Çok sevindirik oldum lan izlerken, helal olsun.
Futbolda sağ ayağımla vursam bile soldan vurmuşum gibi sert gider. Karşıdan karşıya geçerken önce sola bakarım. Bir sorun olur da kullandığım araba kayarsa sola kayar. Sol yumruğum daha hafiftir, can yakmaz. Kalbim soldan atar. Bir koltukta uyuya kaldığım zaman sola devrilirim.
Anektod etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anektod etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Eylül 2013 Salı
16 Eylül 2013 Pazartesi
Gülle Fırlatma
12 Eylül 2013 Perşembe
Göt
Götü yere yakın insanlardan korkmam ben de, götlük peşindeki adamları sevmiyorum esas. Kişi kendini karşısındaki gibi bilirmiş. Kendi içindeki pisliği başkalarına da yakıştırmak tam bir götün yapabileceği iş. İnsanın götü yere yakın olması değil, kendisinin karakter olarak bir göt olması daha büyük bir sorun.Bu gönderinin sebebi olan lale: Emin ol ki komplekslerinin farkındayım kardeşim. (Kardeşim derken laf icabı gerçekten kardeşim hitabını hak ettiğinden değil.) Ama yine emin ol ki, kendini o komplekslerinde boğarak zaten en büyük cezayı kendi kendine veriyorsun. Hep söylerim kendisini olmadığı birşey sanan insanlara üzülüyorum. Hani çirkindir, yakışıklı sanır, bok gibi top oynar ama kendini över, fakirken zengin gibi davranmaya çalışır vs vs. Sen de öylesin kısmen ama buram buram içten içe herşeyin de farkındasın hiçbir şeyi hazmedememiş, kompleksli, sikko götella seni. Fakyu.
29 Ağustos 2013 Perşembe
Bu akşam
Gereksiz uykusuzlukları azaltmak lazım. İş üzerine birşeyler çalışılma hedefiyle başlayan, çok da vakit harcanan ama o vaktin çok verimsiz kullanıldığı uykusuzluklardan bahsediyorum. Kendi kendimi küçük şeylerle motive etme triballerine giriyorum bugün yine. Zaman zaman olduğu gibi "Bilmemne işi bitsin de kendime şöyle bir yemek ziyafeti çekeyim. Şu sunumu atlatayım da akşam mekanda iki bire yuvarlayayım. Bu müşteriden sorunsuz çıkarsam köprüye gidip rakı balık yapayım..." dediğim kendimi ödüllendirme modundayım. Bu akşama rahat rahat ulaşabilirsem, yani bir toplantı ve bir kurulumu sorunsuz atlatabilirsem süper olacak.
28 Ağustos 2013 Çarşamba
Yakışıklı
Geçen ekşisözlü'te bir başlıkta gelmiş geçmiş en yakışıklı adamın kim olduğu tartışılıyordu ve Alain Delon üzerinde hemfikir olmuş baya bir kişi vardı. Bence Müşfik Kenter'dir bu yakışıklı. Şimdilerde moda olan saç modellerini 60 yıl önceden denemiş yaşlılığında bile taşakları yere değen bir yakışıklılıktadır kendisi. Ruhun şad olsun; sesinle, oyunculuğunla, şiirinle seni çok sevdik abi biz.
31 Temmuz 2013 Çarşamba
That Steal Your Happiness
Paylaşacağım yazı ingilizce olduğu için olay budur demek yerine This is the point diye ağlamak istiyorum sevgili seyirciler. Benim için
bildiğin baş ucu eseri olmuş bir makale bu. "10 adımda zayıflayın"
minvalindeki dandik, götüm gibi bir yazı değil. Mutluluğunuzu çalan 10 küçük alışkanlık diye bir başlık açılmış ve her başlık adam akıllı detaylandırılmış. Tişikkirlir Sipirmin.
