Futbolda sağ ayağımla vursam bile soldan vurmuşum gibi sert gider. Karşıdan karşıya geçerken önce sola bakarım. Bir sorun olur da kullandığım araba kayarsa sola kayar. Sol yumruğum daha hafiftir, can yakmaz. Kalbim soldan atar. Bir koltukta uyuya kaldığım zaman sola devrilirim.
Geyik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Geyik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Kasım 2012 Çarşamba
Fotoşokella
Hayatımdaki en güzide insanlardan biriyle sırf çiş maksatlı olarak Börgır Kink'e gitmiştik, ben daha önce çıktığımdan şu resmi az birşey inceleme fırsatım oldu. Bu fotoğrafın gerçekten maç esnasında değil, poz verilerek çekilmiş bir mizansen olduğu çok belli, toz yok birşey yok, eller ayaklar bale yapar gibi uyum halinde böyle filan. Yalançı Börgır seni, benden kaçar mı?
21 Eylül 2012 Cuma
Lost adası
Bir kere first class adı gibi ilk ölecek olanlar, sıfır yaşama şansı. Kuyruktaki ezikler ise kurtulma şansı en yüksek ekip. Winston kırmızıdan beyaz kutuya geçerek sigarayı azalttığını sanan kamillerinse tıpış tıpış kırmızı Winston'a döndükleri söyleniyor. Oldu da uçak suya indi senaryosunu bile düşünerek bazı öneriler vs de vermişler. Ve bir öneride de yaşlılar ve şişmanların nereye oturduklarına dikkat edin, bunlardan uzak durun diyor resmen adamlar. Uçak düşerse bu ipneler sizi yavaşlatır. Yani bir yerde moruk ve şişkonun biri varsa öbür yönden kaçın diyorlar. Allah bunların belasını versin, hepsi orospu çocuğu bunların diyorlar. Bırakın ölsün şerefsizler, zaten biri yaşaya yaşaya daha ne görcek, öbürü de ayı gibi yiyip toplamış, hepsi gebersin şerefsiz evlatları diyorlar ben bunu anladım. Bu bilgilere erişebilmek içinde uçak parçalamışlar. Vay anasını.
7 Mart 2012 Çarşamba
Kaaaamil
Benim yüz yapımı tasvir eden iki bin üç yüz yıllık bir gravür resmi buldum sevgili dostlar. Bakınız aşağıda bulunuyor kendisi. Bu da benim atalarımın ta antik kuntik çağlarda yşayan zanaatkarlar olduğunu; yazmaya, eser yaratmaya meyilli olduğunu; doğal olarak da benim de öyle olduğumu gösterir. Başka da birşey demiyorum efenim. (Bütün cümleler de B harfiyle başladı, ahan da benim sanatkarlığımı kanıtladım. (Çüş))
d ' J ' b
25 Şubat 2012 Cumartesi
Dede
Geçen ablam yeğenim için dedemize
"Bize saat olarak uygun değil dedecim ya, Ahmet'in veli toplantısına gidebilir misin" diye sorduğunda;
"O gün de sporum vardı ama neyse artık, gideceğiz torunumuz için" cevabını verip mırın kırın eden dedeciğim:
Beni komplekse sokmandan bıktım artık. Yaşıtların artık namaz niyaz, Allaha yakın olan işler yaparken, sen, biz komplekse girelim diye her bir memeni kafam kadar yapmakla meşgulsün.
Böyle dede mi olur lan kaaamil.
(Geyik muhabbeti çevirdik ama, şaka maka amcaya helal olsun.)
"Bize saat olarak uygun değil dedecim ya, Ahmet'in veli toplantısına gidebilir misin" diye sorduğunda;
"O gün de sporum vardı ama neyse artık, gideceğiz torunumuz için" cevabını verip mırın kırın eden dedeciğim:
Beni komplekse sokmandan bıktım artık. Yaşıtların artık namaz niyaz, Allaha yakın olan işler yaparken, sen, biz komplekse girelim diye her bir memeni kafam kadar yapmakla meşgulsün.
Böyle dede mi olur lan kaaamil.
(Geyik muhabbeti çevirdik ama, şaka maka amcaya helal olsun.)
