Tespit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tespit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Yakışıklı

Geçen ekşisözlü'te bir başlıkta gelmiş geçmiş en yakışıklı adamın kim olduğu tartışılıyordu ve Alain Delon üzerinde hemfikir olmuş baya bir kişi vardı. Bence Müşfik Kenter'dir bu yakışıklı. Şimdilerde moda olan saç modellerini 60 yıl önceden denemiş yaşlılığında bile taşakları yere değen bir yakışıklılıktadır kendisi. Ruhun şad olsun; sesinle, oyunculuğunla, şiirinle seni çok sevdik abi biz.




21 Haziran 2013 Cuma

Yuhara


Ebenin amı yani.

Laleler

Bir Galatasaray taraftarı olarak çok büyük bir gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim:

"Çok şükür ki bu gözler Türk futbol tarihinde Süleyman Seba gibi bir adamı görmüş bulunuyor."

Benim görüp görebildiğim spor camiasındaki en efendi, en adam, taşakları yere değecek kadar ağırlığı olan kişidir kendisi, ve yine şükür edilecek bir durumdur ki bugün internette gördüğüm olayda söylenmesi gerekeni binbeş yüz yıl önceden söylemiştir. Çok sağol taşakları yere değen adam. Ağzı bir tuhaf kokanlara ders olmaz elbet ama, varlığın yetiyor aslan başkanım be.

12 Haziran 2013 Çarşamba

Yalancı Danışman

Göz göre göre ülkenin koskoca başbakanına yalan söyletiyorlar abi. Olayın bu hale gelmesinde başbakanımızın şişmekten bir hal olan egosunun çok büyük bir payı olduğuna inanan ben, yanlış yönlendirilmesinin artık daha çok payı olduğuna inanacağım.

Erdoğan'ı vatandaşlarının gözünde yalancı konumuna düşürüyorlar. Gerçekten ayıp. Başbakanımızın kendisine, onu dinleyip ona göre hareket eden insanlarımıza, başbakana hoşgörüyle bakmayan ve bu açıklamalardan sonra daha da soğuyan tüm insanlara yazık değil mi ya? Başbakanımız acilen kendini bu duruma sokan danışmanlarını şutlamalı. Bu kadar kolay mı bu işler.

7 Haziran 2013 Cuma

Bambi

Kızılkayalar'ın yaptığını söyledik. Bambi'nin de ne yaptığını bilelim arkadaşlar. İnsanları içeri almadan sadece kapıdan satış yapmaya çalışıyor uyanıklar. Videodaki arkadaşın dediği gibi bütün işi gücü milletin cebindeki para bunların.

Yıllardır trilyonlar kazandın bu insanlardan, kapını açsan ne olur sanki? O an olay filan da yok. Ulan olay olsa insanlar oraya sığınsa da herşey kırılıp dökülse ne olur sanki. Zengin etti seni be Taksim'e gelen tayfa.

Yüzde 50

Başbakanımızın evinde zor tuttuğu yüzde ellinin bir kısmı zaten evinde değil meydanlardaydı. Ama aşağıdaki gibi bir mesaj yağmuru yaptıktan sonra milleti -tipik AKP taktiği olan- otobüslerle bir yerlere taşıma metoduyla oraya toplayıp, ellerine fason Türkiye be AKP bayrakları dağıtıp; bir de üstüne olay sanki spontane gelişmiş gibi triplere girmek gerçekten çok zavallıca. Hem sen geçen aylarda bazı gösterilerde Türk bayrağına izin vermemişsin burda bayrak şov yapmaya çalışıyorsun; hem de işine gelmeyenlere "kafana göre toplantı gösteri yapamazsın" deyip, kafana göre miting yapmışsın. Çok yazık. Başbakanımızı çok yanlış yönlendiren insanlar var etrafında bence. 


6 Haziran 2013 Perşembe

Yavşak Basın


Gezi Parkı olaylarının ilk döneminde kafasını kuma gömmüş olan yavşak basınımızda, yine olayların ilk günlerinde yayınlanmış bir galeri. Sesinden ve dansından önce -çok afedersiniz ama- götüyle anılan sevgili Jennifer Lopez ablamızın sahne kıyafeti. Kusura bakmasın ama böyle yarrak gibi sahne kıyafeti olmaz abicim. Üst taraf maksimum ayrıntı veriyor kutu ve kukudan ama alt tarafta popoya kadar çizme. Bu ne lan?

