerçekten bir yerlere getirdiği kısmen doğru, asgari ücret kötünün beterinden kötünün kötüsüne geldi doğru. Ama bunu anlatırken girdikleri şu üslup ne yazık ki iktidardaki partimizin bütün üyelerine artık yapışmış olan bir iticilikte. Yukarıdaki cümleler kurulmadan da anlatılamaz mı konu. Aşağıdaki de twitter'da denk geldiğim bir resim.
CB
4 Şubat 2013 Pazartesi
Bildiğiniz Gibi
Ne demek lazım bilemiyorum. Tecavüz eden erkek, hamile kaldı diye ortadan kaldırılması gerektiğini düşünenler de erkek. Tecavüz eden kişilere ceza vermeyen de erkek. Ciddi ciddi geçen yazdığımı uygulamak lazım. Tecavüzcülere çok sağlam, uçlarda cezalar verilmesi lazım. bizim insanımızın başka türlü anlama şansı yok. Beyni olan ve az da olsa çalışan bir insan burada nasıl Hasret'i suçlu görebilir. Diyecek laf gerçekten yok.
Enişte firardaymış. Enişte yakalansa ne olur ki, esas bu ölüm kararını alan tüm sülale ne olacak? Bu zihniyet daha ne kadar ağzımıza sıçacak ben çözebilmiş değilim. HABERİN LİNKİ
Yeğenler tecavüz etmiş eniştesi derede boğmuş.
Batman çayında cesedi bulunan Hasret Daşlı’nın akrabalarının tecavüzüne uğradığı ortaya çıktı. 4 aylık çocuğu aldıramayan aile ölüm kararı alıp genç kızı eniştesine derede boğdurtmuş.
Batman’daki ‘töre’ cinayetinin detayları kan dondurdu. Hasret Daşlı’nın cesedi, 17 Aralık 2012’de Batman çayında bulundu. Hasret’in henüz belli olmayan kimliğini araştıran polise, 22 Aralık 2012’de bir ihbar geldi. İhbarda bulunan kişi “Hasret Daşlı isimli 4 aylık hamile kadının amcaları tecavüze uğradığı için öldürüldüğünü, tecavüz edenlerin akrabaları olduğunu, kendilerini aklamak için öldürdüklerini” söyledi.
Cinayeti ihbar çözdü
Bu ihbar üzerine harekete geçen polis söz konusu adresteki kişileri gözaltına aldı. Sorgunun ardından öldürülen Hasret Daşlı’nın kimlik kayıtlarında 15 yaşında gözüktüğü aslında 22 yaşında olduğu tespit edildi. Hasret’in babasının ölümü ardından amcasının nüfusuna kaydedildiği, amcasının oğlu Ö.D. ve halasının oglu S.D.’nin tarafından tecavüze maruz kaldığı belirlendi. Korkunç olay, Hasret’in annesinin genç kadının hamile olduğunu anlamasıyla ortaya çıktı. Hasret’in korkudan olayı gizlediği öğrenildi.
Genç kızın, kendisine tecavüz eden akrabalarının ismini verdiği, aile meclisinin olayı kapatmak için çocuğu aldırmayı kararlaştırdığı ancak 4 ay geçtiği için kürtaj yaptıramadıkları anlaşıldı. Aile meclisi öz kızları için acımasız cinayet planını ortaklaşa yaptı. Hasret’in bir araca bindirilerek götürüldüğü, kızın akıbetinin ise evdekilerce bilinmediği ifade edildi. Babaannesi, dedesi, baba ve annesi, amcası, eniştesi ve halası, diğer amcası ile yengesi, kendisine tecavüz eden akrabaları gözaltına alındı.
Enişte firarda
Amcalardan Habib Daşlı ifadesinde aile meclisinin toplanarak karar verdiğini, enişte Garip Daşlı’nın çağrıldığını, eniştenin Hasret’i kum ocakları civarında kafasını suya batırıp boğduğunu, Garip Daşlı’nın Hasret’e tecavüz edenlerden birinin babası olduğunu söyledi. Garip Daşlı’nın, cinayeti çocuklarının üzerine atmayı tasarladığını da anlattı. Polis zanlı enişteyi arıyor.
Enişte firardaymış. Enişte yakalansa ne olur ki, esas bu ölüm kararını alan tüm sülale ne olacak? Bu zihniyet daha ne kadar ağzımıza sıçacak ben çözebilmiş değilim. HABERİN LİNKİ
Yeğenler tecavüz etmiş eniştesi derede boğmuş.
