Futbolda sağ ayağımla vursam bile soldan vurmuşum gibi sert gider. Karşıdan karşıya geçerken önce sola bakarım. Bir sorun olur da kullandığım araba kayarsa sola kayar. Sol yumruğum daha hafiftir, can yakmaz. Kalbim soldan atar. Bir koltukta uyuya kaldığım zaman sola devrilirim.
Ofis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ofis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Ağustos 2013 Perşembe
Bu akşam
Gereksiz uykusuzlukları azaltmak lazım. İş üzerine birşeyler çalışılma hedefiyle başlayan, çok da vakit harcanan ama o vaktin çok verimsiz kullanıldığı uykusuzluklardan bahsediyorum. Kendi kendimi küçük şeylerle motive etme triballerine giriyorum bugün yine. Zaman zaman olduğu gibi "Bilmemne işi bitsin de kendime şöyle bir yemek ziyafeti çekeyim. Şu sunumu atlatayım da akşam mekanda iki bire yuvarlayayım. Bu müşteriden sorunsuz çıkarsam köprüye gidip rakı balık yapayım..." dediğim kendimi ödüllendirme modundayım. Bu akşama rahat rahat ulaşabilirsem, yani bir toplantı ve bir kurulumu sorunsuz atlatabilirsem süper olacak.
29 Nisan 2013 Pazartesi
Mutlu Değildim
Hızlı geri dönüş
Not alma
Önemli cese'lerde bilgilendirme
Yeni görevler dışında sorun çözme de aksamasın
SAP ekstra verilen işler zamanında yetişsin
Bilgi işlem raporlama
Osman beyin alışması için yardımcı ol
SAP projesinin başarıyla tamamlanması gerekiyor.
Hiç mutlu olmadığım bir yermiş meğerse bir toplantıda şu notları aldığım firma. Yetişemiyorum dememe rağmen hızlı geri dönüş bekleyen, toplantılara laptopla girip notlarımı oraya almama rağmen defter bulundurmamama takan, önemli durumlarda mail atıp odalarına gidip haber vermeme rağmen kapılarında yatmadığım için hatayı bende bulan kişilerdi patronlarım. Benimle hiç alakası olmayan bir konuda bana fırça atıp, "Benim canımı sıkmayın" gibi bir cümleye bağlamıştı konuyu bir tanesi. Tam o anda da kafamda bitmişti bu mutluluk abidesi firma.
Not alma
Önemli cese'lerde bilgilendirme
Yeni görevler dışında sorun çözme de aksamasın
SAP ekstra verilen işler zamanında yetişsin
Bilgi işlem raporlama
Osman beyin alışması için yardımcı ol
SAP projesinin başarıyla tamamlanması gerekiyor.
Hiç mutlu olmadığım bir yermiş meğerse bir toplantıda şu notları aldığım firma. Yetişemiyorum dememe rağmen hızlı geri dönüş bekleyen, toplantılara laptopla girip notlarımı oraya almama rağmen defter bulundurmamama takan, önemli durumlarda mail atıp odalarına gidip haber vermeme rağmen kapılarında yatmadığım için hatayı bende bulan kişilerdi patronlarım. Benimle hiç alakası olmayan bir konuda bana fırça atıp, "Benim canımı sıkmayın" gibi bir cümleye bağlamıştı konuyu bir tanesi. Tam o anda da kafamda bitmişti bu mutluluk abidesi firma.
17 Nisan 2013 Çarşamba
Ara vermek
İstemeden de olsa yazmaya ara verdim şu blogcağızımda. Atıp tutarak, klavye başı yalnızlığında boğularak kendimden geçiyordum ne güzel. Yeni işim çok yoğun ve evdeki interneti de değiştiriyorum; o yüzden biraz yavaşlama oldu iyiden iyiye sizleri derinden etkileyen muhteşemengiz yazılarımda. Ama merak etmeyiniz, gümbür gümbür geliyorum aldığım notlarımla. Azıcık dayanın canlarım, alın size dehşet bir resim.
