Basın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Basın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Temmuz 2013 Salı

Olmadı Böyle

En iyi biz biliriz, biz iyi biliriz, çok iyi biliriz; mantalitesinin bir tezahürü. Sayın bakanımızı çok karizmatik buluyorum ama bu mektubu yazma işini üstlenmedini yakıştıramadım kendisine.


AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, New York Times gazetesine bir mektup göndererek, Türkiye'de yaşanan son gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

International Herald Tribune gazetesinin 30 Temmuz tarihli baskısına da giren, 'Türkiye'nin Demokratik Yolu' başlıklı mektubunda Bağış, New York Times'ın 'Türkiye AB üyelik sürecini baltalıyor' başlıklı yazısından sadece birkaç gün sonra AB'nin 'Bölgesel Politikalar' başlığını açarak Türkiye ile müzakerelere devam etme kararı aldığını hatırlattı.

"Bu kararı memnuniyetle karşılıyoruz" diyen Bağış, mektubunda şu ifadelere yer verdi:

"Ancak bazı Avrupalı yetkililer tarafından insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konusunda yapılan eleştiriler, üye ülkeler arasında görüş birliği olmaması nedeniyle müzakereler çerçevesinde tartışılamayacağı için çok da inandırıcı değil. AB'nin Türkiye'nin siyasi reform sürecindeki kaldıraç gücü ve Türkiye'deki güvenilirliği, bazı üye ülkelerin müzakere sürecini giderek siyasileştirmesi sonucunda zayıfladı."

Bağış, Türkiye'nin, vatandaşlarının hakları ve özgürlüklerini genişleterek daha fazla demokratikleşme için gereken adımları attığını belirterek, şunları kaydetti:

"AK Parti'nin son 10 yıllık iktidarı süresinde, milyonlarla kişi orta sınıfa dahil olmuştur. Sosyoekonomik dönüşüm, demokratikleşmeyle birlikte el ele yürümektedir. Değişik sorunları olan kişiler, bu muazzam sosyoekonomik değişimin sonucu olarak haklarını talep etmeye başlamışlardır.

Son zamanlarda yaşanan barışçıl gösterilerin ardında yatan önemli bir neden varsa, o da halkımıza sağladığımız fırsatlar sayesinde Türkiye'de enerjik bir sivil toplumun gelişmesidir. Bunun yanı sıra ister çevre konuları ister bireysel özgürlükler için olsun, inanıyorum ki şiddete başvurmadan demokratik seçimlerle işbaşına gelmiş hükümete karşı protesto gösterisi düzenlemek Türk toplumunun Avrupalı kimliğini ortaya koymaktadır."

Bağış, son 3 seçimde tercihini AK Parti'den yana kullanan her kesimden Türk insanının bulunduğunu, bunun nedeninin farklı geçmişi olan kişilerin kendilerini daha açık ifade etme şansını yakalamalarından kaynaklandığını vurguladı.

Bağış, mektubunu "Biz hükümet olarak, farklı seslerin barış içinde duyulabildiği diğer Avrupa demokrasilerinde olduğu gibi demokratik atmosferin devamını sağlamayı sürdüreceğiz" diye bitirdi.

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Canım Ülkem

Beyoğlu Esnafı

Bir bir dolanıyor ayaklarına atıp tuttukları konular ama görebilen gözler, anlayabilen idrak yok halkımızın tamamında ne yazık ki. Aşağıda sayılan Beyoğlu esnafının beli bükülürken bir adım atılıp bir önlem almayanlar; yıllardır ebesi skilen esnafı göstericileri sevmiyormuş gibi göstermeye çalışıyor. Umarım işine geleni gören o kör gözler bunları yemez artık.


“Esnaf taraf değil Türkiye’yle bütündür. Herşeyden önce tüm kurum, kuruluş ve şahıslara sesleniyorum. Kimse esnafı genellemeler yaparak tarafmış gibi lanse edemez. Toplumda olduğu gibi esnaf içinde de eylemlerin fiziken ya da fikren destekleyenler olduğu gibi karşı olanlar da vardır. Bu durum gayet normaldir. Şiddete başvurulmadıkça olağandır. Gerçek esnafın silahla, palayla, bıçakla, sopayla işi olamaz. Sorunlarını diyalogla çözer.

