Şu haberde bahsedildiği üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız sayın Faruk Çelik, ilerleyen bölümlerinde kendilerinin de asgari ücreti daha yukarılara çekebilmeyi istediklerini ama rekabetin buna izin vermediğini söyleyerek toparlayamadığı demecinde; "Geçinemez diye bir şey yok, tabi geçinirsiniz. Niye geçinemeyeceksiniz? Eğer ona mahkumsanız 800 lirada büyük paradır. Geçinirsiniz. Netice itibariyle peynirin kilosunun fiyatı belli, ekmeğin fiyatı belli, yediğiniz zeytinin fiyatı bellidir." diye bir beyanatta bulunmuşlar. Sadece peynir, zeytin ve ekmek yiyerek geçinebilirmişiz öğrendiğim iyi oldu.
İktidarın 10 yılda asgari ücreti gerçekten bir yerlere getirdiği kısmen doğru, asgari ücret kötünün beterinden kötünün kötüsüne geldi doğru. Ama bunu anlatırken girdikleri şu üslup ne yazık ki iktidardaki partimizin bütün üyelerine artık yapışmış olan bir iticilikte. Yukarıdaki cümleler kurulmadan da anlatılamaz mı konu. Aşağıdaki de twitter'da denk geldiğim bir resim.
Futbolda sağ ayağımla vursam bile soldan vurmuşum gibi sert gider. Karşıdan karşıya geçerken önce sola bakarım. Bir sorun olur da kullandığım araba kayarsa sola kayar. Sol yumruğum daha hafiftir, can yakmaz. Kalbim soldan atar. Bir koltukta uyuya kaldığım zaman sola devrilirim.
Siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Mart 2013 Çarşamba
CB
31 Ocak 2013 Perşembe
Okuyup Üflemek
Şu haberde bir bakanımızın üniversite macerası anlatılıyor. Kendisi İTÜ ve Boğaziçi arasında kararsız kalmış. Önce Boğaziçi Üniversitesi'ni gezmiş ve kendi kendine "Bir baktım farklı bir dünya. Değişik binalar, surlarla çevrilmiş alan. Sonra bahçesinde gençler kızlı, erkekli oturuyor. Ben çok şaşırdım. Burada yoldan çıkarım dedim. Benim okumam lazımdı." diyerek İTÜ'yü tercih etmiş. Birçok insan bakanın üniversitenin bahçesinde gençleri kızlı erkekli görmesiyle yoldan çıkacağını düşünmesine takmış durumda. Gerçekten de bu çok tuhaf bir etiketleme ve inanılmaz dar bir dünya görüşü. Ama devamında gelen mantık hatası bana daha da komik geldi. Şimdi bakanımız okuması lazım geldiğinden İTÜ'ye gitmişti değil mi? İTÜ'ye gidince ne olmuş peki? "Okula girdikten sonra ikinci senede evlendim. Üçüncü sene çocuğum oldu. Dördüncü sene bir çocuk daha oldu." E hani okuyacaktın sayın abim? Sadece okumamış, biraz da üflemişsin sanırım. Şaka maka helal olsun sayın bakanımıza, ben şahsen hem okumak hem evlenip ev geçindirmenin çok zorlu olacağı kanaatini taşıyorum.
29 Ekim 2012 Pazartesi
Öpmeye devam
Ama neyi? Birilerine hoş görünmeye çalışan basın çalışanları arasında bir numaraya oynarsın Salih bey abim. Gelgelelim aşinayız sana biz öncesinden, çoook öncelerinden. Hem bu blogda dah aönce bahsettiğimiz üzere, hem bahsetmediğim ama senin bir çok kereler aşağıdaki örnekteki gibi yaptığın üzere.
Kamil Güğüm - Şakirt Ötesi
18 Eylül 2012 Salı
Vladimir Franz
Vücudunun yüzde doksanı dövmelerle dolu olan profesör doktor Vladimir Franz, Çek Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı adayı olmuş. Böylesine radikal bir cumhurbaşkanını isterim ben. Şekil şemale dair bütün ön yargılarını aşmış bir adam on numara bir yönetici olacaktık birikimini de göz önünde bulundurduğumuzda. Keşke bizim ülkemizde de insanlar postüre, duruşa değil de birikime önem verse. Dertlendim gene Mariachi Black'le, Efes Extra'yı karıştırasım var.