Batman çayında cesedi bulunan Hasret Daşlı’nın akrabalarının tecavüzüne uğradığı ortaya çıktı. 4 aylık çocuğu aldıramayan aile ölüm kararı alıp genç kızı eniştesine derede boğdurtmuş.
Batman’daki ‘töre’ cinayetinin detayları kan dondurdu. Hasret Daşlı’nın cesedi, 17 Aralık 2012’de Batman çayında bulundu. Hasret’in henüz belli olmayan kimliğini araştıran polise, 22 Aralık 2012’de bir ihbar geldi. İhbarda bulunan kişi “Hasret Daşlı isimli 4 aylık hamile kadının amcaları tecavüze uğradığı için öldürüldüğünü, tecavüz edenlerin akrabaları olduğunu, kendilerini aklamak için öldürdüklerini” söyledi.
Cinayeti ihbar çözdü
Bu ihbar üzerine harekete geçen polis söz konusu adresteki kişileri gözaltına aldı. Sorgunun ardından öldürülen Hasret Daşlı’nın kimlik kayıtlarında 15 yaşında gözüktüğü aslında 22 yaşında olduğu tespit edildi. Hasret’in babasının ölümü ardından amcasının nüfusuna kaydedildiği, amcasının oğlu Ö.D. ve halasının oglu S.D.’nin tarafından tecavüze maruz kaldığı belirlendi. Korkunç olay, Hasret’in annesinin genç kadının hamile olduğunu anlamasıyla ortaya çıktı. Hasret’in korkudan olayı gizlediği öğrenildi.
Genç kızın, kendisine tecavüz eden akrabalarının ismini verdiği, aile meclisinin olayı kapatmak için çocuğu aldırmayı kararlaştırdığı ancak 4 ay geçtiği için kürtaj yaptıramadıkları anlaşıldı. Aile meclisi öz kızları için acımasız cinayet planını ortaklaşa yaptı. Hasret’in bir araca bindirilerek götürüldüğü, kızın akıbetinin ise evdekilerce bilinmediği ifade edildi. Babaannesi, dedesi, baba ve annesi, amcası, eniştesi ve halası, diğer amcası ile yengesi, kendisine tecavüz eden akrabaları gözaltına alındı.
Enişte firarda
Amcalardan Habib Daşlı ifadesinde aile meclisinin toplanarak karar verdiğini, enişte Garip Daşlı’nın çağrıldığını, eniştenin Hasret’i kum ocakları civarında kafasını suya batırıp boğduğunu, Garip Daşlı’nın Hasret’e tecavüz edenlerden birinin babası olduğunu söyledi. Garip Daşlı’nın, cinayeti çocuklarının üzerine atmayı tasarladığını da anlattı. Polis zanlı enişteyi arıyor.
1 Şubat 2013 Cuma
Önemli Değil
22 Ekim 2012 tarihli bir internet haberinin linkini kopyalamışım burada paylaşırım diye. 47 yaşındaki Finlandiya'lı turist tatil için geldiği ülkemizde diskoda tanıştığı 36 yaşındaki birinin tecavüzüne uğruyor. Bir gün sonra da intihar ederek kendini öldürüyor.
Zaten diskoya giden, alkol alan, dizinde etek giyenden başı açık gezene bütün bayanlar aranıyor değil mi? Aranmasa diskoya gelmezdi değil mi? Önemli değil böylesi bayanların tecavüze uğraması.
Erkekliğimden utanıyorum böyle çüküyle düşünen hem cinslerimi görünce. İran'daki cezalar bu konuda uygulanmalı erkeklere bence, çükü kökten kesilip yedirilsin, bence en güzel ceza budur tecavüze. Benim ülkemin insanları eğitimle öğrenemiyor alamıyor bu düşünce tarzını ne yazık ki. Böylesi sert bir ceza olursa, adam içten içe "ulan ben bu kadına zorla sahip olursam çükümü kesip yedirirler bana" diye düşünürse nah yeltenir tecavüze. Başka yolu yok, kalmadı ne yazık ki benim ülkemde. Geri dönülemez, eğitimle vs ile değiştirilemez bir duruma gelmişiz artık.
Özür dilerim senden Minna Eeva Kaarina Lehtovirta. Mekanın cennet olsun.