Biz dernek olarak bu süreçte hem Taksim Dayanışması’na iki hafta önce bir basın açıklamasıyla sorunlarımızı iletmiş, hem de Cumhurbaşkanlığı’ndan bakanlıklara, bankalardan belediyelere kadar toplam 29 kurum ve makama esnafın ticari ve ekonomik taleplerini ifade eden mektuplar yollamıştık. Bu iadeli taahhütlü mektuplardan yalnızca ve sadece Beyoğlu Belediyesi’ne gönderilen mektubumuz muhattap bulunamadı denilerek geri gönderilmiştir. Evet yıllardır zaten esnaf muhattap bulamamaktadır belediyede. Böyle bir zamanda esnafın zararından söz eden Beyoğlu Belediyesi, esnaf derneğinin evrakını teslim almamaktadır. Talimhane otellerinde yaptığı, davetiyeli sözde esnaf toplantılarına dernek ve üyelerimizi çağırma gereği bile duymamışlardır.

Ayrıca dün buradan esnaf adına söz söyleyenleri Beyoğlu’nda tanıyan bir esnafa bile rastlamadığımızı belirtmek isteriz. Bununla beraber esnafımızın İstanbul Ticaret Odası, Lokantacılar Odası gibi temsilcilerinin nerede olduğunu merak etmekteyiz. Neden Beyoğlu’nu dolaşma ihtiyacı hissetmemektedirler? Şimdi tüm esnaf adına konuşma hakkını kendinde görenlere soruyoruz. ÖTV artışlarında, sigara yasası yapılırken, eğlence vergilerinde, mekan mühürlemelerinde, TAPDK mevzuatlarında, sponsor yasaklarında, inşaat nedeniyle Taksim’e ulaşım imkansızlaştırıldığında, alkol yasası yapılırken sokaklarda, mahkemelerde ve mecliste olmasını bilen beyler ve Beyoğlu esnafı olarak bugün odalara, birliklere, gruplara soruyoruz. Yıllardır neredeydiniz. Ne oldu da esnaf dostu oldunuz? En önemlisi 19 Temmuz’da ikinci yılı dolacak olan masa-sandalye yasağı. Türkiye Cumhuriyeti’nde sadece tek ilçede uygulanan bu yasağa karşı neredeydiniz ve ne dediniz?Kurunun yanında yaşı yakmış olan sayın Topbaş, bizle tek bir görüşmeyi bile kabul etmemiştir. Bu mu sivil toplumla istişare?

Eğlence ve yeme içme sektörü esnafı bitirilirken izleyenler, çıkmış mağduriyetimizden söz edip, bizi taraflaştırıp eylemci ve karşıtları diye bölmenin peşinde olanlardır. Bu tuzağa düşmeyeceğiz. Eylemcilere tepki gösteren esnaf içindeki ideolojik nedenlerle hakaret edenleri, gayri meşruya bulaşmış mekan ve kişileri de biliyoruz. Esnafın mağduriyetine meraklı olanlara tek tek soruyoruz. Tarlabaşı projesi içinde esnaf çıkarı mı vardır? Beyoğlu’nun yok edilen kozmopolit yapısı esnafa mı yaramaktadır? Yarın Galataport yapılınca Tophane’de esnaf kalacak mıdır? Yapılan Demirören AVM’nin yuttuğu esnaflardan bilginiz var mıdır? Yıkılan Emek Sineması ile Serkildoryan’a yapılan AVM esnaf lehine midir? Topçu Kışlası içinde AVM olsaydı esnaf mı yararlanacaktı? Peki Taksim İnşaatı başladığında Gezi Parkı altında zorla çıkartılan onlarca esnafın bugün doğmuş yasal haklarına dair tek kelime ettiniz mi?"

18 Haziran 2013 Salı

Dış Basın

Dış basında haber olmak; ama bu şekilde ne acı değil mi? Hala da yapılan laf salatalarına inananlar var. İngiliz BBC, Amerikalı New York Times, Fransız Le Monde dahil hepsi yalan söylüyor da bir tek bizim basınımız doğru söylüyor değil mi? Kimisi sindirilmiş, korkutlumuş; kimisi ise çıkarına göre haber yapmaktan hiç gocunmayan, yalamaya alışık ağzı bok kokan adamlar. Umarım yaptıklarının karşılığını aldığınızı görmeyi nasip eder Allah bana. Ülkenin damarlarına yapışmış züppeler sizi. (Resimlere tıklayarak büyük hallerini görüntüleyebilirsiniz.)