3 Eylül 2012 Pazartesi
AKAPE
Neden böyle bir fotoşop yapılıp dağıtılma gereği duyulmuş bilmiyorum ama Beşiktaş taraftar gurubunun "Nükleersiz Türkiye" pankartı internet ortamlarında "Ak Partisiz Türkiye"ye çevrilmiş vaziyette dolanıyor.
Cümle Ak Parti'ye daha yakışıyor heralde.
Cümle Ak Parti'ye daha yakışıyor heralde.
2 Eylül 2012 Pazar
13 kurşun
12 yaşındaki çocuğa tam 13 tane kurşun sıkılmış. Haberde "sıralı" diye bir teknik terim anlatılmış.Uğur'un kazağında, süeterinde ve atletinde 13 kurşun deliği tespit edilmiş.
Bu kurşunları sıkan abilerimiz de insanları keriz yerine koyarcasına "Çocuk kaleşnikof taşıyabilecek yaştaydı" minvalinden birşey buyurmuşlar ki bu daha vahim.
Haberin Linki
Bu kurşunları sıkan abilerimiz de insanları keriz yerine koyarcasına "Çocuk kaleşnikof taşıyabilecek yaştaydı" minvalinden birşey buyurmuşlar ki bu daha vahim.
Haberin Linki
28 Ağustos 2012 Salı
Bukalemun
Prompter sağolsun, bir de her söylenene videonun altındaki yorumdaki gibi "meeee" diyen kalabalık sağolsun.Siyasetçi dediğin de tam olarak budur abi helal olsun başbakanımıza. Dün dündür bugün bugündür, bu kadar basit. Ülkemin çıkarları dün onu gerektiriyordu bugün bunu gerektiriyor ve aslan başbakanımız gereken ayarı da veriyor o Esat olacak arkadaşa.
27 Ağustos 2012 Pazartesi
Etoo Bitmiş
Bu kadar boş, ama bu kadar emin konuşabilmenin sırrı nedir? Kendi kendini pompişlemenin, pofpoflamanın sırrı nedir? Herşeyin doğrusunu yalnız ve yalnız ben bilirim nasıl manifesto yapılır? Devletimizin büyüklerinden bunları öğrenmek istiyorum hafız ben de. Ben de pervasız, bilmiş, bomboş ama çakarak konuşabilmek istiyorum. Lütfen bana da öğretin.
"Malatya'nın Darende ilçesinde düzenlenen Karakucak Güreş ve Kültür Festivali’ne katılan Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, yemek ve bal yarışmasında bal ve yemeklerin tadına baktı. Bakan Yılmaz katılımcıları kutlayarak, bal birincilerini açıkladı.
Programda AK Parti Malatya Milletvekili Mücahit Fındıklı, Bakan Yılmaz'a plaket verdi.Gündemle ilgili açıklama yapan Bakan İsmet Yılmaz, "Terörün zarar verme potansiyeli var, kazanma potansiyeli yoktur. Bu terör 30 yıldır devam ediyor. 30 yıldan bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 30 binin üstünde. Normalde şu anda terörist sayısı 5 bin civarında söyleniyor. Biz PKK terör örgütünü 6 defa bitirmiş durumdayız. 6 çarpı 5, 30 eder" ifadelerini kullandı."
25 Ağustos 2012 Cumartesi
Ergen
Bu da burada bulunsun Can Dündar'ın aşağıdaki yazısıyla birlikte; ara sıra açar izler ve okuruz silinmezlerse.
---------------------------------------------------------------------------------
Bizimle oynuyorlar - Can Dündar (Yazının Milliyet web sitesindeki linki)
Oyun, çocuk dünyasında gerçeğin yansımasıdır. Çocuk, hayatı oyun aracılığıyla algılar, büyüdükçe de oyunda öğrendiğini hayata geçirir.