Zaten diskoya giden, alkol alan, dizinde etek giyenden başı açık gezene bütün bayanlar aranıyor değil mi? Aranmasa diskoya gelmezdi değil mi? Önemli değil böylesi bayanların tecavüze uğraması.
Erkekliğimden utanıyorum böyle çüküyle düşünen hem cinslerimi görünce. İran'daki cezalar bu konuda uygulanmalı erkeklere bence, çükü kökten kesilip yedirilsin, bence en güzel ceza budur tecavüze. Benim ülkemin insanları eğitimle öğrenemiyor alamıyor bu düşünce tarzını ne yazık ki. Böylesi sert bir ceza olursa, adam içten içe "ulan ben bu kadına zorla sahip olursam çükümü kesip yedirirler bana" diye düşünürse nah yeltenir tecavüze. Başka yolu yok, kalmadı ne yazık ki benim ülkemde. Geri dönülemez, eğitimle vs ile değiştirilemez bir duruma gelmişiz artık.
Özür dilerim senden Minna Eeva Kaarina Lehtovirta. Mekanın cennet olsun.
31 Ocak 2013 Perşembe
Okuyup Üflemek
Şu haberde bir bakanımızın üniversite macerası anlatılıyor. Kendisi İTÜ ve Boğaziçi arasında kararsız kalmış. Önce Boğaziçi Üniversitesi'ni gezmiş ve kendi kendine "Bir baktım farklı bir dünya. Değişik binalar, surlarla çevrilmiş alan. Sonra bahçesinde gençler kızlı, erkekli oturuyor. Ben çok şaşırdım. Burada yoldan çıkarım dedim. Benim okumam lazımdı." diyerek İTÜ'yü tercih etmiş. Birçok insan bakanın üniversitenin bahçesinde gençleri kızlı erkekli görmesiyle yoldan çıkacağını düşünmesine takmış durumda. Gerçekten de bu çok tuhaf bir etiketleme ve inanılmaz dar bir dünya görüşü. Ama devamında gelen mantık hatası bana daha da komik geldi. Şimdi bakanımız okuması lazım geldiğinden İTÜ'ye gitmişti değil mi? İTÜ'ye gidince ne olmuş peki? "Okula girdikten sonra ikinci senede evlendim. Üçüncü sene çocuğum oldu. Dördüncü sene bir çocuk daha oldu." E hani okuyacaktın sayın abim? Sadece okumamış, biraz da üflemişsin sanırım. Şaka maka helal olsun sayın bakanımıza, ben şahsen hem okumak hem evlenip ev geçindirmenin çok zorlu olacağı kanaatini taşıyorum.
21 Ocak 2013 Pazartesi
İbrahim Dedem
Yazın İstanbul'dan Almanya'ya gitmeden önce kendisine ve anneanneme iyi bakmasını söylediğimde "Bıktım artık, ölmüyorum da" demişti. Biraz da huysuzluğuna içim burkularak, öyle dememesini söylemiştim. Birkaç yıl öncesine kadar köy evindeki tamir işlerini bile yapabilen dedem göçtü bu dünyadan.
Çınar derler ya yaşlılar için hani, dedem tam bir çınardı işte. Yaşadığı zorlu hayatıyla, birikimiyle; zihninde bu zamana kadar taşıdığı türküleriyle; tertemiz traşı ve kaytan bıyıklarıyla; hünerli elleri, kocaman elleri, yorgun elleriyle, gülünce iyice çizgiye dönen gözleriyle. Tarihti benim dedem.
Aslan dedem gitti bu dünyadan. "Allah annemi babamı elden ayaktan düşürmesin" diyen annem cenaze için köye gideceği yolda "ben bu kadar içimin yanacağını bilemedim" dedi. "Ben böyle kötü olacağını bilemedim, babasızlığın bu kadar kötü olacağını bilemedim."
Bütün köyde bir tane insan kalmıyor kışın. Dedem orada yalnız sanki, sanki bir tek bütün köyde o var şimdi o bekliyor köyü tek başına, yalnız. Dedem iki gündür tam kırk sekiz saattir; iki metre karın, iki metre de toprağın altında. Dedeme dair her ayrıntı üzülme, akla gelen istisnasız her şey ağlama sebebi artık.