 

14 Haziran 2013 Cuma

Ajans

Sevgili Anadolu Ajansı, peki sen kendini ne olarak tanımlıyorsun. Bunu bize bir anlat bakalım. Haberin Linki

13 Haziran 2013 Perşembe

Teoriler

Dünkü AB grup toplantısında ülkemizde son dönemde yaşanan sıkıntılar konuşulduğunda, başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan çok sert eleştirilmiş. CNN International'da Türkiye'deki olayları saatlerce verip eleştirince, Amerika'da sadece haber programlarında değil, talk şovlarda bile  konuşulup yer yer dalga geçilmeye başlanmışken. Bazı teorisyenler hemen "Amarika RTE'nin fişini çekecek aga" tarzıyla başlayan ileriye dönük senaryolar üretmeye başladı. Bunlardan bağımsız olarak Oğuz Haksever gibi çakılı defans oyuncularına rağmen, ben basının ufaktan ufaktan olaylardan daha çok ve daha objektife yakın bakmaya başladığını fark ediyorum. Bu teorilerle alakalı mıdır, yoksa insafa mı geldiler, yoksa bıktılar mı bilemiyorum. Umarım el birliğiyle ilk günlerde şu resimdeki gibi davranan lolipoplar adam gibi olanı biteni yazmaya, çizmeye, göstermeye başlar.

6 Haziran 2013 Perşembe

Yavşak Basın


Gezi Parkı olaylarının ilk döneminde kafasını kuma gömmüş olan yavşak basınımızda, yine olayların ilk günlerinde yayınlanmış bir galeri. Sesinden ve dansından önce -çok afedersiniz ama- götüyle anılan sevgili Jennifer Lopez ablamızın sahne kıyafeti. Kusura bakmasın ama böyle yarrak gibi sahne kıyafeti olmaz abicim. Üst taraf maksimum ayrıntı veriyor kutu ve kukudan ama alt tarafta popoya kadar çizme. Bu ne lan?

Kendisini bir yerde görürsem aşağıdaki monologu yüzüne ciddi ciddi yapmak isterim:

Abla Allahını seversen, sen nasıl rahat ediyorsun bu kıyafetle sahnede? Hiç mi "Allah alt taraf gözüktü" korkusu yaşamıyorsun? Sesini harbiden beğeniyorduk ama yıllar geçtikçe sen sapıttın be yahu. Senden, o Beyonce'dan filan görüyo millet, bizim burada da öyle giyinmeye çalışanlar türedi. Sahne kıyafeti diye pullu, derili saçma sapan mayolar giyiyorlar artık bizim buralarda da. Napıyosun amk ya? Yeter lan.

28 Mart 2013 Perşembe

İki Ankara



İkisi de Melih başkana mal edilen mevzu. Üst geçit yapa yapa adeta caddelerin üzeri kapalı hale gelmişken yapılmış olan engellilerin de düşünüldüğü muhteşem bir mimari örneği olan üst geçit. 9gag gibi sitelerde bile taşak muhabbeti dönmüş bir yapı. Diğer de tuhaf bir yaranma çabası. Her kelimesiyle tuhaf olan bir billboard ilanı. Her ikisine de verilecek cevapları vardır illa ki Melih başkanın, zira kendisinin suskunluğu asaletindendir.

24 Mart 2013 Pazar

Taqwim


2000 yılında Galatasaray Avrupa Süper Kupa'sını almışken ilk sayfada Takvim logosunun hemen yanında küçük bir kutuyla bundan bahsedip, bunun net 8-10 katı büyüklükteki bir yere Fenerbahçe'nin 4-1'lik bir lig galibiyetini yayınlayınca zaten notunu vermiştim bu gazetenin. Geçen aynı tutarsızlık ve seviyesizliğin devam ettiğini gördüm. Andorra milli takımındaki oyuncuların çoğunun asıl meslekleri başka işlerken futbol sadece hobileri ve hayatını bu işten kazanmayan adamlar. 14 numaralı oyuncu da milli takımımızın Andorra ile yapacağı maç öncesinde kaldığı otelde garsonmuş. Arkadaşlar da bu muhteşem zeka ürünü haberi yapmışlar sağolsunlar. Bir Andorra'lı çıkıp da "75 milyonluk ülkeden gelmiş en iyi oyuncularınla beni götüm götüm zar zor 2-0 yenmişsin sittir lan" derse mal gibi kalacaklar haberleri yok.

