Fakyu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fakyu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2013 Perşembe

Göt

Götü yere yakın insanlardan korkmam ben de, götlük peşindeki adamları sevmiyorum esas. Kişi kendini karşısındaki gibi bilirmiş. Kendi içindeki pisliği başkalarına da yakıştırmak tam bir götün yapabileceği iş. İnsanın götü yere yakın olması değil, kendisinin karakter olarak bir göt olması daha büyük bir sorun.

Bu gönderinin sebebi olan lale: Emin ol ki komplekslerinin farkındayım kardeşim. (Kardeşim derken laf icabı gerçekten kardeşim hitabını hak ettiğinden değil.) Ama yine emin ol ki, kendini o komplekslerinde boğarak zaten en büyük cezayı kendi kendine veriyorsun. Hep söylerim kendisini olmadığı birşey sanan insanlara üzülüyorum. Hani çirkindir, yakışıklı sanır, bok gibi top oynar ama kendini över, fakirken zengin gibi davranmaya çalışır vs vs.  Sen de öylesin kısmen ama buram buram içten içe herşeyin de farkındasın hiçbir şeyi hazmedememiş, kompleksli, sikko götella seni. Fakyu.

24 Mart 2013 Pazar

Taqwim


2000 yılında Galatasaray Avrupa Süper Kupa'sını almışken ilk sayfada Takvim logosunun hemen yanında küçük bir kutuyla bundan bahsedip, bunun net 8-10 katı büyüklükteki bir yere Fenerbahçe'nin 4-1'lik bir lig galibiyetini yayınlayınca zaten notunu vermiştim bu gazetenin. Geçen aynı tutarsızlık ve seviyesizliğin devam ettiğini gördüm. Andorra milli takımındaki oyuncuların çoğunun asıl meslekleri başka işlerken futbol sadece hobileri ve hayatını bu işten kazanmayan adamlar. 14 numaralı oyuncu da milli takımımızın Andorra ile yapacağı maç öncesinde kaldığı otelde garsonmuş. Arkadaşlar da bu muhteşem zeka ürünü haberi yapmışlar sağolsunlar. Bir Andorra'lı çıkıp da "75 milyonluk ülkeden gelmiş en iyi oyuncularınla beni götüm götüm zar zor 2-0 yenmişsin sittir lan" derse mal gibi kalacaklar haberleri yok.

11 Mart 2013 Pazartesi

Kardashian

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü bir kez daha yalan, yanlış, doğru binbir çeşitle idrak ettiğimiz şu haftada denk geldiğim ünlü bir sima ile ilgili kafama bir şeyler takıldı. Ne iş yaparsın abla sen? İnternette aratsan, sağda solda baksan, yaptığın iş nedir ya. Dev götünü gere gere mayolu, veya dar kıyafetli resimlerinden başka neyin var senin sayın ablacığım? Acınası bir insansın ve kadınların mal olarak, et olarak görünmesinde en önemli sebeplerden birisin. Senin ünlü olman ile bir ineğin ünlü olması arasında pek bir fark yok.

2 Ocak 2013 Çarşamba

Tişirtttt

Tıklayıp biraz daha büyük halini görebilirsiniz sevgili genç kardişlerim. Dünya yüzeyinde yuhanzi diye bir şey varsa o budur işte. Sıkarlet Ohara diye bir sanatçı var bu tişörtlerden giymeden onunla futuğraf çiktiremezsin. Ohannesburg diye bir yir vırdır ki ve oraya bu tişürtlerdan giymeden gidemezsin. Hele hele li Ohayo diyi bir yir vır, ırda bı tişirtlirdin bılımızsın.


30 Kasım 2012 Cuma

Singılmen

"Kore'de yaşadım, Bekarım. Öpmeyi, dokunmayı ve aşk yapmayı severim. Seksi, ateşli bebek bir kız arkadaş istiyorum."

Sana verilecek cevap şudur sevgili ilelebet single kalması gereken singleman:

Fakyu


26 Kasım 2012 Pazartesi

Penaltı


Topa vurulduğu anda bir buçuk - iki metre ilerdeymiş. Oldu anasını sateyim. Orası iki metre ise Melo'nun boyu kaç metre acaba? Artı sevgili sığırcık kuşu Bilica biraderimiz de içeriye girmiş ne olacak şimdi. Böyle ahkam kese kese "Penaltı kesinlikle tekrar edilmeliydi." demiyorlar mı, he kamiller sizi he evet. 

Hakem Melo'ya da baksın, Bilica milica kim varsa orda onların da hepsine baksın, kale arkasında Taffarel mi var ona da baksın, bir saniyede karar versin. Sen de yavaş çekimlerde beş bin kere izlediğin şeye yorum yap olup olmadığını belirle. Zavallı hakem bir saniyede karar versin, sen kutuyu yaya yaya seyret bir araba dolusu, düşün, sonra da teşhis koy, olmamış diye. Oldu cınnım, olmımış ılan sinsin.