21 Şubat 2012 Salı
Bilgilendirme
"Beyninizin 10 freni
l-Korku; Düşüncelerimizi felce uğratır. Mantıklı ve zekice davranmalı. Kesin olarak neden korktuğumuzu bulmalıyız.
2-Stres: Fazla yüklenme anlamına gelir. Günlük hayatta devamlı karşımıza çıkan bir durumdur. Görev dağıtmayı veya reddetmeyi öğrenin.
3-Telâş: Yeteri kadar zaman olmadığını düşünüyorsanız, birinci derecede önemliyle ikinci derecede önemli ayırımını yapın.
4-Kurallar: Düşünce yasaklarına yol açan İlkelerinizi kontrol edin.
5-Rutin olmak: Zamanla bezginlik oluşturur. Frenleyici düşüncelerden uzak durun. Değişime açık olun.
6-Dikkat eksikliği: Üreticilik için dikkat şart. Sizi rahatsız eden şeyi bulun ve ortadan kaldırın.
7-Zaman baskısı: Uygun ritmi bulun. Uzun vadede düşünebilenler kısa vadede harekete geçerler.
8-Şüphe: Kendinize karşı olumlu olun. Böylece üretim potansiyelinizi tam kullanabilirsiniz.
9-İsteksizlik: Yaptığınız şeyden hoşlanmıyorsanız, sevebileceğiniz yeni hedefler arayın.
10-Değerlendirme: Günlük hayatta mümkün olduğu kadar çabuk karar vermek gerekir.
Fakat böyle çabuk kararlar olgunlaşmamış güzel fikirlerin atlanmasına sebep olur. “Delice” fikirlerden hayat kurtaran sonuçlar çıkarılabilir. Onun için hemen atmayın."
FEYSTEN ALINTIDIR. Zaafiyet geçirdiğim şu dönemlerimde burda bulunsun istedim.
l-Korku; Düşüncelerimizi felce uğratır. Mantıklı ve zekice davranmalı. Kesin olarak neden korktuğumuzu bulmalıyız.
2-Stres: Fazla yüklenme anlamına gelir. Günlük hayatta devamlı karşımıza çıkan bir durumdur. Görev dağıtmayı veya reddetmeyi öğrenin.
3-Telâş: Yeteri kadar zaman olmadığını düşünüyorsanız, birinci derecede önemliyle ikinci derecede önemli ayırımını yapın.
4-Kurallar: Düşünce yasaklarına yol açan İlkelerinizi kontrol edin.
5-Rutin olmak: Zamanla bezginlik oluşturur. Frenleyici düşüncelerden uzak durun. Değişime açık olun.
6-Dikkat eksikliği: Üreticilik için dikkat şart. Sizi rahatsız eden şeyi bulun ve ortadan kaldırın.
7-Zaman baskısı: Uygun ritmi bulun. Uzun vadede düşünebilenler kısa vadede harekete geçerler.
8-Şüphe: Kendinize karşı olumlu olun. Böylece üretim potansiyelinizi tam kullanabilirsiniz.
9-İsteksizlik: Yaptığınız şeyden hoşlanmıyorsanız, sevebileceğiniz yeni hedefler arayın.
10-Değerlendirme: Günlük hayatta mümkün olduğu kadar çabuk karar vermek gerekir.
Fakat böyle çabuk kararlar olgunlaşmamış güzel fikirlerin atlanmasına sebep olur. “Delice” fikirlerden hayat kurtaran sonuçlar çıkarılabilir. Onun için hemen atmayın."
FEYSTEN ALINTIDIR. Zaafiyet geçirdiğim şu dönemlerimde burda bulunsun istedim.
24 Ocak 2012 Salı
Merhaba güzel bayan
Servisten eve yüyürken her akşam benzer kişileri görüyorum yol üzerinde. Bir tane hanımefendi var, may diyır fırendz sevgili Zeytinburnu abazanboyları laf ata ata popoyu kaldırmışlar. Önyargısız bakamadığımdan bendenizin de kendisi hakkında güzel veya çirkin dememin çok ehemmiyeti yok ama bence düz olan bu abla size böyle "Hadi sen de bak bana bakiim" dercesine küçümseyici bakar hep. Yani götella tavanda duruyor. Göz çukurları kahverengiye dönmüş bir ablamız bu.