21 Mart 2013 Perşembe
İş Değişikliği
Blogda da kendimce psikolojik sınır gördüğüm aylık 40 post barajı var, bu ay belki de geçemeyebilirim bunu. Yine de mümkün mertebe yazacağım genç subay kardeşlerim. Bunun nedeni tamamen iş ilen alakalı.Mart ayında bir kez daha iş değiştirdim sevgili dostlar. Bazı ürünlerin distribütörü olan bir firmaya geçtim. Bizim sektörde distribütör kanadında çalışmak çok avantajlı. Ürünlerle ilgili destek, satış öncesi toplantıları ve benzeri çalışmaları yaparken bir yandan da ürünleri öğrenmek zorunda olduğumdan inanılmaz zorlanıyorum ve hayatımın iş açısından en yoğun dönemini yaşıyorum. Ama ürünleri kapınca ve kendi düzenimi oturtunca her şey on numara olacak. Yoğunluk gerçekten hoşuma gidiyor, ara ara "Hay zükeyim" diyorum ama genel olarak çok şevkle çalışıyorum. Umarım hep böyle devam eder.
11 Mart 2013 Pazartesi
9 Şubat 2013 Cumartesi
Eğitim
Büyük bir yazılım firmasının Türkiye ofisinde yarım günlük eğitimdeydik geçen pazartesi. Bazı paylaşmak istediğim şeyler var sizlerle dostlarım. Birtakım tipitiplerle tanıştım, tipitip bile olamayacak kadar sığırsal durumdaki bir arkadaş vardı ki, şükür onunla tanışmadım.İyi niyetli ve temiz bir biraderime benzeyen, yeni aldığı HTC One telefonunu bir türlü elinden bırakamayan bir kardeşim vardı. Cihazın ön kamerasıyla kendi suratının fotoğrafını çektiğini yakalayınca kendisinden ümidi kestim.
Kendini güzel bulan bir ablamız vardı orda. Çok afedersiniz de götü tavandaydı. Nasıl bir özgüven olmuşsa artık ablada ayakları üzerinde değil de götünün lobları üzerinde yürüyebiliyordu. Zayıf ötesi birde, vücut ölçüleri 62-60-60 falandı büyük ihtimalle. Kendisine milyonlarca insanın takip ettiği bu blogdan sesleniyorum. "Tahta gibi bir karısın ablacım, o eşin olan kardeşimi zamanında yakalayıp uyarmayı çok isterdim. bulmuşsun artislik yapma ve gidip kocanla ilgilen. Sana bakan yoktu orada, bakan tek kişi olan zavallı biraderimizi de kapmışsın zaten, derhal bas git, kaldı ki götünü tavana değdirecek bir mevkin de yok balım." İnsanların kendine güvenmesi hoş bir şey ama bu kadar itici görünmemeli bence.
Veee en başta bahsettiğim yağlı saçlı, kırışık takım elbiseli, kösele ayakkabının içine havlu çorap giymiş olan tek kişilik sığır sürüsü. Sabahları saçına şekil vermek için margarin kullanmıyorsan eğer net 2 aydır o saçlara şampuan değmemiş demektir. Çok gördüm güneş gözlüğü tripleriyle holding sahibi edasıyla ortalıkta dolaşan plaza insanlarını. Takım elbisede pantolonun dizlerinin arkasının akordeon olmasından tanırım ben adamı. Senin ceketin arkası akordeon olmuş, kime hava atıyorsun lan atın emaneti.
Daha da laf sokacaktım da neyse boşverelim bu güzide kardeşlerimizi.