16 Mart 2013 Cumartesi

Muğhtaşam

Gün geçmiyor ki, hiçbir zike derman olmayıp sadece geyik vakit geçirmeye yarayan Milliyet internet sitesinde yeni bir fenomen ortaya çıkmasın sevgili dostlar. Bunların tipik bir başlıkta ser verip sır vemeden bir gizem yaratma çabası var. Hani biz merak edip hemen tıklayacağız habere öyle göreceğiz ki site de hit alacak vs vs.  Dün yayınladıkları bir haberde de resimdeki gibi bir olta atmışlar. Ben de haberi görünce doğrudan yakınlarda bulunan bayan iş arkadaşıma "muhteşem yakışıklı" diye tanıtılan kişi kim olabilir diye sordum. Bir bayan bu haberin uzantısında hangi ünlünün çıkmasını beklerdi acaba. Birkaç isim söyledi ama linke tıklayıp da Twilight filmindeki Robert Pattinson olduğunu görünce tüm içtenliği ve samimiyetiyle candan bir "Hassssiktirsinler" patlatıverdi.

11 Şubat 2013 Pazartesi

Memecan Volüm 3000

Ekşisözlük'teki bir arkadaş şu linkte yer alan karikatüre link vererek "salih memecan'ın tayyip'i yalayarak bitirmesi" diye bir başlık açmış. On numara bir başlık olmuş, sadece başlık bile birçok şey anlatıyorken arkadaş başlığın tanımına da şunları eklemiş:

"ülkeyi rahatlatacak eylem. birkaç karikatür sonra gerçekleşmesini bekliyorum."

Klavyene sağlık kardeşim, daha önce bu blogda paylaştığım hissiyatıma paralel olmuş.

6 Şubat 2013 Çarşamba

Avukat

Kim Milyoner Olmak İster yarışmasındaki eblekvari tavırlarıyla o an yarışmayı izleyen tüm sülale fertlerinde "Bu mu avukat olacak" dedirten 18 yaşındaki bir kardeşimiz programdaki hali sebebiyle kendine yüklenenlere twitter'dan aşağıdaki gibi çakmış. Sen henüz hukuku sadece kazanmışsın güzel kardeşim. Kazanmışken bu havayı atıyorsan, bitirdiğinde başın arşa mı değer bilemiyorum. İkincisi müvekkil olmak aşağılık bir şeydir de avukat olmak yüce birşey midir, git herhangi bir hocana, hatta bölümden bir öğrenci arkadaşına sor bakalım. Reytinglerin çok olması ekrandaki mamülün iyi olduğunu mu gösterir bunun da üzerine bir düşün bakalım cancağızım. Bir de reyting kırmak nedir, reyting etmek, reyting eylemek, reyting kılmak gibi bir şey midir? 

Bütün bu geyik muhabbetinden sonra özetle yaptığının en kibar tanımı "ayıp" Meltem Yılmaz kardeşim. Derslerinde başarılar ve daha önemlisi insanlarla iletişim kurma becerini geliştirebilmen dileğiyle..

1 Şubat 2013 Cuma

Önemli Değil

22 Ekim 2012 tarihli bir internet haberinin linkini kopyalamışım burada paylaşırım diye. 47 yaşındaki Finlandiya'lı turist tatil için geldiği ülkemizde diskoda tanıştığı 36 yaşındaki birinin tecavüzüne uğruyor. Bir gün sonra da intihar ederek kendini öldürüyor.

Zaten diskoya giden, alkol alan, dizinde etek giyenden başı açık gezene bütün bayanlar aranıyor değil mi? Aranmasa diskoya gelmezdi değil mi? Önemli değil böylesi bayanların tecavüze uğraması.

Erkekliğimden utanıyorum böyle çüküyle düşünen hem cinslerimi görünce. İran'daki cezalar bu konuda uygulanmalı erkeklere bence, çükü kökten kesilip yedirilsin, bence en güzel ceza budur tecavüze. Benim ülkemin insanları eğitimle öğrenemiyor alamıyor bu düşünce tarzını ne yazık ki. Böylesi sert bir ceza olursa, adam içten içe "ulan ben bu kadına zorla sahip olursam çükümü kesip yedirirler bana" diye düşünürse nah yeltenir tecavüze. Başka yolu yok, kalmadı ne yazık ki benim ülkemde. Geri dönülemez, eğitimle vs ile değiştirilemez bir duruma gelmişiz artık.

Özür dilerim senden Minna Eeva Kaarina Lehtovirta. Mekanın cennet olsun.