Geçen iyi denk geldi; telefonda şirkette kavga ettiği bayanı anlatan bir arkadaşım varken, Schweppes almaya girdiğim büfede bu ablamız vardı. Ben lafı oraya getirerek, yer yer ablanın gözünün içine bakarak "Ya abicim hata sende, travesti kılıklı tiplere bir zıkkımlarmış gibi değer veriyorsun, sonra da milletin bir tarafları kalkıp, kendinleri bir cacık sanıyorlar." dedim. Arkadaşım "Ne diyorsun len kaaaamil anlamadım" derken abla bozuldu biraz. Noldu peki bunu yaptım da tüm o Zeytinburnu abazanboylarının şerefini mi kurtardım. Yoo, bir numara olmadı kendimce gereksiz aksiyon yaptım. Zaten gereksiz bir analize girişmiştim hanımefendinin burnu büyük tripleri hususunda. Bir de böyle bir aktiviteye girdik de bir halt ettik sanki. Kamillik işte. Yazının etiketi fakyu ama
Bu arada çok önemli not: SCHWEPPES NİYE TÜRKİYE'DE BÖYLE ŞEYLER ÇIKARMIYO LAN. Gügel'de görsel arattırdığında kentrilyorlarca, katmrilyürlerce çeşit içecek çıkıyor.
Geçen iyi denk geldi; telefonda şirkette kavga ettiği bayanı anlatan bir arkadaşım varken, Schweppes almaya girdiğim büfede bu ablamız vardı. Ben lafı oraya getirerek, yer yer ablanın gözünün içine bakarak "Ya abicim hata sende, travesti kılıklı tiplere bir zıkkımlarmış gibi değer veriyorsun, sonra da milletin bir tarafları kalkıp, kendinleri bir cacık sanıyorlar." dedim. Arkadaşım "Ne diyorsun len kaaaamil anlamadım" derken abla bozuldu biraz. Noldu peki bunu yaptım da tüm o Zeytinburnu abazanboylarının şerefini mi kurtardım. Yoo, bir numara olmadı kendimce gereksiz aksiyon yaptım. Zaten gereksiz bir analize girişmiştim hanımefendinin burnu büyük tripleri hususunda. Bir de böyle bir aktiviteye girdik de bir halt ettik sanki. Kamillik işte. Yazının etiketi fakyu ama
Bu arada çok önemli not: SCHWEPPES NİYE TÜRKİYE'DE BÖYLE ŞEYLER ÇIKARMIYO LAN. Gügel'de görsel arattırdığında kentrilyorlarca, katmrilyürlerce çeşit içecek çıkıyor.
23 Ocak 2012 Pazartesi
Basın Açıklaması
Geçen şirketten arkadaşlarla kalabalık bir gurup geyik yaparken mevzusu geçti ve bendeniz oyuncu Deniz Çakır hanımefendi hazretlerini çekici bulmadığımı söyledim. Gerçekten de öyle düşünüyorum dostlar. Hemen kedininuzanamayacağı ciğere mundar deme olayından dem vurularak laf yedim.
Gelgelelim iplemiyorum sevgli iş arkadaşlarımı. Canım kardeşlerim, ben kendisini Devlet Tiyatroları'ndaki bir oyununda seyrettim. Oyunculuğu gayet leziz, fiziği de leziz ötesi. Ama surat diye birşey var. Ben büyük "S" harfi çizen bu kaşları çok itici buluyorum. Yani Deniz hanımefendi hazretleri kız arkadaşım olsa ve bana aşağıdaki ifadeyle bakıp "Aşkım niye öyle diyosuuaan" derse ya odunla döverim ya da varımı yoğumu satıp estetikle o kaşları düzeltirim. (Kaynak: Fotoğrafı aldığım site aşağıda köşede yazıyor.)
Hele bir de bazen -özellikle böyle dramatik sahnelerde-cümlesini bitirip sitemkar bakıyor ya alttaki resimlerde olduğu gibi. Yanaklar da çökük. Hele bir de ağız açık kalıyor, böyle tokadı gömesi geliyor adamın. Oğuz boşuna dövmedi abi Yaprak Dökümü'nde.
Yani hanımefendinin fiziği gayet taş, oyunculuğpu da gayet iyidir eyvallah. Ama şu kaş yapısı ve çukurlaştırılmış yanaklar beni itiyor da itiyor. Kendisini -kendisinden özür dileyerek belirteyim- beğenmiyorum.