14 Ocak 2013 Pazartesi
Pazartesi Sendromu
Evet sevgili blogsever kitle. Bir pazartesi sendromunda daha beraberiz. Şu devam etmekte olan pazartesi gününde, üç beş de olsa geç kaldım işe ve feysteki huysuz sikkolar gibi olmasa da ufaktan bir pazartesi buhranı yaşamaktayım.Gelgelelim ben bu sendromu yaşamamak için internette okuduğum şeyi önümüzdeki pazartesi denemeye karar verdim. Öncelikle iş yerine yarım saat hatta bir saat erken geliyorsunuz. Güzel bir kahvaltı yapıp sevdiğiniz şekilde kendinize çay-kahve hazırlıyorsunuz. İnternette biraz gezinip ufaktan da ajanda + mail kontrolü yaparak gün içinde yapacağınız işlere hazırlık yapıyorsunuz. İş arkadaşlarınızın sizden sonra gelmesinin, hatta uykusunu tam alamamış bir denyo şeklinde gelmesi ve sizin bir saattir orada olup bir sürü şey yapmış olmanızın size pozitif etkisi oluyor. Bu lanet olası pazartesi sendromu yaşayan huysuzlar sizi güldürüyor. Çünkü siz güne erken başlayan bir lolipopsunuz. Hakkında şu pazartesi hemen bitse ya denen bir gün için siz daha özenli davranıp, kısalması istenen günü bilakis uzatıyorsunuz.
Yani olay temelde çok basit: Bütün olay motivasyon, konsantrasyon, kümbetsel içbükey dinamikler olayı yani. Bu kadar basit. Gazamız mübarek olsun. Bu tür sorunlarla çok boğuştuk, çok çok sorun da yasadık, hepsini de bir bir aştık, aşıyoruz, aşabildik, aşarızdık, yine aşarız, aşıyorlar, aşağıdan gelen telli turnalar. (Tam başbakan gibi yapamıyorum lan.)
Ofise Çiçek Gelince
Geçen bir müşterimde normalde yaptığım bakım işleriyle uğraşırken, dışardan gelen bir eleman elinde çiçekle içeri girdi. Düşünceli bir abimiz sevgilisinin/eşinin ofisine çiçek göndermişti. Dikkatimi celp eden olay çiçekçi arkadaşın ilgili ablayı bulana kadar yaptığı küçük araştırma süresince ofisi gezerken bütün bayanlarda gözlemlediğim bir olaydı. İstisnasız bütün ablalar çiçeğe yavru köpek gibi üzgün bir şekilde bakıyorlardı. Yüz ifadelerini özetleyen cümle "Aaa çiçek gelmiş; kime acaba" değil "Aaa çiçek gelmiş, ama bana değil, kahretsin zavallı bahtsız ben." idi. Bir erkek bu tür bir çiçek olayını akıl eder etmez bilemiyorum. Ama bir bayan ağzı isterse tersini söylesin, çiçek aldığında mutlu olur.
4 Ocak 2013 Cuma
Websense
Bizim piyasada bir ürüne iyice hakim olup, başka hiçbir şeye kanalize olmadan hayatını kazanan adamlar var. Gelgelelim bugün bir ürün ile ilgili aradığım arkadaşım sağolsun bu guruba dahil değil ki, birçok işi şappadanak hallettik kendisiyle.
Bugün telefonda kendisiyle ilgili uzun saylabilecek bir fikir alış verişinde bulunarak, yaklaşık 25-30 bin dolarlık bir projeyi bitirme noktasına geldik. Benim de kendime ait küçük bir test ortamım var ve bu arkadaşımla konuştuğumuz proje vesilesiyle bu ürüne de öncelik vermek istiyorum.
Bugün telefonda kendisiyle ilgili uzun saylabilecek bir fikir alış verişinde bulunarak, yaklaşık 25-30 bin dolarlık bir projeyi bitirme noktasına geldik. Benim de kendime ait küçük bir test ortamım var ve bu arkadaşımla konuştuğumuz proje vesilesiyle bu ürüne de öncelik vermek istiyorum.
Bugün
İş yerinde masamdaki yaşam alanımı daraltan bir ahşap çekmece var. Bunların bir adı oluyor da bulamadım şimdi. Keson olması lazım. Neyse efendim ben bu bombastik cihazı, işten ayrılan bir arkadaşımın masasında duran metal olanıyla değiştireceğim. Deli gibi alan kazanacağım. (Kesonmuş lan bu arada.)Gelgelelim halletmem gereken yaklaşık bir haftadır bekleyen iki adet önemli işim var. Ben de kendi kendime bugün dedim ki kendi kendime; şu iki işi bitir Kamil'ciiim, sonrasında da eşyalarını transfer ederek yeni kesonunu kullanmaya başlarsın. Yani kendi kendimi angut bir şekilde motive ettim.