Kıvanç
Ülkemizdeki gelmiş geçmiş en cillopsal kardeşlerimizden birisi olarak görüyorum sevgili biraderim Kıvanç Tatlıtuğ'u. Gelgelelim onun da lolipop gibi çıktığı resimleri olabiliyormuş demek ki. Şu hale bak amk. Sanki o değil de başka bir elaman var orda. Haberin başlığında fotodaki adamın adı geçmediğinden adam Kıvanç mı değil mi anlamadım, yeminle söylüyorum bak.30 Temmuz 2013 Salı
Topal
Sevgili kardeşim Mehmet,
Galatasaray gibi bir kulübü Avrupa maecerausu için bırakıp, iki yıl boyunca Valencia gibi kafa bir takımda kadronun banko oyuncusu olmuşken, Türkiye'ye dönmen gerçekten işinde tamamen parana baktığını göstermekteydi zaten. Rakibimize gitmişolman da gerçekten çok önemli değildi. Zira Galatasaray formasını da öpüp duran bir kardeşimiz de değildin. Velhasılı kelam, fitbol konusunda yolun açık olsun benim efendi ve bir o kadar da topuyla ilgilenen kardeşim.
Gelgelelim ekşisözlük'te giydiğin ceketle ilgili maytap geçildiğini görüp resmi tıklamamla birlikte duble bir şaşkınlığa beni gark etmiş olan şu soru takılıyor aklıma kardeşim. Bu pantolon nedir, o nasıl bir paçadır, o nasıl bir ayakkabıdır, hiç ama hiç olmamış benim sevgilim kardöşamps. Yapma bunu bir daha rica ediyorum cancağızım.
Seni her zaman takdir eden abin;
Kamil Güğüm
Galatasaray gibi bir kulübü Avrupa maecerausu için bırakıp, iki yıl boyunca Valencia gibi kafa bir takımda kadronun banko oyuncusu olmuşken, Türkiye'ye dönmen gerçekten işinde tamamen parana baktığını göstermekteydi zaten. Rakibimize gitmişolman da gerçekten çok önemli değildi. Zira Galatasaray formasını da öpüp duran bir kardeşimiz de değildin. Velhasılı kelam, fitbol konusunda yolun açık olsun benim efendi ve bir o kadar da topuyla ilgilenen kardeşim.
Gelgelelim ekşisözlük'te giydiğin ceketle ilgili maytap geçildiğini görüp resmi tıklamamla birlikte duble bir şaşkınlığa beni gark etmiş olan şu soru takılıyor aklıma kardeşim. Bu pantolon nedir, o nasıl bir paçadır, o nasıl bir ayakkabıdır, hiç ama hiç olmamış benim sevgilim kardöşamps. Yapma bunu bir daha rica ediyorum cancağızım.
Seni her zaman takdir eden abin;
Kamil Güğüm
Çekmeyin
26 Temmuz 2013 Cuma
Köpüş
Her ne kadar yetişkin bir midilliden büyük de olsa sahibini aylar sonra görünce deliriyor bu minnacık köpüş. Devasa seviyede olmasa da köpek fobisi olan benim gözlerimi yaşarttı, çok duygusal anlar yaşadım ofis ortamında. Şaka lan şaka, nereye ağlıyorum, ama izlemesi hoş bir video. Sahibi olan kardeşimiz de kısa dönem olarak askere gidip gelmiş zannımca.
25 Temmuz 2013 Perşembe
S3
Metrobüste hep bunlardan görüyorum. bunlardan derken direkt S'ü kastetmiyorum. Ekranı tuz buz olmuş olan Samsung S3'leri kastediyorum.Dokunmatik olup da telefon yüzeyinin neredeyse tamamı ekrandan ibaret olarak dizayne edilmiş bir sürü telefon var piyasada ama bu oldukça dayanıksız bir alet olmuş. Kullanan arkadaşların dikkat etmesi gerek.
21 Haziran 2013 Cuma
Gülşenbegoviç
Çıplaklık ve zayıflık gibi konularda kızdığım halde, bestekarlığını beğendiğim bir şarkıcıdır sevgili Gülşen biraderim. Çıkardığı albümlerde birçok şarkının sözü ve müziği kendisine ait oluyordu zaten, bugün müşteriden dönerken arabada radyoda bu şarkı çaldı, ben de kendi kendime "zaten aşk, ne zaman, doğru zaman, her zaman, hiç bi zaman" diye kendimce hiç bi zaman kısmına basa basa şarkıya eşlik ettim ve güya kendimce dalga geçtim şarkıyla. Ofise gelince de merak ettim o kısım aslında neymiş diye, meğer ablam çatır çatır söz yazmış bir sürü ima içeren. aha da bu kısım
Zaten aşk ne zaman doğru zaman kollar, hiç bi zaman
Dağ gibi duranı istemez ah sever kalp kardan adam
O erir üstüme, erisin ben çoktan sırılsıklam
Olmuşum, ölmüşüm, bitmişim budur aşkta en cazip olan
17 Haziran 2013 Pazartesi
İsyan
Polisin de insan olduğunu hatırlatan bir video. Uykusuz ve aç bırakılan, tuvalete bile gidemeden günlerce çalıştırılan polislerin de artık normal davranamadığının göstergesi. O kadar psikolojik ve fiziksel yükü adamların omzuna bindirip sonra da halkın üstüne salanlar ders alır umarım.