Anlaşılan stratejistler de öyle...
Oyunla dünyayı algılıyorlar, sonra da oyunu hayata geçiriyorlar.
* * *
Hürriyet’te Tolga Tanış’ın Washington’dan verdiği haber, son dönem yaşananların en net izahı gibiydi.
Özetleyeyim:
ABD’nin 3 önemli düşünce kuruluşu, 2 ay önce Washington’da Suriye’yle ilgili bir savaş oyunu düzenlemiş.
Ağustos 2012 ile Nisan 2013 arasında yaşanabilecekleri öngörmeye çalışmışlar. Muhtemel senaryolar masaya yatırılmış.
Her adımda senaryo yenilenmiş.
Oyunda Amerikalı uzmanlar 3 aktörün rolünü üstlenmiş:
ABD, Suudi Arabistan ve Türkiye...
Başta ABD ve Suudi Arabistan, Türkiye’nin krize liderlik etmesini (yani Suriye’ye tek başına müdahalesini) beklemiş. Türkiye buna ayak diremiş. “Ancak NATO ile birlikte hareket ederim” diye “oyunbozanlık” yapmış.
Bunun üzerine “senarist”ler, Suriye’deki ölü sayısını ve Türk sınırına mülteci yığınını artırmış. Türkiye yine tınmamış.
Sonunda “oyun kurucular”, Ankara’yı Suriye’ye askeri müdahaleye zorlayacak formülü bulmuş:
Türkiye’de bombaların patlaması...
Bomba için öngörülen kentlerden biri, Gaziantep’miş.
Bir “oyuncu” Hürriyet’e, “Bombalamalar artınca Türkiye ekibi Suriye’ye askeri müdahaleye mecbur kaldı” demiş.
“Oyun”u anladınız mı?
* * *
“Bu sadece bir oyun” diyenlere Amerika’nın bu konudaki sicilini hatırlatayım.
2003 yılıydı.
Türkiye’yi Irak’a müdahaleye zorlayan 1 Mart tezkeresi Meclis’te reddedilmişti.
Kulislerde Hükümet’in baskısına askerin direndiği söyleniyordu.
İşin iç yüzü, Wikileaks belgeleri arasında çıkan 22 Mart 2003 tarihli rapordan anlaşıldı. Raporda ABD’nin Ankara Büyükelçisi Pearson şöyle diyordu:
“Generallerin bu tutumu, Amerikan çıkarlarının korunması açısından engelleyicidir. Erdoğan, güçlü bir müttefikimizdir. Kendisine desteğin devamı halinde Türk hava sahasını, kara ve demiryolları ile Mersin ve İskenderun limanlarını kullanımımıza açacağını taahhüt etmektedir. Ancak Türk ordusundaki üst rütbeli subaylar tarafından sürekli engellenmek istenmekteyiz.”
Raporda Amerikan çıkarlarına karşı çıkan generaller, isim isim sayılıyordu.
O generallerin hepsi şu anda Silivri’de yargılanıyor.
-İronik bir şekilde- bir kısmının suçu, harp oyunu oynamak.
* * *
Şimdi kumpanya Suriye’de...
10 yıl önceki “Irak oyunu” orada sahneleniyor.
Şu farkla ki, o zaman işgale öncülük eden ABD, Irak’ta verdiği kayıplardan sonra Suriye’de elini ateşe sürmemek, kestaneleri Türkiye’ye toplatmak “oyununu oynuyor.”
Ve bu kez, karşısında gönülsüz generaller yok, tersine müdahaleye hevesli bir Dışişleri var.
Ankara’da Türk ve Amerikan heyetleri “operasyonel mekanizma” toplantılarına başladı.
Esad sonrası Suriye tartışılıyor. Türkiye’nin sınırda tampon bölge kurmasının hazırlığı yapılıyor.
* * *
Geleceğimiz üzerine kanlı bir “oyun” oynanıyor.
Karar verin:
Birbirimize düşerek bu oyuna mı geleceğiz?
Yoksa dikkatimizi “oyun kurucular”a mı çevireceğiz?