Şimdi bu iki işe ölümüne dalıyorum, bitiriyorum sonrasında da mümkün mertebe size post bombardımanı yapıyorum sevgili kardişlerim.
18 Ekim 2012 Perşembe
Dünya Küçük
Evet ama ördekler için. Gerçekten de sadece üniversitedeki su balesi kulübünden 2-3 kişinin anlayabileceği şu espriyi yaptıktan sonra konuya girelim.
Bir ara aynı iş yerinde çalıştığımız ve net bir şekilde beyinsiz olan bir arkadaş dün bir distribütör firmada karşıma çıktı. Ucuz iş gücü tamam anlıyorum da kimseye sormadan yedeğini almadan kritik bilgisayarları bile formatlayabilen bir adama bir ürün nasıl emanet edilir tuhaf. hoş üründe de bir numara yok, kullanıcı bilgisayarları ve ana bilgisayarlar için iki versiyonu var zaten de ben yine de emanet etmezdim, zira deli gibi satan bir ürün bu.
Bir ara aynı iş yerinde çalıştığımız ve net bir şekilde beyinsiz olan bir arkadaş dün bir distribütör firmada karşıma çıktı. Ucuz iş gücü tamam anlıyorum da kimseye sormadan yedeğini almadan kritik bilgisayarları bile formatlayabilen bir adama bir ürün nasıl emanet edilir tuhaf. hoş üründe de bir numara yok, kullanıcı bilgisayarları ve ana bilgisayarlar için iki versiyonu var zaten de ben yine de emanet etmezdim, zira deli gibi satan bir ürün bu.
13 Ekim 2012 Cumartesi
Cumartesi
Bir hafta öncesine kadar cumartesileri saat 12:30'da mesaiye başlayalı dört buçuk saat olmaktayken, bu hafta 12:30'da uyanmak.
Bir hafta öncesine kadar saat 13:00'te öğle yemeğinden çıkmaktayken, bu hafta saat 13:00'te daha kahvaltı çayının ısınmasını beklemek.
Bir hafta öncesine kadar saat 13:00'te öğle yemeğinden çıkmaktayken, bu hafta saat 13:00'te daha kahvaltı çayının ısınmasını beklemek.
5 Ekim 2012 Cuma
İki istifa
İki istifa örneği iki tarz, biri cool biri bana gitme deyin modunda, biri ben giderim diyor diğeri ben yalarım. Biri atarlı, biri ezik. Aynı departmanda çalıştıkları süre boyunca ilk mektubun sahibi diğerini hep ezmişti zaten. İkisi de işten çıkmadı bu arada, ufak birer zam alıp oturdular.

Merhaba;
Güğüm Şeker bünyesinde 18.10.2007 tarihinde başlamış bulunduğum görevimden bugün itibariyle istifa ediyorum, gereğinin yapılmasını arz ederim.
Saygılarımla
Kazım Atarlı
14.04.2008 tarihinde Güğüm Şeker ailesine katıldım. Üstlendiğim tüm görevleri hakkıyla yerine getirmeye çalıştım.Bu firmayı kendi fabrikammış gibi benimsedim.Üretimdeki paketçiden idari kadroya kadar herkese saygılı davranmaya özen gösterdim.
Her fabrikanın; gerektiğinde inisiyatif alan, kritik noktalarda yükü omuzlayan, yaptığı işi kimsenin gözüne sokmadan yapan kişilerin oluşturduğu bir çekirdek kadro vardır.Ben çalışma prensibi , üstesinden geldiğim işler ve Güğüm Şeker’e kattığım değerlerden ötürü kendimi o kadronun içinde gördüm. Ancak aldığım ücret yetmiyordu. Bununla ilgili yetkililere beklentilerimi ifade ettim. Umduğum iyileştirme olmadı. Sizin takdirinizdir saygı duyarım. Ancak maddi sıkıntılara manevi huzursuzluklar da eklenince ayrılmaya karar verdim.