Çınar derler ya yaşlılar için hani, dedem tam bir çınardı işte. Yaşadığı zorlu hayatıyla, birikimiyle; zihninde bu zamana kadar taşıdığı türküleriyle; tertemiz traşı ve kaytan bıyıklarıyla; hünerli elleri, kocaman elleri, yorgun elleriyle, gülünce iyice çizgiye dönen gözleriyle. Tarihti benim dedem.
Aslan dedem gitti bu dünyadan. "Allah annemi babamı elden ayaktan düşürmesin" diyen annem cenaze için köye gideceği yolda "ben bu kadar içimin yanacağını bilemedim" dedi. "Ben böyle kötü olacağını bilemedim, babasızlığın bu kadar kötü olacağını bilemedim."
Bütün köyde bir tane insan kalmıyor kışın. Dedem orada yalnız sanki, sanki bir tek bütün köyde o var şimdi o bekliyor köyü tek başına, yalnız. Dedem iki gündür tam kırk sekiz saattir; iki metre karın, iki metre de toprağın altında. Dedeme dair her ayrıntı üzülme, akla gelen istisnasız her şey ağlama sebebi artık.
16 Ocak 2013 Çarşamba
Biz vs Ben
Linkini verdiğim haberin devamında aşağıdaki beyanda bulunuyor başbakanımız. Kendisi nerede biz nerede ben diyeceğini bilen bir adam. "Bir televizyon oraya koyun dedim" demesi enteresan. Boş bir anına denk geldi herhalde.
"Öcalan’a ev hapsi diye bir olay sözkonusu değil. Bu konuda herşey kesinleşmiştir ve Öcalan’ın konumu, yeri herşey bellidir. Öcalan’ın kaldığı yer 12 metrekarelik bir odadır. Radyosu vardı, şimdi o radyoyu televizyon ile değiştirecekler. Ben talimatı vereli epey oldu. Bir televizyonu oraya koyun dedim."
HABERİN LİNKİ
"Öcalan’a ev hapsi diye bir olay sözkonusu değil. Bu konuda herşey kesinleşmiştir ve Öcalan’ın konumu, yeri herşey bellidir. Öcalan’ın kaldığı yer 12 metrekarelik bir odadır. Radyosu vardı, şimdi o radyoyu televizyon ile değiştirecekler. Ben talimatı vereli epey oldu. Bir televizyonu oraya koyun dedim."
HABERİN LİNKİ
Salih
Ronaldo bahtsız bir adam. Bahtsızlığı Messi ile aynı dönemde aktif futbol yaşantısını sürdürmesi. Messi'nin dördüncü kez dünyada yılın futbolcusu ödülünü kazandığı gecede aşağıdaki hali garip. Her ne kadar birçok insana göre Messi'den daha itici gelse de; denk geldiğim ve araştırdığım kadarıyla hayır işlerine koşturan, içi tertemiz, dışardan ilk verdiği imaj öyle gösterse de hiç burnu büyük olmayana ve gördüğüm kadarıyla da pislik yapmadan adam gibi topunu oynayan bir adam Cristiano Ronaldo. Bu yıl Messi 91 gol attı çok hak etti ama önceki üç yılda, ödülü almayı o da hak ediyordu. Bu resmin üzerine yazı gömülmemiş olan versiyonunu bulamadım internette. Adamın içinde fırtınalar kopuyor sanki. Bir kaç yıl öncesine kadar inanılmaz itici buluyordum ama seviyorum lan seni artık. Kardeşim ya nasıl da üzgün. Türk olsa Salih olurmuş adı, Salih kör talih.15 Ocak 2013 Salı
Verginin Vergisi
Yanda yer alan araba BMW'nin en büyük spor arabası olan M6 kasası. Google'da BMW M6 2013 diye arattırdığımda çıkan görseller bunlar. Tıklayarak resimlerin büyük hallerine bakabilirsiniz.
Bu arabanın fiyatı 220.000 TL normalde. Bir tartın bakalım kendinizi. Alabilme ihitimalinin şu veya bu şekilde var değil mi? Birbirimizden biraz daha çok veya biraz daha az kredi çekerek borç yaparak bu arabayı alabiliriz normalde. Ama herşey normal olsa.
Bu arabanın fiyatı vergilerle 640.000 TL varmakta ki bu durumda da biz lanet olası fakirlere haftasonu Fakingım Sarayı'nda kahvaltı yemek düşüyor.