19 Kasım 2012 Pazartesi

Yüzük

Şimdi sevgili dostlar. Herkesin kendisine baktığını sanan ve bu yüzden zırt pırt yüzük gösterme çabasına girişen tamamen mal ötesi bir kezban topluluğu var. Bunlar böyle yüzük göstericem diye alın-burun kaşımaktan pişik olmuşlar artık. Sürat de bir felaket yani, sen (yani ben) daha yeni metrobüsten inmiş, acaba bütün organların yerinde mi diye mal mal etrafına bakınırken, yerinden çıkmış olan kolunu takmaya çalışıp, çantanı toparlayıp, "götümü hangi durakta düşürdüm acaba" diye düşünürken; gözünün ucunun bu kezbana değmesiyle yüzüklü elin alına gitmesi maksimum 0.4 saniye. Maksimum diyorum ulan ahali, bunun bir de minimumu var.

Sevgili yüzüksever kezban gurubu olan ablalarımız, yengelerimiz ve dünya ahiret bacılarımız. Ben ve benim gibi bir sürü adama artistlik yapıyorsunuz. Buradan sizlere seslenmek ve bilgilendirmek isterim ki:
"Siz bizim (afedersin de) skimizde değilsiniz. Lütfen insanlara sapık muamelesi yapmayınız artık. Eşiniz veya sevgiliniz kimse ona yoğunlaşınız. Sizin gibi bir kezban o güzel kardeşimiz gibi bir adamı bir daha (afedersin) nah bulur. Kocaciyim yolda millet bena bahiyür diyerekten enişteleri üzmeyiniz."

27 Ekim 2012 Cumartesi

Sahibinden

Ev de olsa araba da olsa sahibinden almakta her zaman fayda vardır. Birşey olursa ararsın, ham danışmak hem maazallah hesap sormak için. Gelgelelim bu satın alınacak zımbırtının sahibi tam bir totoşsa ne yapılır?

Yoğun bir şekilde araba baktığım bir dönem oldu benim, birçok araba modeli arasında gezdim durdum. En son tahlilde de Toyota Auris hedef araba modeli oldu. O arada baktığım beğendiğim arabalardan biri de Renault Laguna'ydı ve özellikle bu kasasıydı. Neyse bir gün eve yürürken baktım satılık bir Laguna var, araba beyaz, camları filmli. Sonra ben arabaya bakarken sahibi olan kamil muhabbet açtı. Arabanın özelliklerini anlattı. 2010 model olduğunu, yüz bin kilometrede olduğunu, camlardaki filmlerin ruhsata işlenmiş olduğunu anlattı. Bunları anlatırken de "Arabayı sadece ben kullandım, filmleri ruhsata işlettim, şehir dışına da çıktım arabayla, sahibinden.com'a koyduk arabayı" vs diye geveledi. Arabanın fiyatını konuşmaya başlayınca da birden birinci çoğul şahısa bağlayarak "Araba için 54.000 lira istiyoruz" dedi. 2012'den itibaren Türkiye'de satılmayacak olup, Renault arabaları arasında yerini Latitude'e bırakacak olan, sıfırı zaten 60.000 lira olan bir araba için fazla olduğunu düşünüp geçersiz sınıfına attım anında arabayı. Ancak bomba son dakikada geldi. "Sana 52.000'e olur" Ben kimim lan, manyak mısın sen? Yoldan geçen bir adam, sdımı bilmeyi bırak konuşmaya başlayalı net bir dakika olmuş. Bomba bu da değil bu tanışıklık kurma çabası bir yana, merak ettiğimden Sahibinden.com sitesindeki ilanda arabanın zaten 52.000 liradan ilan verildiğini gördüm. Esas dumurumsal durum bu. Zaten 52.000'e ilan vermişsin, yoldan geçen adam sanki hemen sana "Tamam alıyorum" diyecekmiş gibi 54.000 çekiyorsun, sonra kendi yalanını kendin elime verince de, bana 52.000'e olur oluyor. Kamil ya. Ben söyliim sana, o araba 52.000'de etmez, film milm yapmışsın ama, anasını ağlatmışsın arabanın lavuk seni.

20 Ekim 2012 Cumartesi

Kezbansipor

20 durak boyunca mal mal arkadaşlarının düğünü hakkında konuşan ve bindikten sonra hafif arkalarında kalan biri kucağında iki çocuklu ablaya yer vermemek için oturuşlarını değiştiren iki gerizekalı. Benimle aynı durakta binip aynı tramvaya doğru koşuşturdunuz. Allahıma bin şükür ki yetişemediniz. sizin gibi kezbanlardan nefret ediyorum. Oturduğunuz duraklar boyunca sanki bir hırrım konuşuyormuş gibi bir de rahatınızı bozmuyorsunuz. Ballandıra ballandıra anlattığınız düğün maceraları size nasip olmaz inşallah. İnşallah evde kalırsınız Fakingım Palas'ın daimi müdavimleri sizi.