Kendisini bir yerde görürsem aşağıdaki monologu yüzüne ciddi ciddi yapmak isterim:

Abla Allahını seversen, sen nasıl rahat ediyorsun bu kıyafetle sahnede? Hiç mi "Allah alt taraf gözüktü" korkusu yaşamıyorsun? Sesini harbiden beğeniyorduk ama yıllar geçtikçe sen sapıttın be yahu. Senden, o Beyonce'dan filan görüyo millet, bizim burada da öyle giyinmeye çalışanlar türedi. Sahne kıyafeti diye pullu, derili saçma sapan mayolar giyiyorlar artık bizim buralarda da. Napıyosun amk ya? Yeter lan.

Big Bang

Big Bang Theory hastası olduğum bir dizi değil. Yemek yerken veya beklemeli bir bilgisayar işiyle uğraşırken izliyorum. Bazen de örneğin uyumadan önce birkaç saat tivi bakasım var, kanalları gezerken çok fazla birşey bulamıyorsam izliyorum.

Bilim adamı tiplemeleri gerçekten komiğime gidiyor. Dizinin esas ablası Penny'yi de hayranları affetmemiş ve yakalamış birinci sezon ilk bölüm ile, dördüncü sezon 24ncü bölüm arasında geçen üç buçuk yılda oyuncunun aldığı kilo meraklı gözlerden kaçmamış. (Milliyet editörü tarzı bir finiş oldu, çok mutluyum.)

14 Mayıs 2013 Salı

Eğlence Fora

Ekşi'de gördüm de içim acıdı, sınırsız meşrubat ne lan :) Dikkat edin de çarpmasın bari çocukcağızları. Altına da twitter etiketi koymuşlar #fatihuniversitesibaloda diye. Self satisfaction derdi benim entel bir arkadaşım, o hesap olmuş. Eminim ki çok eğlenceli geçecek.

28 Mart 2013 Perşembe

Göken


Bu nasıl saçma bir kıyafettir abi. Bir tane arkadaşın uyarmadı mı seni be kardeşim. Önceki yaptığın şarkılardaki gibi cool tavrınla devam etseydin be kardeşim. Hadi gençliğini, espritüelliğini göstermek için gülümseyip insanlarla şakalaştığın bir klip çektin debu nedir kankatorres be. İlla klibinden değil de radyodan mı dinleyelim seni. Gökhan kardeşimizin bazı klipleri sadece "dinlenesi" sanırım.




17 Mart 2013 Pazar

Siboş


Eğer öyle bir hesaplanabilme ihtimali olursa, Sibel Can'ın tüm sanat yaşamı boyunca verdiği toplam kilonun bir tonu bulacağı yönünde bir teorim var. Al ver, al ver yapıyordu hep ama son yıllarda pek umrunda da değil sanırım. İyice tulumba tatlısı olmuş ablamız.

16 Mart 2013 Cumartesi

Muğhtaşam

Gün geçmiyor ki, hiçbir zike derman olmayıp sadece geyik vakit geçirmeye yarayan Milliyet internet sitesinde yeni bir fenomen ortaya çıkmasın sevgili dostlar. Bunların tipik bir başlıkta ser verip sır vemeden bir gizem yaratma çabası var. Hani biz merak edip hemen tıklayacağız habere öyle göreceğiz ki site de hit alacak vs vs.  Dün yayınladıkları bir haberde de resimdeki gibi bir olta atmışlar. Ben de haberi görünce doğrudan yakınlarda bulunan bayan iş arkadaşıma "muhteşem yakışıklı" diye tanıtılan kişi kim olabilir diye sordum. Bir bayan bu haberin uzantısında hangi ünlünün çıkmasını beklerdi acaba. Birkaç isim söyledi ama linke tıklayıp da Twilight filmindeki Robert Pattinson olduğunu görünce tüm içtenliği ve samimiyetiyle candan bir "Hassssiktirsinler" patlatıverdi.