Gelgelelim iplemiyorum sevgli iş arkadaşlarımı. Canım kardeşlerim, ben kendisini Devlet Tiyatroları'ndaki bir oyununda seyrettim. Oyunculuğu gayet leziz, fiziği de leziz ötesi. Ama surat diye birşey var. Ben büyük "S" harfi çizen bu kaşları çok itici buluyorum. Yani Deniz hanımefendi hazretleri kız arkadaşım olsa ve bana aşağıdaki ifadeyle bakıp "Aşkım niye öyle diyosuuaan" derse ya odunla döverim ya da varımı yoğumu satıp estetikle o kaşları düzeltirim. (Kaynak: Fotoğrafı aldığım site aşağıda köşede yazıyor.)
Hele bir de bazen -özellikle böyle dramatik sahnelerde-cümlesini bitirip sitemkar bakıyor ya alttaki resimlerde olduğu gibi. Yanaklar da çökük. Hele bir de ağız açık kalıyor, böyle tokadı gömesi geliyor adamın. Oğuz boşuna dövmedi abi Yaprak Dökümü'nde.
Yani hanımefendinin fiziği gayet taş, oyunculuğpu da gayet iyidir eyvallah. Ama şu kaş yapısı ve çukurlaştırılmış yanaklar beni itiyor da itiyor. Kendisini -kendisinden özür dileyerek belirteyim- beğenmiyorum.
27 Aralık 2011 Salı
2011
2011 yılında olan en güzel şey 2011 yılının bitmesiydi arkadaşlar. Aksini iddia edenin cidden kalbini çok pis kırarım. Mutlu olduysanız da kendinize saklayın güzel kardişlerim.

22 Aralık 2011 Perşembe
Nazar
Geçen şirkette çay alıyordumki, bardak çay kaşığı koymama rağmen çatladı. Yalnız ta en tepeden başlayarak tek bir çizgi halinde tabana kadar inen çatlak; bardağın en üst noktasının yarım santimetre altında küçük bir üçgen şeklinde parçayı kırıp attı. Yani boydan boya bir çizik var ama arada üçgen şeklinde bir boşluk.
Çok devyarasa yakışıklılığıma nazarını fırlatan dallama ve bir o kadar lavuk insan; her kimsen akıllı ol oğlum. Böyle nazar mı olur lan kaaaamil.
Çok devyarasa yakışıklılığıma nazarını fırlatan dallama ve bir o kadar lavuk insan; her kimsen akıllı ol oğlum. Böyle nazar mı olur lan kaaaamil.
19 Aralık 2011 Pazartesi
Mal denemeler
Ne yepelsem yepeyim yepemiyolum. Kefemde cenlendılemiyorum. Her ikisinin eresinda mentiksel bil billiktelik yok. Zeten mentik de yuk ki. Eme olmüyol işte, bil tüllü bünün denel bekiş ecisini ötültemiyölüm.
Bekiş eçisi diyil bekiş ecisi olüyol önden sönre işte. Bil yele kedel eme ebi, hep mi ölül, heyir hep ölmez ki bölyeee...
Bekiş eçisi diyil bekiş ecisi olüyol önden sönre işte. Bil yele kedel eme ebi, hep mi ölül, heyir hep ölmez ki bölyeee...
17 Aralık 2011 Cumartesi
Uyarı
Şirket tuvaletinde yerden 1 metre 40 santimetre yüksekliğindeki noktaya mukus atabilen, klozete işeyen veya pis bırakan sevgili yönetim katı çalışanı arkadaşlarım.
O burnunuzu kıçınıza mı sokmak lazım abi illa anlamanız için. Allahın beygirleri. Sığırın önünde giden götellalar sürüsü sizi.
O burnunuzu kıçınıza mı sokmak lazım abi illa anlamanız için. Allahın beygirleri. Sığırın önünde giden götellalar sürüsü sizi.
6 Aralık 2011 Salı
Gerizekalı Ayracı
Bir insanın gerizekalı olduğunu nerden anlarsınız. 55 TL vererek aşağıdaki bileklikten bir adet edindikten birkaç zaman sonra; bunu bileğimde gören okuldan arkadaşlarla bir muhabbete giriştik.