Zihniyet
Dört beş yaşındaki çocuğun eline tutuşturdukları pankarta bak. Bu küçücük kız çocuğu bile hayatında yapabilecekleri üzerine düşünülmeden; merakları, hangi alanlar üzerine yetenekli olabileceği zerre sorgulanmadan; direkt olarak ev hanımı olmak üzere programlanmış ne yazık ki büyüklerinin kafasında. Zihniyet meselesi işte. Umalım da okula gitmeye başladığında küçük Zeynep Serra kardeşimizin ufku açılsın.
14 Haziran 2013 Cuma
Tam Metin
Bu bir başyapıt arkadaşlar. Bir başucu eseri olarak saklanmalı ve yıllarca okunmalı, okutulmalı. Her insanın umutsuzluğa kapıldığı anda okuması gereken bir muhteşem söz öbeği. Türk dilinde söylenmiş, yazılmış, yazılabilecek, söylenebilecek, ağızdan çıkabilecek, mırıldanılabilecek, düşünülebilecek, kelimeye dökülebilip dökülemeyecek en iyi en muhteşem dizilmiş kelimeler bu metinde gizli sevgili kardeşlerim. İnsanlar kendini buldu burada, insanlar beni sizi bizi buldu, eminim siz de mal gibi durmayıp ararsanız bir şeyler çıkaracaksınız bu yazıdan hayata dair. Haydi şimdi götlük yapmadan bu yazıyı okuyun bakalım çapulcu ipnetorlar sizi... (Bu arada yapacağınız makyajı zkeyim.)
.jpg)





"Arkadaşlar iyi akşamlar, az
önce görüşmeler olmaktaydı, ben yaklaşık iki haftadır herkes gibi evinde
oturanlar olsun, gezi parkında olanlar olsun, herkes gibi çok üzgünüm, maalesef
Türkiyemiz bunu haketmiyor demekten başka bir şey söyleyemiyorum, sanırım bize
nazar değdi, biz dinlemeyi sanırım az önce Hasan beyi dinlerken yeniden idrak
ettim, dinleyen bir toplum olmamız gerekiyor, aynı dili kullanmamız gerekiyor,
tabii ki kuşaklar arasındaki dil farklılıkları olmakta, biz teknoloji çağında
yaşıyoruz şu anda, biz geçmişimde bu kadar kamerayı hatırlamıyorum,
tivittırımız var, ne güzel teknolojilerimiz var, imkanlarımız var, bunun
dolayısıyla bize bilgi aktarımı oldu, bilgiler geliyor, ama bilgi kirliliği
dezenformasyonlarımız var, iletişim eksiğimiz var, iletişimimizdeki kopukluğu
birbirimize tahammülümüzle giderebileceğimizi düşünüyorum, ben bu konulardaki
hassasiyetimi düşüncelerimi fikirlerimi hissettiklerimi sayın başbakanımla paylaşmak,
ona aktarmak istedim, aslında ben suskunluğumu koruyan, yaklaşık 10 gün
süresince suskunluğumu korudum, olanları izlemek istedim, gözlemlemek istedim,
fevri çıkışlar da yapabilirdim elbetteki ama neler olduğunu bilmek için
bekledim, o günden bugüne çok güzel gelişmeler oldu, sorularımın cevaplarını
ancak bugün alabildim, o dönemde benim gezi parkına gittiğime dair haber
yayınlandı, bunu ben sizler gibi habersizce okudum gazeteden, ben bunu
yapmadım, dolayısıyla ordaki arkadaşlarım bunu beni taraf etmeye çalışması, hiç
hoşuma gitmedi, mahalle baskısı gibi geldi, medyanın yapmaya çalıştığı buydu, o
baskıdan esiri olmak istemedim, bu insanları zoraki taraf olmaya itmemeli bence
ve şu andaki düştüğümüz durumda maalesef bütün dünya gözünde üzücü, çünkü Türkiye
bunu hak etmiyor, beni yurtdışından bir çok dostum arkadaşım aradı, bunlar
yabancı olanlar da var içinde, neler oluyor Türkiye’de dedim, burdan sizin
vesilenizle yine onlara cevap vermiş olayım, Türkiye emin, Türk milleti emin ve