En altta 100.000 lira üzerinden hesaplanan versiyonda gördüğünüz üzere; arabanın vergisiz fiyatı üzerinden yüzde 130 ÖTV ve yüzde 18 KDV alınıyor. Bir de en komiği verginin vergisi alınıyor. Yani kesilen ÖTV'nin de KDV'si alınıyor ki artık kendinizi dağa taşa vursanız yeridir. Fiyatı 100 lira olan araba vergilerle 271.4 oluyor. Fiyatı 220.000 olan bu araba da 640.000 lira oluyor.

Bu arabanın fiyatı 220.000 TL normalde. Bir tartın bakalım kendinizi. Alabilme ihitimalinin şu veya bu şekilde var değil mi? Birbirimizden biraz daha çok veya biraz daha az kredi çekerek borç yaparak bu arabayı alabiliriz normalde. Ama herşey normal olsa.
Bu arabanın fiyatı vergilerle 640.000 TL varmakta ki bu durumda da biz lanet olası fakirlere haftasonu Fakingım Sarayı'nda kahvaltı yemek düşüyor.
En altta 100.000 lira üzerinden hesaplanan versiyonda gördüğünüz üzere; arabanın vergisiz fiyatı üzerinden yüzde 130 ÖTV ve yüzde 18 KDV alınıyor. Bir de en komiği verginin vergisi alınıyor. Yani kesilen ÖTV'nin de KDV'si alınıyor ki artık kendinizi dağa taşa vursanız yeridir. Fiyatı 100 lira olan araba vergilerle 271.4 oluyor. Fiyatı 220.000 olan bu araba da 640.000 lira oluyor.14 Ocak 2013 Pazartesi
Reklam
Torrent dosyalarını bulduğum internet sitelerinden birine girdim bugün. Sevgili dizim Battlestar Galactica'nın ikinci sezonunun, bendekinden daha iyi çözünürlüklü bir versiyonunu bulayım dedim. İkinci bir Gügel Çırom penceresi açıldı reklam olarak ve şu reklam açıldı. Adamların 500.000 tane kendi tabiriyle sadece seks için bekleyen azgın hazır üyesi varmış. Millet açmış da bekliyor yani. Bu reklamı yapan, reklam olarak alan, inanıp da tıklayan herkese buradan teessüflerimi sunuyorum.
9 Ocak 2013 Çarşamba
Seviye
Gün geçmiyor ki sevgili gazetemiz Milliyet'in internet sitesinde yeni bir über durum çıkmasın. "En güzel, götler galerisi, şeffaf tayt kurbanı ünlüler, kimse gözlerini alamadı, seksi fotoğrafları için tıklayınız..." düzeyindeki seviyesizliğin dibindeki yayınlarına alıştık artık. Bir erkeğin bu tür resimlere bakma ihtiyacı olsa bile, bunu karşılaması gereken kurum sen değilsin balım. Sen bir gazetesin, erotik yayın organı değilsin ki. Konuyu da bir daha neden kendimce anlatmaya çalışıyorsam. Her neyse birçok gazetenin internet sitesinin böyle yayınlar yapmasına alışmıştık artık. Gel gelelim yandaki gibi örneklere de gireceklerse artık, Johannesburg'a kadar yolu var bu işin. Artık daha sert başlıklar koysunlar. "Yok artık ebeninki Spartak, Zikseydin Bari Sparta, Hadi Ordan Lan, Lavuk Sparta'ya Bak Sen, Bunu Gördün mü Koçum(Nah fotoğrafıyla beraber), Oldu AQ" türünden başlıklar bekliyorum ben. Bu başlığı yazan editöründen, bu yazının yayınlanmasına onay veren tüm idarecilerine kadar aslansın sen Milliyet.
Dün Dündür
Bugün de bugündür. Süleyman Demirel tarafından sarf edilmiş ve siyasi jargonda büyük önemi olan bu cümle bir kez daha hatırlandı son zamanlarda siyasetçilerimizin gelen beyanatları sonucunda. Tarihsel önemi olduğunu düşündüğüm bu video da -youtube'dan silinmezse eğer- burada bulunsun.
7 Ocak 2013 Pazartesi
Bir Soru
İçeri tıkmasalar bari adamcağızı. Malum ağzını açan içerde, gak desen hapis guk desen hapis. HABERİN LİNKİ
Abdullah Öcalan’la müzakereler konusunda Ulusal Kanal’a konuşan Eski Devlet Bakanı ve Eski Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener “daha önce görüşme yaptığımızı ispatlamayan müfteridir, şerefsizdir diyen başbakan, müzakere yapıldığını kendisi açıkladı. O zaman başbakana soruyorum kim müfteridir? Kim namussuzdur? Kim Şerefsizdir?” dedi.