14 Mart 2013 Perşembe

Açık Mektup

Sevgili bayanlar;

Facebook'ta envai çeşit fotoğraflarınızı görmekteyim. Her birinizin ısrarla vermekten bıkmadığı bir poz verme modeliniz var. Kiminiz illa sağ profil veriyor, kiminiz illa sol profil. Vücudunuz fotoğrafı çeken arkadaşa göre sola yönelmişken, sizin üstüne sağ profil verme çabanız gerçekten çok akrobatik. Ayaktayken bacakları hep aynı açıda tutma çabası. Tepeden çekiliyormuş gibi suratı öne eğmeler filan. Ağzı hep aynı iç veya duruma göre dış bükeylikte tutarak gülmeler. Kafayı yana yatırmalar, bazen geriye atmalar.

Bunlar sadece size güzel canlarım. Erkeklerin yüzde sekiz yüz ellisi için profil fotolarınızın vs nizin pek bir önemi yok. İyisi mi doğal olun. Kendinizi kasmadan adam gibi durduğunuz fotolarınızı koyun feysbuklarınıza. Doğal olun derken de burnunu karıştırırken ki fotoğrafınızı koymayın tabi ki. Ama rahat olun yani. Hep aynı pozu vermek için kendinizi yemeyin.

Sizi gerçekten içinde bir kötü niyet olmadan, bir kardeş gibi seven
Kamil Güğüm

25 Şubat 2013 Pazartesi

Sertlik


Nasıl lig lan bu, kırmızı kartlara bak anasını satayım. Sırf dövüyorlar herhalde birbirlerini. Sadece bir maçta kırmızı kart yok, diğer yedi maçta 10 kırmızı kart var, Ohannesburg'a gidesim geldi yani.

Feysbuk

Az önce 14-15 yaşlarındaki bir yeğenimın "Bıktım bu hayattan yhaaa" iletisini görünce bu yazıyı yazmak istedim de; çok enteresen bir ortam yahu bu feysbuk, ipimizi koparıp hepimiz buradayız valla. Sivilceli, çirkin ve net bir yarak kafalı olduğunu bildiğiniz adam manken gibi profil fotosu koyuyor. Her yaz tatilinden, çalıştığı her şirketten, gittiği her konserden albümler yapıp koyuyor. Kemer 2009, Avşa 2010, Belek 2011 diye başlayıp 29 Şubat 2015 Metallica konseri diye gidiyor. Kimseyi kınadığımdan değil canlarım, inanın ki kimseyi kınamıyorum. Burası ayrı bir dünya olmuş artık ve herkes bir şeylerin peşinde.

Ama bazıları harbiden acınası bir halde ne yazık ki. Gerçekten. Bakar kör insanlara acıyorum abi ben. İnsan hakları vs üzerine o kadar atıp tutarak, solculuk oynadıktan sonra, gittiği bir konserde ellerinde viskilerle fotolar çekip "Madonna Konseri - Şubat 2018" albümünde paylaşanlara acıyorum. Senin ağzın başka konuşuyor, ama götün de başka oynuyor sayın abim.

Bir de böyle ayar veren tipitipler var. Geçen bir arkadaşım internetteki ergen kezbanlar gibi "Varlığımda değerimi bilmeyeni, yokuğumla terbiye ederim" yazmış. Hayır be ablacım. Sen klavye başında oturup klavye silahşörlüğünden başka birşey yapmıyorsun inan ki. Okuldan samimi de bir arkadaşım, "kızım gerek yok bu triplere, lisans üstü eğitimini bitir işine gücüne bak" diyorum ama nafile. Kaale alınmadığını, o yazdığı cümlenin karşı taraf tarafından okunmamış olma ihtimalini, okunsa bile karşı tarafta hedeflediği hissiyatı yaratmadığını fark edemiyor işte.

Bir de en komiği feministlik yaparak, erkek şiddetine -haklı bir şekilde- tepki veren, ama tepkiyi verirken "Allah hepsinin belasını versin" diyen ablalar var. Şiddete hayır derken, şiddeti durdurmak isterken uygulamayı düşündüğü metod şiddet olan ablalar.

Ben kendi kendime sık sık muhakeme yapmaya çalışırım. Bir yandan kendi kendimi övüp gaza getirmeye de çalışırım "Ne yakışıklı biriyim, ne iyi bir insanım" diye, bir yandan da kendimi dışarıdan görmeye çalışırım aşırı özgüven sebebiyle salak gibi görünmemek için. Umarım ben böyle tutarsız davranmıyorumdur yhaaa.