24 Ocak 2013 Perşembe

Hatipoğlu

Nihat Hatipoğlu gibi bir insanı bile çileden çıkarabilmişler ya çok ilginç. Nihat bey yine de bozmamış hiç üslubunu; küfürsüz hatta kaba kelimeler bile kullanmadan anlatabilmiş meramını, kızgınlığını. Dikkatimi çeken bir ayrıntı ise haberin linkine tıkladığınızda görebileceğiniz üzere, hep eleştirdiğim Milliyet web sitesinin bu haberi magazin başlığının altına koyması.

HABERİN LİNKİ

-KADIN -"Çok utanarak çok nefret ederek söylüyorum... Diyorlar ya erkek aldatır. Ben aldattım. İstemeyerek bu hataya düştüm. Vicdanen çok rahatsızım. Evliliği beynimde bitirdim"
-NİHAT HATİPOĞLU : E... vicdan azabı çekmen lazım... Çocuklarınız var mı?
-KADIN : Var üç tane...
-NİHAT HATİPOĞLU : Ooo niye böyle bir yanlış yaptın peki?
-KADIN : Çok pişmanım hocam. Şahsi olarak görüşüyorduk bir anda bana yaklaştı. Bir boşluk mu bilmiyorum.
-NİHAT HATİPOĞLU : Peki sizinle düşüp kalkan bu ahlaksız herif evli midir bekar mıdır
-KADIN : Evlidir
-NİHAT HATİPOĞLU : Yazıklar olsun o zaman ona da size de!.. Allah'ın en nefret ettiği günah evlilerin zinasıdır... Ortamı müsait hale getirmeseydiniz bu hale gelmezdiniz.

9 Ocak 2013 Çarşamba

Seviye

Gün geçmiyor ki sevgili gazetemiz Milliyet'in internet sitesinde yeni bir über durum çıkmasın. "En güzel, götler galerisi, şeffaf tayt kurbanı ünlüler, kimse gözlerini alamadı, seksi fotoğrafları için tıklayınız..." düzeyindeki seviyesizliğin dibindeki yayınlarına alıştık artık. Bir erkeğin bu tür resimlere bakma ihtiyacı olsa bile, bunu karşılaması gereken kurum sen değilsin balım. Sen bir gazetesin, erotik yayın organı değilsin ki. Konuyu da bir daha neden kendimce anlatmaya çalışıyorsam. Her neyse birçok gazetenin internet sitesinin böyle yayınlar yapmasına alışmıştık artık. Gel gelelim yandaki gibi örneklere de gireceklerse artık, Johannesburg'a kadar yolu var bu işin. Artık daha sert başlıklar koysunlar. "Yok artık ebeninki Spartak, Zikseydin Bari Sparta, Hadi Ordan Lan, Lavuk Sparta'ya Bak Sen, Bunu Gördün mü Koçum(Nah fotoğrafıyla beraber), Oldu AQ"  türünden başlıklar bekliyorum ben. Bu başlığı yazan editöründen, bu yazının yayınlanmasına onay veren tüm idarecilerine kadar aslansın sen Milliyet.

7 Ocak 2013 Pazartesi

Bir Soru

İçeri tıkmasalar bari adamcağızı. Malum ağzını açan içerde, gak desen hapis guk desen hapis. HABERİN LİNKİ

Abdullah Öcalan’la müzakereler konusunda Ulusal Kanal’a konuşan Eski Devlet Bakanı ve Eski Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener “daha önce görüşme yaptığımızı ispatlamayan müfteridir, şerefsizdir diyen başbakan, müzakere yapıldığını kendisi açıkladı. O zaman başbakana soruyorum kim müfteridir? Kim namussuzdur? Kim Şerefsizdir?” dedi.