(K: Kamil, A: Arkadaş1, B: Arkadaş2, C:Arkadaş3)
A: A denge bilekliği mi, kaça aldın abi?
K: 55 lira abi.
B: İşe yarıyor mu, bir fark var mı?
K: Net birşey fark edemedim ya, ilk gün bileğim sızladı gibi geldi biraz. Bileklikten midir bilemiyorum ama.
C: Abi bu bileklik sadece ne işe yarıyor biliyor musunuz? Gerizekalıları ayırt etmemizi sağlıyor. Böyle ucuz maliyetli bir mala 55 lira verecek, üstüne bir de vücudunun dengesini etkileyeceğini düşünecek adam gerizekalıdır abi.
K: ... Gayet net lan adam.
Arkadaşımın haklı olduğunu düşünmüyorum birebir. Ama saf mısın abi ya 55 TL vererek bir bilekliğe zaten dengesizliğini belgelemiyor musun sen?
(K: Kamil, A: Arkadaş1, B: Arkadaş2, C:Arkadaş3)
A: A denge bilekliği mi, kaça aldın abi?
K: 55 lira abi.
B: İşe yarıyor mu, bir fark var mı?
K: Net birşey fark edemedim ya, ilk gün bileğim sızladı gibi geldi biraz. Bileklikten midir bilemiyorum ama.
C: Abi bu bileklik sadece ne işe yarıyor biliyor musunuz? Gerizekalıları ayırt etmemizi sağlıyor. Böyle ucuz maliyetli bir mala 55 lira verecek, üstüne bir de vücudunun dengesini etkileyeceğini düşünecek adam gerizekalıdır abi.
K: ... Gayet net lan adam.
Arkadaşımın haklı olduğunu düşünmüyorum birebir. Ama saf mısın abi ya 55 TL vererek bir bilekliğe zaten dengesizliğini belgelemiyor musun sen?
23 Kasım 2011 Çarşamba
Kahvaltı
Her sabah servise yürürken 50-60 metre aralıkla duran kahvaltıcı abileri görüyorum. Hani bu belediye logolu arabalarla çalışıyorlar filan. Bu abilerden birinde öyle bir kirli sakal, tip var ki; bildiğin katil yani. Bazen ağzında sigarayla hazırladığını görüyorum sandiviçleri. Eldiven zaten yok. Dün tam geçerken sandviç isteyen bir adama "Ne'li olsun" dedi. Evet dedim, tam bir katil sevgili kahvaltıcı abimiz. Ertesi günkü sandviçlere kavurma veya sucuk olarak katılmamak için aynen uzadım ordan.
22 Kasım 2011 Salı
Verimlilik

Dün eve yürüyorum servisten inmişim. Eve gidip, laptopa ses kalitesi mükemmel olan kulaklıklarımı da takıp Game of Thranoes'un finalini izlemenin derdindeyim. Derken sağlam 120-140 kilo çekebilecek bir abla yan sokaktan çıktı ve bir süre beraber yürüdük. Abla kendince hızlı yürümeye çalışıyor gerçekten çok çaba da sarfediyor ama benim tırıs yürüyüşümle aynı hızda. O arada da telefondaki kişiye anlatıyor birşeyler:
- Ya ben de dedim ki işte ona 'Sen bırakacaksan geleyim' dedim o da 'Tamam' dedi. Şimdi işte oraya koşturuyorum.
Benim yüzmem gibi, boy 1.92, kol genişliği 1.95. Durgun ötesi bir suda dakikada üç bin kulaç atıp yüzdüğümü zannediyorum ama 2 metre gidebiliyorum. Aynı hesap, sen koşturuyorsun ama verim sıfır.
15 Kasım 2011 Salı
İş Geliştirme Müdürü
Bir yıldır çalıştığım şirkette, bir yıl boyunca içinde insan ölüsü varmışçasına kokan erkekler tuvaletini, lavabolara üçer pisuvarlara da beşer tane naftalin atarak çözen temizlikçi ablanın şirkette iş geliştirme müdürü veya en azından kalite müdürü yapılmasını talep ettim.Önümüzdeki hafta olacak yönetim kurulu toplantısında konuşulacak.
En eğitimli kitlenin okuduğu katta aynaya mukus atabilip, pisuvarı tutturamayan arkadaşlarımı da Yuhayo'ya temelli bir tatile göndermek isterim.