24 Şubat 2013 Pazar

Değişim

Değişim deyince aklınıza Kafka'nın Dönüşüm'ündeki gibi bir değişim gelmesin ama benzer yanları olan bir değişimden söz ettiğimi de belirteyim canlarım. Dün CNBC-E'de Hell on Wheels dizisinin tekrarına denk gelince bu konuyu yazmayı unuttuğumu farkettim. Yabancı dizilerde beğendiğim olaylardan biri bu. Oyuncunun bir işinde ortaya çıkardığı rol ile bir başka işinde yaptığı rol arasında dağlar kadar fark oluyor. "Anson Mount o sabah uyandığında kendini aylardır kesilmemiş sakalı ve elindeki tabancasıyla çok daha erkeksi bir havada buldu."
Bir keresinde takım elbiseli halini gördüğümüz Anson Mount biladerimiz Hell on Wheels dizisinde diğer fotolarda gördüğünüz karizmayı gösterebiliyor. Takım elbiseli haline iki tokat atma ihtiyacı hissedeceğiniz adam birdenbire kanka olunası bir adam rolüne giriyor. Seviyorum bu tip değişimleri ve çalışmaları.
  Bu arada bu yazının dizgisi de bir enteresan bir tuhaf oldu ya kendime buradan sert eleştirilerimi sunuyorum.

Ankara Hakkında (+18)


Gençler rahat rahat küfür ediyorlar, Ankara ve ilçelerine. "Ankara yarak gibi, Keçiören bok gibi" diye gidiyor şarkının sözleri. Benim komiğime gitti, hem şarkı, hem grup, hem de nefretin dozajı. Gurubun adı zaten The Bomboks. Ankara'ya karşı artık nasıl bir nefret biriktirmişse adamlar, ana avrat düz gidiyorlar şarkıda. Çok candan bir şarkı olmuş. Bir de yorumlarda en çok + alan "gurup da yarrak gibiymiş amk..." yorumuna da ayrı bir güldüm. Grup üyelerinin bu yoruma bakıp eğlendiklerini tahmin ediyorum. Blog postuna da Müzik etiketini koyup koymamakta çok kararsız kaldım.

5 Ocak 2013 Cumartesi

Zarif Kız

Bayanlarda bazı trikler oluyor. Kendince kendilerini güzel sandıkları bir fotoğraf açısı veya poz oluyor. Hep o pozu vermek için azami çaba sarf ediyorlar. Bütün bu bayanlara buradan sesleniyorum: Olmuyor canlarım. Öyle olmuyor, olmayacak, olmadı, olmayacak, olmaz, zaten olmayacaktı ve en önemlisi de olmayacak. O fotoğraflar sadece size güzel geliyor. Erkek olsaydınız size "Oğlum sen ne yarak kafalı bir adamsın" derdim ama bayan olduğunuz için size sadece bu saçma yoldan vazgeçmenizi önerebiliyorum.

3 Ocak 2013 Perşembe

Everest

Koyu bir Galatasaray taraftarı olarak söyleyebilirim ki, Fenerbahçe de gayet büyük bir kulüp. Ülkemizde bir fotbulcunun gelebileceği en iyi noktalardan biri. Gelgelelim Fenerbahçe'de oynamanın bir futbolcu için zirve olduğunu söyleyebilmek en net tanımıyla vizyonsuzluktur. Sadece o da değil, Galatasaray ve Beşiktaş da bir futbolcu için zirve olamaz. Messi bile dünya kupası alamadı henüz, ya da Ronaldo'nun da kulüp başarıları dışında bir numarası yok. Zirve varsa bile sonu yok ki sevgili fitbolseverler. Bu ropörtajdan yola çıkarak Sezer kardeşimin bu mantaliteyle yurt dışına çıkmayacağını, çıksa bile gerisini getiremeyeceğini öngörebiliriz.

2 Ocak 2013 Çarşamba

Yeni Yıl

Dedemin kritik durumu sebebiyle oldukça sönük girdiğimiz ve tipik bir ay öncesindeki düzenimde başladığım, ama aynı şekilde devam etmeyecek olan 2013 başladı nihayet.

Kafamdaki oyunu sahaya yansıtabilirsem -ki bunun için en kibar tanımıyla kötümü yırtacağım- güzel bir atılım yapabileceğimi düşünmekteyim.

Herşey bende gizli. Sevdiğim kadar sevilirim. Baskın basanındır. Felaan.