10 Ağustos 2012 Cuma
Ayar
Siyasi görüş olarak zaten yakın olmadığım Osman Pamukoğlu'nu biraz fazla saldırgan buluyorum, bütün stratejisi gidip biryerleri dümdüz etmek üzerine. Sevgili başbakanımız Tayyip Erdoğan'a ise teğet bile geçmiyorum Allahıma bin şükür. Yalnız Pamukoğlu'nun "Hakkari elden çıktı" açıklamasına aşağıdaki paragrafla yanıt veren başbakana Pamukoğlu çok fazlasıyla cevap vermiş ve bence başbakanı ayar manyağı yapmıştır. Ülkemin başbakanına "evladım"lı cümle kurulabilmesi ne kadar acı olsa da, ne yazıkki başbakanımızın yıllardır "sen kimsin" cümleleriyle bezeli beyanatları sonucunda muhatap olması son derece doğal bir durumdur. Başbakan da seçim dönemi Kemal Kılıçdaroğlu kendisini televizyona davet ettiğinde her zaman yaptığı gibi gülüp "biz aynı ligde oynamıyoruz vs" diye geçiştirecektir bunu.
Başbakanın şehit ve gazi yakınlarına verdiği iftar yemeğindeki konuşması, Radikal'den linkini de verelim:
"Bakın sevgili kardeşlerim bu kutsal ocaktan çıktıkları halde, bazı televizyon kanallarına çıkmak suretiyle, filanca ilimizin artık elden çıktığını söyleyecek kadar seviyesiz insanlar bu ülkede. Bunlar generallik seviyesine yükselmiş insanlar. Böyle seviyesizlik olur mu? Böyle seviyeden muaf insan olur mu? Bu ülkenin 1 metrekaresi dahi kimsenin istilasına girmemiştir, girmeyecektir."
Bu da Pamukoğlu'nun partisi HEPAR'ın sitesinden verdiği ayar ötesi cevap, buraya da sitenin linkini verelim:
"Basın bildirisi ve kamuoyuna duyuru !..
“Sayın öcalan şimdi aldığı kellelerin hesabını veriyor”
Diyen utanmaz adam ;
Basın, üniversiteler, iş adamları, aydınlar bitti de şimdi sıra 1993 1995 yıllarında 778 gün Hakkari ve Kuzey Irak dağlarında 4000 Subay, Astsubay, 55 000 askeriyle zaman sınırı tanımaksızın,Pkk ile çarpışan, Hakkari Dağ ve Komanda Tugayı ve Hakkari Güvenlik Komutanı , şimdi ise Hak ve Eşitlik Partisi Genel Başkanına mı geldi?
Biraz önce Şehit ailelerine verdiğin iftar yemeğinde güya beni hedef alarak ‘’Hakkari elden çıktı’’ diyen birileri var diye, seviyene, kişiliğine ve terbiyene uygun sözler kullanıyorsun…
Şimdi beni dinle;
Ben senin bildiğin ne siyasetçiyim nede herhangi bir vatandaş ‘’Hakkari elden çıktı’’ lafını iki senedir söylüyorum.Bu bir ironi bunun halk dilindeki karşılığı orada herşeyin kötü gittiği ve gittikçe herşeyin daha kötüye gitmeye meğilli olduğu anlamındadır.. Senin bunu anlayabilicek ne kapasiten ne de seviyen var..
Dün akşam televizyondaki mesele salt Hakkari değildi ki, senin partinin ve hükümetinin bu ülkeyi nasıl hızla bölünmeye götürdüğü ve BOP Başkan yardımcısı olarak Amerikan uşaklığını orta doğu coğrafyasında nasıl yaptığını anlatıyordu..
Tutuştun mu ? Foyan ortaya döküldü mü ? Beceriksizliğin bohça gibi açıldı mı ?