emin olmaya devam edecek, bize güveninizi asla azaltmayın, biz demokratik
söylemlerimizi özgürlük söylemlerimizi sadece söylemlerimizde değil keşke
görselde de dünyaya verebilsek, maalesef dünya böyle görmüyor arkadaşlar, keşke
öyle görünebilsek, elbetteki bizim demokratik hakkımız, elbetteki güzel şeyler
olsun istiyoruz, inşallah olur, bu yakınlaşmalar, uzlaşım, bulunan orta dil,
bizim akademisyenlere sosyologlara bilimadamlarına ihtiyacımız var ki, bize
bugünü anlatabilsinler, bugün ne oldu, geceden gündüze değil de, bugünden yarına
değil de, çok acil olarak değil ama çabuk çabuk yapılması gerekiyor, bizlere
sunulması gerekiyor, çünkü biz bu gece karanlığındaki kedi gözleri gibi onları
izlememiz gerekiyor, ama bu gözler de ancak bizim ışığımızla görünebilen bir
şey, o kedi gözleri bize yol gösterir, benim algıladığım benim düşüncem, bizim
doğru anlayışımız olsa gerek, çünkü bizim çok ihtiyacımız var, inanıyorum ki
doğru anlamaya başlayacağız, inşallah sağlam yere varacağız, hedefimizi
hep beraber belirleyeceğiz, benim söyleyeceğim, birbirimizi Allah için sevelim,
bana göre bu ülkeye nazar değmiştir, dua okuyalım, inşallah bu üzerimizden
gitsin, güzel şeyler olmakta, inşallah bunlar da geçecek arkadaşlar
diyebiliyorum, açıkçası ben hissettiklerim bu düşünceleri anlatmak istedim, topçu
kışlasını detaylarıyla son haliyle oluşumlarıyla görmek ve dinlemek de istedim,
bana animasyonlarıyla beraber ve nasıl olacağı hakkında olması düşünüldüğü
hakkında bunu tabii ki belediyenin yapabileceği sanırım belediye diye biliyorum
ben yanlış bilmiyorsam, yapabileceği bir kamuoyu yoklaması ya da oy kullanımı
herhalde var yine, referandum olmuyor tam olarak, kelime olarak Türkçesi
referandum olmuyor herhalde onun, çünkü o anayasaya bağlı bi şey diye
düşünüyorum, ama oy kullanılarak yapılan yine belediyenin yapacağı bir şey, ben
neticesinde ben çok sevdim açıkçası, daha fazla yeşilin olduğunu gördüm orda,
şu anda da sayın valimizin de ki ilk yani çok güzel diyalog içerisinde gezideki
arkadaşlar için ve bu tabii bizler için de çok önemli, çok güzel diyaloglar
içerisinde, söylediği gibi orayı illegal örgütlerden dışarda tutabilirsek orası
hepimizin, hepimiz orda olmak isteriz, başbakanıma da teklif ettim, inşallah
beraber bir gün gidelim dedim gezi parkına, inşallah nasip olur gideriz, çünkü
orası e tabii ki dedi, neden olmasın yani ordakilerin arkadaşları da kendi
Dolmabahçe’deki mekanına çağırabileceğini söyledi, bu benim de gezmek
isteyeceğim, Ankaralısınız Ankaradansınız ya da, İstanbul’a geldiğiniz zaman
sizlerin de gezmek isteyebileceği bir mekan, eylemcilerden soyutlanması
gerektiğini, illegal anlamda bahsediyorum, yoksa samimi olan bütün ben genç
demeyeyim kendimi yaşlı görmek istemiyorum, o yüzden belki o yeni kuşağımızın
diyelim, yeni dünya insanı bu kuşağın ile paylaşmak isterim o güzellikleri, neden
olmasın, şimdi ben gezi parkına neden gitmem şundan gitmem, bir yerde
Atatürk’ün askeriyim, diğer yerde örgütün askeriyim diyen ile aynı yeri
paylaşmak Atatürk’e hakarettir aslında, o yüzden orda kültür yozlaşması