Açık Mektup

Sevgili Paul McCartney;

Dışardan bakıldığında ilk izlenim olarak objektif bakmaya çalışıldığında çok kendini beğenmiş ve ukala bir imaj çiziyorsun sevgili abim. O kalkık kaşlarınla, şarkı söylerken ki tavrınla tam bir kılsın. "Evrene Karşı" oturmayı çok seven güzel insan, John Lennon erken ölmeseydi o Beatles'ın ekmeğini tek başına nah yerdin sen. Sana tavsiyem sayın abim, öyle bir hır yapıyormuş gibi kaşını maşını kaldırma, havalara girme, akıllı ol ve her sabah yaptığın gibi Fakingım Sarayı'nda kahvaltı etmeye devam et.

Seni çok seven objektif kardeşin
Kamil

19 Ekim 2012 Cuma

Uçtu da noldu

Geçen bir müşterideki muhabbette lafı geçince, 39.000 metro yükseklikten dünyaya atlayan adamı konuşmaya başladık. Bütün iş hayatını aynı koltukta geçiren 1.75 boyunda ve net yüz elli altı kilo olan, Sedat adındaki peltek bir arkadaşım şöyle dedi:

"Aman be abi, atladı da noldu sanki, sırf reklam"

Şimdi sevgili Sedat biraderim. Herşeyden önce o altındaki koltuğa acıyorum bunu bil. Gün içinde sana 10-15 teknik sorun telefonu geliyor diye bu kadar triballere girmene gerek yok. Bok atacaksın madem git kendi dengine at sevgili sığıroviç. Senin koluna da Born To Sit yazalım ne dersin? Ben biliyorum "Aman be abi ne uğraşıcam" dersin.

18 Ekim 2012 Perşembe

Kapalı

Bugün bir kolejde toplantım oldu. Çıkarken okulun bahçe kapısındaki güvenlikten kimliğimi aldım. Arabaya atlayıp gideyim derken resimdekinin aynısı Honda cipte oturmakta olan başı kapalı bir abla gördüm. Arabanın içinden atarlı bir şekilde kendisine "Hanımefendi okulun bahçesinde servisler var görüyorsunuz, bu saatte araba almıyoruz içeriye, bakın başka araba var mı, lütfen yardımcı olun bize" diyen güvenliğe "Kes sesini be, sen bana yardımcı olmuyorsun" dedi. Sonra ben kimliğimi alıp da kendi arabama yürürken, cepten konuştuğu kişiye -güvenlik yanından uzaklaşmıştı o arada- "Ara Cevdet'i, söyle kapıdalarmış aldırsın bizi, siktiğimin güvenliği almıyor bizi" deyiverdi. Geri dönüp güvenliğe cep numaramı bıraktım ve hanımefendinin kendilerini yöneticilerine şikayet etmesi gibi birşey yapması halinde beni arattırmalarını, kendisinin küfür ettiğini duyduğumu söyledim. Güvenlik abiler çok teşekkür etti ama yaşça en büyük olan bıyıklı abinin son sözleri biraz manidar oldu: "Çok sağol oğlum, bunlar sürüsüyle var burda, ama en azından birinden kurtulduk"

17 Ekim 2012 Çarşamba

Dedikodu

Daha önce bloga yazdığım bir yazıda şirketteki dedikoducu bir yavşağa nasıl çaktığımdan bahsetmiştim. Gün geçmiyor ki insanlar yeni yeni orospu çocukluklarına girişmesin. Hoş geçen seferki gibi çakmadım, bu sefer bu arkadaş işinden oldu benim sayemde. Ekmeğine mani mi oldum, hayır. Böyle şerefsizliklerle kazanılan ekmeğe başka bir sıfat bulmak gerekir kanaatindeyim.

Çevresindeki herkes hakkında, istisnasız her şeyi söyleyebilmeyi kendinde hak gören; Bağcılar hattında çalışan bir minibüs şoförünün yıllar önce ağzımı açık bırakan "annesinin doğurmadığı sıçtığı insan" betimlemesini üzerine cuk oturacak şekilde giyen; 3-4 kişilik ortamda da 500 kişilik şirkette de bu huyunu bırakamayan; şerefsiz, adi ve bir o kadar da kancık insanlar.

Dedikodu yapmayı yaşam biçimi haline getirmiş olan siz sevgili orospu çocukları. Sizin geçmişinizi ayrı s.keyim, size inanıp sizi dinleyen malların beyinlerini de ayrı s.keyim.