Yoksa rahatsızlıkların mı nüksetmeye başladı gene ? Sana son sözüm, zerre kadar yüreğin varsa, tabi bir tıp heyetinin kontrolunden sonra çık bir televizyonda karşıma ; Millet kim neymiş görsün…
Korkma evladım ! Hadi topla olmayan cesaretini ; Şimdi siyaseten hapı yuttun ve kapı açıldı. Bu bir tilki tuzağıydı ve avlandın… İstanbul’da doğup İstanbul Tuzla’da eğitim alıp hasdal’da 77. Piyade Alayında kantincilik yaparak askerlik görevini ifa eden, kantinlere hangi şirketten sucuk aldıysa terhisden sonrada o şirkete memur diye giren vatandaş şimdi kapı açıldı, hodri meydan !..
El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu değirmen taşı sanırmış meydana çık evladım."
Başbakanın şehit ve gazi yakınlarına verdiği iftar yemeğindeki konuşması, Radikal'den linkini de verelim:
"Bakın sevgili kardeşlerim bu kutsal ocaktan çıktıkları halde, bazı televizyon kanallarına çıkmak suretiyle, filanca ilimizin artık elden çıktığını söyleyecek kadar seviyesiz insanlar bu ülkede. Bunlar generallik seviyesine yükselmiş insanlar. Böyle seviyesizlik olur mu? Böyle seviyeden muaf insan olur mu? Bu ülkenin 1 metrekaresi dahi kimsenin istilasına girmemiştir, girmeyecektir."
Bu da Pamukoğlu'nun partisi HEPAR'ın sitesinden verdiği ayar ötesi cevap, buraya da sitenin linkini verelim:
"Basın bildirisi ve kamuoyuna duyuru !..
“Sayın öcalan şimdi aldığı kellelerin hesabını veriyor”
Diyen utanmaz adam ;
Basın, üniversiteler, iş adamları, aydınlar bitti de şimdi sıra 1993 1995 yıllarında 778 gün Hakkari ve Kuzey Irak dağlarında 4000 Subay, Astsubay, 55 000 askeriyle zaman sınırı tanımaksızın,Pkk ile çarpışan, Hakkari Dağ ve Komanda Tugayı ve Hakkari Güvenlik Komutanı , şimdi ise Hak ve Eşitlik Partisi Genel Başkanına mı geldi?
Biraz önce Şehit ailelerine verdiğin iftar yemeğinde güya beni hedef alarak ‘’Hakkari elden çıktı’’ diyen birileri var diye, seviyene, kişiliğine ve terbiyene uygun sözler kullanıyorsun…
Şimdi beni dinle;
Ben senin bildiğin ne siyasetçiyim nede herhangi bir vatandaş ‘’Hakkari elden çıktı’’ lafını iki senedir söylüyorum.Bu bir ironi bunun halk dilindeki karşılığı orada herşeyin kötü gittiği ve gittikçe herşeyin daha kötüye gitmeye meğilli olduğu anlamındadır.. Senin bunu anlayabilicek ne kapasiten ne de seviyen var..
Dün akşam televizyondaki mesele salt Hakkari değildi ki, senin partinin ve hükümetinin bu ülkeyi nasıl hızla bölünmeye götürdüğü ve BOP Başkan yardımcısı olarak Amerikan uşaklığını orta doğu coğrafyasında nasıl yaptığını anlatıyordu..
Tutuştun mu ? Foyan ortaya döküldü mü ? Beceriksizliğin bohça gibi açıldı mı ?
Yoksa rahatsızlıkların mı nüksetmeye başladı gene ? Sana son sözüm, zerre kadar yüreğin varsa, tabi bir tıp heyetinin kontrolunden sonra çık bir televizyonda karşıma ; Millet kim neymiş görsün…
Korkma evladım ! Hadi topla olmayan cesaretini ; Şimdi siyaseten hapı yuttun ve kapı açıldı. Bu bir tilki tuzağıydı ve avlandın… İstanbul’da doğup İstanbul Tuzla’da eğitim alıp hasdal’da 77. Piyade Alayında kantincilik yaparak askerlik görevini ifa eden, kantinlere hangi şirketten sucuk aldıysa terhisden sonrada o şirkete memur diye giren vatandaş şimdi kapı açıldı, hodri meydan !..
El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu değirmen taşı sanırmış meydana çık evladım."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