"Benim gördüğüm kadarıyla sadece süreci idare ediyor. Yani Başbakan ülkenin sorunlarına odaklanmış değil, doğrudan doğruya kendi geleceğine odaklanmış durumda. Kendi konumuna, kendi çıkarlarına ve kendi geleceğine odaklanmış durumda. Yakın bir süre öncesine kadar idamdan bahsediyordu. idamdan her bahsettiğinde Öcalan’ım adını anıyordu. Kamuoyunda sanki bir idam senaryosu hazırlanıyor intibaı veriyordu. Bunu haftalarca kullandı. arkasından dokunulmazlıklara geçti. “Terör örgütüyle kucaklaşanların dokunulmazlıklarını elbette meclis kaldıracaktır. ‘Yargı da gerekeni yapacaktır’ dedi. Ancak şimdi görüyoruz ki bir taraftan “idam” diye bağırırken, bir taraftan “dokunulmazlıkları kaldıracağım” derken el altından da görüşmeler yapıyormuş. Bu görüşmelerin yapıldığını önce başbakan kendisi açıkladı. Buradan okunması gereken şey şudur. Başbakan doğrudan doğruya seçmene oynuyor. ‘İdam’ derken bir kesim seçmene hitap ediyorsa yine ‘müzakere’ derken başka bir seçmen kesimine hitap ediyor. Bir taraftan ülkeyi ayrıştırıyor. Ayrıştırdığı insanlara farklı şekilde seslenerek oy toplamaya çalışıyor. Çünkü önümüzde seçimler var. Ben somut bir şey çıkacağını sanmıyorum."
Abdullah Öcalan’la müzakereler konusunda Ulusal Kanal’a konuşan Eski Devlet Bakanı ve Eski Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener “daha önce görüşme yaptığımızı ispatlamayan müfteridir, şerefsizdir diyen başbakan, müzakere yapıldığını kendisi açıkladı. O zaman başbakana soruyorum kim müfteridir? Kim namussuzdur? Kim Şerefsizdir?” dedi.
"Benim gördüğüm kadarıyla sadece süreci idare ediyor. Yani Başbakan ülkenin sorunlarına odaklanmış değil, doğrudan doğruya kendi geleceğine odaklanmış durumda. Kendi konumuna, kendi çıkarlarına ve kendi geleceğine odaklanmış durumda. Yakın bir süre öncesine kadar idamdan bahsediyordu. idamdan her bahsettiğinde Öcalan’ım adını anıyordu. Kamuoyunda sanki bir idam senaryosu hazırlanıyor intibaı veriyordu. Bunu haftalarca kullandı. arkasından dokunulmazlıklara geçti. “Terör örgütüyle kucaklaşanların dokunulmazlıklarını elbette meclis kaldıracaktır. ‘Yargı da gerekeni yapacaktır’ dedi. Ancak şimdi görüyoruz ki bir taraftan “idam” diye bağırırken, bir taraftan “dokunulmazlıkları kaldıracağım” derken el altından da görüşmeler yapıyormuş. Bu görüşmelerin yapıldığını önce başbakan kendisi açıkladı. Buradan okunması gereken şey şudur. Başbakan doğrudan doğruya seçmene oynuyor. ‘İdam’ derken bir kesim seçmene hitap ediyorsa yine ‘müzakere’ derken başka bir seçmen kesimine hitap ediyor. Bir taraftan ülkeyi ayrıştırıyor. Ayrıştırdığı insanlara farklı şekilde seslenerek oy toplamaya çalışıyor. Çünkü önümüzde seçimler var. Ben somut bir şey çıkacağını sanmıyorum."
2 Ocak 2013 Çarşamba
Tişirtttt
Tıklayıp biraz daha büyük halini görebilirsiniz sevgili genç kardişlerim. Dünya yüzeyinde yuhanzi diye bir şey varsa o budur işte. Sıkarlet Ohara diye bir sanatçı var bu tişörtlerden giymeden onunla futuğraf çiktiremezsin. Ohannesburg diye bir yir vırdır ki ve oraya bu tişürtlerdan giymeden gidemezsin. Hele hele li Ohayo diyi bir yir vır, ırda bı tişirtlirdin bılımızsın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