16 Ekim 2012 Salı

Fakyu

Yazının anafikri: Resmin büyük hali çok güzel tıklayın görün.

Yazı: Toplu taşıma araçlarından, özellikle de metrobüsten iner inmez; o araçtan onlarca insanın olduğu kalabalıkta sanki hıre her varmış gibi hemen sigarasına dadanan, dumanını püfür püfür diğer insanlara üfleyen, kendi keyfi için diğer insanların zehirlenmesini zerre iplemeyen kamil sürüsü. Bu fakyu sizlere gelsin sevgili dostlarım.

11 Ekim 2012 Perşembe

Sit davn


Haberturk'ün web sitesinde yer alan bir haber. Kendisi stand-up yaparsa çok gülerim, lakin g.tümle. Kendisinin gösterisinde postun başlığı kalitesinde -yani kalitesiz- esprilerin havada uçuşmasını bekliyorum.

8 Ekim 2012 Pazartesi

Mal sürüsü

Öncelikle şirkette yeni işe başlayan evli, sakin, sessiz sedasız bayan iş arkadaşı hakkında "Ayşe'nin de g.tü sağlammış" diyen şerefsiz.

Sonrasında da metrobüste üniversite hazırlığa giden bir kızcağız, kalabalığın etkisiyle kendisine yaklaşınca önce elini cebinin üstüne koyup beş dakka boyunca kızın poposuna dokunmaya çalışan, dokunduğunda kız ters bakınca utanıp yan dönen, akabinde de HTC telefonunu açıp Peygamber'in hayatını okuyan (Peygamber seni ne yapsın) samimiyetsiz şerefsiz:

Bu resim ikinize gelsin

13 Eylül 2012 Perşembe

Kimin gözleri

Yeter ulan yeter. İki haftada bir aynı insanı anasayfanıza koymayın artık. Bütün gözler onun üstündeymiş, yalan bir tek sizin web sitenizi güncelleyen abaza editörlerinizi gözleri onun üstünde. Katıldığı festivalden arta kalan zamanında tatil yapmışmış, bitmedi mi abi festival yüz aydır? Bugün bir de bu haberin hemen yanında da Frikiği çok geç fark etti başlıklı aynı zihniyette bir haber var ki zihniyet aynı tutarlılıkla çalışıyor demektir bu.

Önünde iki tane seçenek var. Bunlara talep var diye "haydi bakalım götler havaya, memişler fora" galerileri yapmaya devam edeceksin, ya da seni takip eden kitlenin yararını düşüneceksin. Ben hergün milliyet.com.tr'den haberleri okurdum nispeten taraf olmamayı başarıyordu çünkü, ama artık hergün bakmayacağım.

10 Eylül 2012 Pazartesi

Kına Zamanı

Spordaki başarısızlık sonucu vicdansız eleştirilere giren kamil yorumcular var. "Ben olsam onun hakemlik lisansını yırtarım... bunun adı takıma ihanettir... bu hareketin tanımı cinayete teşebbüstür..." Yok artık Ali Sami demek gerek sanırım. Her boku biliyorsunuz anasını satiim. Binyıllardır süren eleştirmenlik hayatlarında koca götlerini koltuklarından kaldırmadan, elini - ayağını bir kere topa sürmemiş adamlar "Bir futbolcu bunu yapamaz, lisansını yırtmak lazım, yediği ekmek..." muhabbetlerine girebiliyorlar. Ülkemizde bu olaylar sığırlık düzeyinde devam ediyor, en saçma salak eleştiri düzeni bizde zannederdim ama bak adam kendini öldürmüş işte. Evet şerefsiz, kırmizi şortli  yibinalar sizi. Ben yirmi kilo kına kargoladım, azar azar sürün hepiniz kıçınıza.

Haberin Linki
"Rusya Bayan Milli Takımı'nın antrenörü olan ve aynı zamanda Rusya Bayanlar Süperligi'nde Dinamo Moskova'yı çalıştıran Sergey Ovchinnikov, intihar etti. 2012 Londra Olimpiyat Oyunları'nda, takımın derece alamamasından sorumlu tutulan ve Rus medyası ile voleybol camiası tarafından çok eleştirilen Ovchinnikov, Dinamo Moskova takımı ile Hırvatistan'da kamp yapıyordu. Ancak bu durumu ve baskıları kendine yediremeyen çalıştırıcı, takımın kamp yaptığı otel odasının banyosunda kendini asarak canına kıydı. Sergey Ovchinnikov'ın bugün (29 Ağustos) öğle saatlerinde intiharı ve hayatını kaybetmesini, Rus Federasyonu tüm dünyadan gizliyordu."