yapılmakta, değerlerimizin içi boşaltılmaya çalışılıyor diye düşünüyorum, yani
benim bu bilgileri nerden aldığımı soracaksınız, benim kardeşim sosyolojik
araştırma anlamında ve bu camianın içerisinde oyuncu yönetmen senarist
dünyasının içerisinde olduğu için orda bulunmakta, bunu bir sosyolojik
araştırma olarak gözlemliyor, yapmak zorunda aslında, o insanlar bizden farklı
değil yani, ayrıştırma olmamalı, ikilem yaratılmamalı kimse için, ordan
aktardıkları, o tabii ki böyle aktarıyor demek istemiyorum, benim
yorumladıklarım böyleydi, örgüt bayrağının altında bulunmam istemeyeceğim
bi şey, ama orda safiyane niyetle samimi dostların bulunmasını ve onların
yanında benim bulunmamı ben de isterim, olmasın bu illegal bayrakları, her
taraf olsun Türk bayrağı, inanın ben ordayım, başka bir şey istemiyorum,
arkadaşlar yoldan geldim yola gideceğim, gözlerinizden belli yorulmuşsunuz,
Allah hepimize yardımcı olsun, bu günleri geçelim unutalım, unutmayalım pardon,
afedersiniz unutmayalım, bunlar bizim için değer, yarınlara taşıyalım ama güzel
taşıyalım, Allah hepinize yardım etsin, öncelikle de bana diyeyim, kendime bi
torpil yapayım, iyi akşamlar."
.jpg)





"Arkadaşlar iyi akşamlar, az
önce görüşmeler olmaktaydı, ben yaklaşık iki haftadır herkes gibi evinde
oturanlar olsun, gezi parkında olanlar olsun, herkes gibi çok üzgünüm, maalesef
Türkiyemiz bunu haketmiyor demekten başka bir şey söyleyemiyorum, sanırım bize
nazar değdi, biz dinlemeyi sanırım az önce Hasan beyi dinlerken yeniden idrak
ettim, dinleyen bir toplum olmamız gerekiyor, aynı dili kullanmamız gerekiyor,
tabii ki kuşaklar arasındaki dil farklılıkları olmakta, biz teknoloji çağında
yaşıyoruz şu anda, biz geçmişimde bu kadar kamerayı hatırlamıyorum,
tivittırımız var, ne güzel teknolojilerimiz var, imkanlarımız var, bunun
dolayısıyla bize bilgi aktarımı oldu, bilgiler geliyor, ama bilgi kirliliği
dezenformasyonlarımız var, iletişim eksiğimiz var, iletişimimizdeki kopukluğu
birbirimize tahammülümüzle giderebileceğimizi düşünüyorum, ben bu konulardaki
hassasiyetimi düşüncelerimi fikirlerimi hissettiklerimi sayın başbakanımla paylaşmak,
ona aktarmak istedim, aslında ben suskunluğumu koruyan, yaklaşık 10 gün
süresince suskunluğumu korudum, olanları izlemek istedim, gözlemlemek istedim,
fevri çıkışlar da yapabilirdim elbetteki ama neler olduğunu bilmek için
bekledim, o günden bugüne çok güzel gelişmeler oldu, sorularımın cevaplarını
ancak bugün alabildim, o dönemde benim gezi parkına gittiğime dair haber
yayınlandı, bunu ben sizler gibi habersizce okudum gazeteden, ben bunu
yapmadım, dolayısıyla ordaki arkadaşlarım bunu beni taraf etmeye çalışması, hiç
hoşuma gitmedi, mahalle baskısı gibi geldi, medyanın yapmaya çalıştığı buydu, o
baskıdan esiri olmak istemedim, bu insanları zoraki taraf olmaya itmemeli bence
ve şu andaki düştüğümüz durumda maalesef bütün dünya gözünde üzücü, çünkü Türkiye
bunu hak etmiyor, beni yurtdışından bir çok dostum arkadaşım aradı, bunlar
yabancı olanlar da var içinde, neler oluyor Türkiye’de dedim, burdan sizin
vesilenizle yine onlara cevap vermiş olayım, Türkiye emin, Türk milleti emin ve