"Benim gördüğüm kadarıyla sadece süreci idare ediyor. Yani Başbakan ülkenin sorunlarına odaklanmış değil, doğrudan doğruya kendi geleceğine odaklanmış durumda. Kendi konumuna, kendi çıkarlarına ve kendi geleceğine odaklanmış durumda. Yakın bir süre öncesine kadar idamdan bahsediyordu. idamdan her bahsettiğinde Öcalan’ım adını anıyordu. Kamuoyunda sanki bir idam senaryosu hazırlanıyor intibaı veriyordu. Bunu haftalarca kullandı. arkasından dokunulmazlıklara geçti. “Terör örgütüyle kucaklaşanların dokunulmazlıklarını elbette meclis kaldıracaktır. ‘Yargı da gerekeni yapacaktır’ dedi. Ancak şimdi görüyoruz ki bir taraftan “idam” diye bağırırken, bir taraftan “dokunulmazlıkları kaldıracağım” derken el altından da görüşmeler yapıyormuş. Bu görüşmelerin yapıldığını önce başbakan kendisi açıkladı. Buradan okunması gereken şey şudur. Başbakan doğrudan doğruya seçmene oynuyor. ‘İdam’ derken bir kesim seçmene hitap ediyorsa yine ‘müzakere’ derken başka bir seçmen kesimine hitap ediyor. Bir taraftan ülkeyi ayrıştırıyor. Ayrıştırdığı insanlara farklı şekilde seslenerek oy toplamaya çalışıyor. Çünkü önümüzde seçimler var. Ben somut bir şey çıkacağını sanmıyorum."

26 Aralık 2012 Çarşamba

Lazer Güç Ünitesi


Milliyet internet sitesinde okuduğum bir habere göre Atatürk Havalimanı'na inmeye çalışan bir uçağa Avcılar sahilden lazer tutmuşlar. Maçlarda futbolculara lazer tutulmasına filan alıştık artık ama uçağa tutmak nedir sevgili dostlar ya. Kesim sahilde Efes Extra'ları belki benim gibi midyeyle veya kafasına göre fıstık, cips vs ile yuvarlayan kamiller yapmıştır.

15 Aralık 2012 Cumartesi

Memecan Volüm 1000

Behzat Ç dizisinin yazarı Emrah Serbes, Habertürk'teki bir programda Sabah karikatüristi (!) Salih Memecan'ın on yıl sonra pişman olacağını söylemişti. Bugün yayınlanan aşağıdaki karikatürüyle kendisi bu pişmanlık olayının olmayacağı yönündeki görüşümün pekişmesini sağladı. Ne esprilerin iyi, ne çizimlerinde bir karikatür havası var adam gibi, bir de kendince meşhur darbe davalarımızla alakalı tepiklerini koymak için Silivri'ye giden, Atatürk resimli Türk bayraklı insanlara çaktırmadan "Allahsız" diyorsun. En kibar tanımıyla ayıp bu.

Sayın çizerimiz çok iyi bir örnek ama. Bir insanın işinin karakterini nasıl sikip atabileceğini, sırf çalıştığı işinde bir yerlere yaranmak için nasıl zavallılaşabileceğinin canlı ve acı bir örneği.


Yorumsuz.

Sövüp, söylenmeden bir yorum yapmanın zor olduğu bir haber olmasından dolayı yorum yok. Haberin Linki

‘79 günlük’ bebeğini döven baba tutuklandı

Kayseri’de 79 günlük bebeğini dövmekten gözaltına alınan baba Ali Osman Kazan, çıkarıldığı Nöbetçi 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde ‘Kasten öldürmeye teşebbüs- Kendini savunamayan birini öldürmeye teşebbüs’ suçlamasıyla tutuklandı.Kazan, mahkemede oğlunu kendisinin dövmediğini yineledi.

Kafatası çökmüş!

Olay, geçen gün Kocasinan İlçesi Fatih Mahallesi Yıldırım Caddesi’ndeki 52 numaralı evde meydana geldi. Duvar boyacısı A.O.K, gece B.K.’ya mama verdikten sonra uyuttu. Saat 04.00 sıralarında anne Ö.K., bebeği B.K.’nın ağlama sesiyle uyandı. Çocuğun yanına giden anne, bebeğinin yanaklarında kızarıklık fark etti. Baba A.O.K.’nın bu sırada evden ayrılarak Melikgazi İlçesi Ağırnas Beldesi’ne gittiği öne sürüldü. B.K.’nın yüzündeki kızarıklarının geçmemesi ve çeşitli yerlerinde morluklar görülmesi üzerine anne Ö.K., bebeğini Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdü. Doktorların tedaviye aldığı bebeğin kafatasında çökme, sol kulak ve sağ gözünde morluk oluştuğu saptandı.

13 Aralık 2012 Perşembe

Ayfon

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Apple'ın Türkiye'de açacağı mağazayla ilgili şirket yetkilileriyle girdiği diyalogda "Bizim gençler aç kalır, yine de Iphone alır" diye bir espri yapmış. Güleriz ağlanacak halimize  durumunu güzel bir örnekle özetlemiş bakanımız. Gerçekten de doğru bir tespit.

HABERİN LİNKİ