8 Ekim 2010 Cuma
Doğum günü
Tamamen geyik bir yazıyla daha karşınızdayız arkadaşlar. Bunu niye buraya koyuyorum. Feysbukta filan siyah yazıların olduğu hali var. Ama bence esas hali aşağıdaki gibi olmalı.
Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı. Uyku sersemi adam telefonu açtı. Telefondaki ses annesine aitti. Çok telaşlandı, korktu başlarına bir şey mi gelmişti? Kalbi her evladın başına gelebileceği gibi pır pır atmaya başlamıştı.
Annesi 'Nasılsın oğlum iyi misin?' diye sordu.
Oğlu şaşkın bir ifadeyle telaşında etkisiyle tabi, çocukcağız annesini düşünüyor 'İyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu siz iyi misiniz?' dedi.
'Biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim' dedi anne.
Oğlu da az önceki telaşlanan hallerinin tamamen hikaye olduğunu gösterecek şekilde 'Anne bunun için mi aradın saat sabahın üç buçuğu yarında konuşabilirdik' dedi.
Annesi de "ne oldu benim angut oğlum" demektense 'Rahatsız mı ettim oğlum?' dedi.
Oğlu da öküzlüğünden zerre taviz vermeyerek telefondaki kadının çocuğu olmadığını ispatlamaya çalışırcasına 'Evet anne, biraz öyle oldu' dedi.
Anne de böyle denyo bir çocuğa davranması gerektiği gibi davrandı ve '30 sene önce sen de beni bu saatte rahatsız etmiştin, doğum günün kutlu olsun' diyerek telefonu kapattı.
Teyze biraz çakmış evet, ama böyle bir sığırı ne yapsın, mezbahaya mı satsın, sıfırdan anaokuluna mı yazdırsın. Napsın abi ya değil mi?
28 Eylül 2010 Salı
Bahçeşehir
Lanet olası fakirlerden nefret ediyorum, arabası olmayan, evi kira olan, havyar yiyemeyen, kaplan taşağı yiyemeyen, sefil varlıklar ya. Et yemezler ot yerler hep. Çöpten kıvırcık toplayanları bile "Allah hökhümetimize zewwwal vermesin" der bunların.
Geçen bir müşteriden çıkışta Bahçeşehir'e gittim. Bir arkadaşı beklerden orada hiç elit mekan olmadığından, hiçbir menüsünde herhangi bir havyarlı yiyeceği bulundurmayan fakir mekanı Burger Kink'e gittim. Fakat o da ne gördüğüm tipler birbirinden bağımsız ama sözleşmişçesine aynı lanet olası fakirlikte hareket ediyorlar.
Önce bir anne - kız geliyor. Rahat beş dakika oturduktan sonra en ucuz, en küçük ve en fakir sandviçlerden iki tane istiyorlar. Sonra dışarda bir farkediyorum ki Burger Kink'in yanındaki Migros'tan aldıkları kutu içeceklerle bunları tüketiyorlar. Menü almıyorlar Bahçeşehir'e yakışmayan bu fakir yaratıklar.
Siparişimi beklerken 3 tane 13-14 yaşlarındaki erkek dallama fakir geliyorlar kasaya. Üçünün de yanında Sundea dondurma alacak kadar para var sadece. Birer tane lanet olası soslu fakir dondurmasından alıp gidiyorlar.
Canım sıkılıyor başka bir mekana geliyorum. Meşhur gölün etrafındaki göle sıfır mekanlardan birinde bir lanet fakir çift. Bir görüyorum ki masada iki çay ve bir tabak tatlı var. Tatlı tabağı da ortada. Ah Bahçeşehir sen bunları haketmek için ne yaptın diyorum.
Derken bir çift geliyor ve A4 arabadan bir abla iniyor, abi içerde bekliyor. Abla da gelip yine lanet olası şu sandviçlerden alıp gidiyor arabaya biniyor. Ben de tüm prestiji sarsılan Bahçeşehir'e bakıyorum bunların ardından.
Sana aidiyet hisseden var mıdır acaba sevgili Bahçeşehir? Vardır vardır elbette de, aslında o hissedilen aidiyet midir yoksa insanın kendi kendini pompalaması mıdır. Otur bir düşün.
Kamillere özel not: Geyiktir
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