emin olmaya devam edecek, bize güveninizi asla azaltmayın, biz demokratik
söylemlerimizi özgürlük söylemlerimizi sadece söylemlerimizde değil keşke
görselde de dünyaya verebilsek, maalesef dünya böyle görmüyor arkadaşlar, keşke
öyle görünebilsek, elbetteki bizim demokratik hakkımız, elbetteki güzel şeyler
olsun istiyoruz, inşallah olur, bu yakınlaşmalar, uzlaşım, bulunan orta dil,
bizim akademisyenlere sosyologlara bilimadamlarına ihtiyacımız var ki, bize
bugünü anlatabilsinler, bugün ne oldu, geceden gündüze değil de, bugünden yarına
değil de, çok acil olarak değil ama çabuk çabuk yapılması gerekiyor, bizlere
sunulması gerekiyor, çünkü biz bu gece karanlığındaki kedi gözleri gibi onları
izlememiz gerekiyor, ama bu gözler de ancak bizim ışığımızla görünebilen bir
şey, o kedi gözleri bize yol gösterir, benim algıladığım benim düşüncem, bizim
doğru anlayışımız olsa gerek, çünkü bizim çok ihtiyacımız var, inanıyorum ki
doğru anlamaya başlayacağız, inşallah sağlam yere varacağız, hedefimizi
hep beraber belirleyeceğiz, benim söyleyeceğim, birbirimizi Allah için sevelim,
bana göre bu ülkeye nazar değmiştir, dua okuyalım, inşallah bu üzerimizden
gitsin, güzel şeyler olmakta, inşallah bunlar da geçecek arkadaşlar
diyebiliyorum, açıkçası ben hissettiklerim bu düşünceleri anlatmak istedim, topçu
kışlasını detaylarıyla son haliyle oluşumlarıyla görmek ve dinlemek de istedim,
bana animasyonlarıyla beraber ve nasıl olacağı hakkında olması düşünüldüğü
hakkında bunu tabii ki belediyenin yapabileceği sanırım belediye diye biliyorum
ben yanlış bilmiyorsam, yapabileceği bir kamuoyu yoklaması ya da oy kullanımı
herhalde var yine, referandum olmuyor tam olarak, kelime olarak Türkçesi
referandum olmuyor herhalde onun, çünkü o anayasaya bağlı bi şey diye
düşünüyorum, ama oy kullanılarak yapılan yine belediyenin yapacağı bir şey, ben
neticesinde ben çok sevdim açıkçası, daha fazla yeşilin olduğunu gördüm orda,
şu anda da sayın valimizin de ki ilk yani çok güzel diyalog içerisinde gezideki
arkadaşlar için ve bu tabii bizler için de çok önemli, çok güzel diyaloglar
içerisinde, söylediği gibi orayı illegal örgütlerden dışarda tutabilirsek orası
hepimizin, hepimiz orda olmak isteriz, başbakanıma da teklif ettim, inşallah
beraber bir gün gidelim dedim gezi parkına, inşallah nasip olur gideriz, çünkü
orası e tabii ki dedi, neden olmasın yani ordakilerin arkadaşları da kendi
Dolmabahçe’deki mekanına çağırabileceğini söyledi, bu benim de gezmek
isteyeceğim, Ankaralısınız Ankaradansınız ya da, İstanbul’a geldiğiniz zaman
sizlerin de gezmek isteyebileceği bir mekan, eylemcilerden soyutlanması
gerektiğini, illegal anlamda bahsediyorum, yoksa samimi olan bütün ben genç
demeyeyim kendimi yaşlı görmek istemiyorum, o yüzden belki o yeni kuşağımızın
diyelim, yeni dünya insanı bu kuşağın ile paylaşmak isterim o güzellikleri, neden
olmasın, şimdi ben gezi parkına neden gitmem şundan gitmem, bir yerde
Atatürk’ün askeriyim, diğer yerde örgütün askeriyim diyen ile aynı yeri
paylaşmak Atatürk’e hakarettir aslında, o yüzden orda kültür yozlaşması