Üzerimde emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederim. Yaklaşık 5 yıldır ekmeğini yediğim Sn Ayhan GÜĞÜM, Sn Beyhan GÜĞÜM, Sn Ceyhan GÜĞÜM ve Sn Kamil GÜĞÜM’a teşekkür eder saygılarımı sunarım.
İş bu beyanıma dayalı olarak gereğinin yapılmasını arz ederim
Osman Nobrain
Merhaba;
Güğüm Şeker bünyesinde 18.10.2007 tarihinde başlamış bulunduğum görevimden bugün itibariyle istifa ediyorum, gereğinin yapılmasını arz ederim.
Saygılarımla
Güğüm Şeker Fabrikaları AŞ İlgili Makama
Konu: İstifa
14.04.2008 tarihinde Güğüm Şeker ailesine katıldım. Üstlendiğim tüm görevleri hakkıyla yerine getirmeye çalıştım.Bu firmayı kendi fabrikammış gibi benimsedim.Üretimdeki paketçiden idari kadroya kadar herkese saygılı davranmaya özen gösterdim.
Her fabrikanın; gerektiğinde inisiyatif alan, kritik noktalarda yükü omuzlayan, yaptığı işi kimsenin gözüne sokmadan yapan kişilerin oluşturduğu bir çekirdek kadro vardır.Ben çalışma prensibi , üstesinden geldiğim işler ve Güğüm Şeker’e kattığım değerlerden ötürü kendimi o kadronun içinde gördüm. Ancak aldığım ücret yetmiyordu. Bununla ilgili yetkililere beklentilerimi ifade ettim. Umduğum iyileştirme olmadı. Sizin takdirinizdir saygı duyarım. Ancak maddi sıkıntılara manevi huzursuzluklar da eklenince ayrılmaya karar verdim.
Üzerimde emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederim. Yaklaşık 5 yıldır ekmeğini yediğim Sn Ayhan GÜĞÜM, Sn Beyhan GÜĞÜM, Sn Ceyhan GÜĞÜM ve Sn Kamil GÜĞÜM’a teşekkür eder saygılarımı sunarım.
İş bu beyanıma dayalı olarak gereğinin yapılmasını arz ederim
Osman Nobrain
29 Eylül 2012 Cumartesi
Baybay Heppinıs
2012 iş hayatım açısından kelimenin tam manasıyla bok gibi geçti. Bok bu tanıma cuk oturuyor. Vıcık vıcık, pis kokular, iğrençlik. İspiyonculuğun diz boyu olduğu, herkesin "bana laf gelmesin de isterse şirket yansın amk" modunda çalıştığı bir yer. Aciliyet ve yoğunluk gibi kavramların içi boşalmış durumda, istisnasız her iş acil ve istisnasız herkes yoğun. Günde 8 kere sigaraya çıkabilen adam da yoğun bu şirkette, yarım saat bir saat masa masa dolaşıp goygoy yapan adam da.Bunun uzantısında farklı sıkıntılar ortaya çıkıyor işte. Bu durumu denetleyecek bir adam yok ortalıkta firmada. İstisnasız herkesi dinliyor yöneticiler ve buna göre de fikir sahibi olup hareket ediyorlar, hiç sordu sual yok. Başka biri gelip de aksini ortaya çıkarana kadar aynı tantanello devam ediyor. Bakalım,wbay firmanın gidişatı aynı ama benim gidişatım aynı olmamalı.
Resim de hep yoğun olan arkadaşlara gelsin.