yapılmakta, değerlerimizin içi boşaltılmaya çalışılıyor diye düşünüyorum, yani
benim bu bilgileri nerden aldığımı soracaksınız, benim kardeşim sosyolojik
araştırma anlamında ve bu camianın içerisinde oyuncu yönetmen senarist
dünyasının içerisinde olduğu için orda bulunmakta, bunu bir sosyolojik
araştırma olarak gözlemliyor, yapmak zorunda aslında, o insanlar bizden farklı
değil yani, ayrıştırma olmamalı, ikilem yaratılmamalı kimse için, ordan
aktardıkları, o tabii ki böyle aktarıyor demek istemiyorum, benim
yorumladıklarım böyleydi, örgüt bayrağının altında bulunmam istemeyeceğim
bi şey, ama orda safiyane niyetle samimi dostların bulunmasını ve onların
yanında benim bulunmamı ben de isterim, olmasın bu illegal bayrakları, her
taraf olsun Türk bayrağı, inanın ben ordayım, başka bir şey istemiyorum,
arkadaşlar yoldan geldim yola gideceğim, gözlerinizden belli yorulmuşsunuz,
Allah hepimize yardımcı olsun, bu günleri geçelim unutalım, unutmayalım pardon,
afedersiniz unutmayalım, bunlar bizim için değer, yarınlara taşıyalım ama güzel
taşıyalım, Allah hepinize yardım etsin, öncelikle de bana diyeyim, kendime bi
torpil yapayım, iyi akşamlar."
Ajans
Sevgili Anadolu Ajansı, peki sen kendini ne olarak tanımlıyorsun. Bunu bize bir anlat bakalım. Haberin Linki
Tipografi
Gülmekten gebermeyi sizlere vaat etmiyorum ama güzel çalışmaların olduğu bir site. Ekşisözlük'ten görüp burda da bulunsun istedim: http://www.behance.net/gallery/Turkish-Celebrities/7576749
13 Haziran 2013 Perşembe
Keriz
Bazen "Keşke ben de bu kadar sığır olabilsem de, üç dört aykülü adamın bile inanmayacağı şeylere kendimi inandırabilsem, bazı konuları düşüne düşüne boğulmasam" diyorum.
Tüm kalbimle söylüyorum ki hakikaten çok zor zanaat. Herhangi bir şeye bu kadar inanıp bu kadar kör olabilmek ve kendini bu kadar kör tutabilmek. Gerçekten şaşılacak bir başarı var burada. Bir arkadaşımın okuyunca verdiği tepkiyle bitireyim: Bir de girişteki "...olduğunu düşünen cahillere az bilgi vericem." cümlesindeki tavra bak. Özgüvenini siktiğimin kerizi seni.
Hüsoş
Önümüzdeki onlarca yıl boyunca gelmeyecek kalitede bir atlet, bu kadar meşhur bir sporcu olup; böylesi küçük görünen bir olayda böyle hoş bir davranış göstermek çogzel. Usain Bolt değil de Hüseyin Bolt idi zaten adı benim için. Bir de şu görevli çocuğu bu kadar mutlu ettiğini görünce iyice sevdim ipnetoru. Televizyonda iki görününce yürüyüşü bile değişen yarak kafalılara gelsin.
Geziden-1
Geziden Notlar diye ayrı bir başlık altında şu süreçte ortaya çıkan böyle güzel anektodlardan da bahsetmek lazım.
Ne güzel insanlar var aramızda yahu. İnsan mutlu oluyor bu tip şeyleri duyunca. Arda Yetmişbir güzel bir insan ve yazdıkları şu süreçte inancını tazeliyor insanın.
Lütfen resme tıklayarak arkadaşımızın yazdığı notu okuyun.
Ne güzel insanlar var aramızda yahu. İnsan mutlu oluyor bu tip şeyleri duyunca. Arda Yetmişbir güzel bir insan ve yazdıkları şu süreçte inancını tazeliyor insanın.
Lütfen resme tıklayarak arkadaşımızın yazdığı notu okuyun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