24 Eylül 2012 Pazartesi
Kurumsal
Kurumsal firma olmak üzerine söylenen cümleleri ağzından düşürmeyen firma sahiplerinin olduğu, ama patron götünü öpmekten bıkmayan adamları hala bir yerlere sığdırabilen firmalardan bir bok olmaz. Patron bile olsa aradaki yöneticisini ezip doğrudan çalışanıyla muhatap olması tuhaf gerçekten. Ara katmanlara trişkadan yöneticiler alıyorsun, onlar zaten maaşını aldığı sürece fırçanın alasını yemeye ve senin götünü öpmeye amade; ara sıra aldığın düzgün yöneticilere de adam gibi yetki vermiyorsun. Ve en önelisi de görmüyorsun abi: Bir tanesi ağzına sıçsan gitmiyor, kovsan "bokunu yiyim kovma beni" diyor; diğeri de "bu şartlarda çalışılmaz" diyor sana rapor sunup öyle gidiyor. Çünkü biri başka hiçbir yerde tutunamayacağını, diğeri de yapı taşının yerde kalmayacağını biliyor.
13 Eylül 2012 Perşembe
Çok önemli soru
Şirkette belli kişiler dışında herkeste internet kapalı olduğundan, bana gelip "Ya Kamil senden mailime bakabilir miyim" diyen, mailine girip birşeyleri yazıcıya gönderdikten sonra mailinden çıkış yapması yetmiyormuş gibi bir de üstüne 10 tane sekmenin açık olduğu Chrome penceresini kapatarak giden, Efes Extra seven insanları bile kızdıran sevgili iş arkadaşım:Senin Chrome'u kapatıp gittiğini gördüğünden beri içim içimi kemiriyor. Sana bir soru sorasım geliyor ve sormam lazım, sormam şart. Cevabını deliler gibi merak ettiğim bir soru beynimin içinde yankılanarak büyüyor. Allahım bu soru gerçekten benim mahvıma sebep olacak, dayanmakta büyük güçlük çekiyorum. Sanırım kendimi tutamayacak ve bu soruyu soracağım. Zira meraktan gözlerim kızardı, kulaklarımdan soluyorum adeta. Evet dayanamıyorum, Allahım yarabbim bu cevabını meraktan öte duygularla duygularla beklediğim soruyu soracağım, evet, soruyorum:
Sen nasıl bir malsın?
7 Eylül 2012 Cuma
Tanımsız
Bir köpek bile iki-üç aylık olduktan sonra çişini kakasını doğru düzgün yapabiliyorken bizim merkez ofisteki bazı insanlar yapamıyor. Bazı hayvanlar yapamıyor diye cümleyi tamamlayacaktım ki, ama sonra kendi kendime dedim ki abi bilakis hayvanlar yapabiliyor, bilakis yapamayan canlının türü insan. Tık, bitti konu. (Tık'tan sonra ufak bir es var, öyle okuyor.)
Geçen server odasına girip çıktığımda ellerimi yıkamak üzere tuvalet birimlerine ulaştım. Ellerimi yıkarken temizlik için helalara gelmiş olan abla söyleniyordu. Çok afedersin de adam resmen tuvalet fırçasıyla bokuna bildiğin şekil vermeye çalışmış yani. Fırçayı temizlemekle uğraşan Tokat'lı abla da öyle kızmış ki hiç çekinmeden "Senin o gotüne eşşekler goysun, torba gotlü bezevenk, ağuzuna tükürdüğümünnü Allahsız, eşşeğin doğurduğu, o gotünü eşşekler zikesice" diyordu. Kızmakta haklıydı.
Geçen server odasına girip çıktığımda ellerimi yıkamak üzere tuvalet birimlerine ulaştım. Ellerimi yıkarken temizlik için helalara gelmiş olan abla söyleniyordu. Çok afedersin de adam resmen tuvalet fırçasıyla bokuna bildiğin şekil vermeye çalışmış yani. Fırçayı temizlemekle uğraşan Tokat'lı abla da öyle kızmış ki hiç çekinmeden "Senin o gotüne eşşekler goysun, torba gotlü bezevenk, ağuzuna tükürdüğümünnü Allahsız, eşşeğin doğurduğu, o gotünü eşşekler zikesice" diyordu. Kızmakta haklıydı.
6 Eylül 2012 Perşembe
Karıiyeer
Pılanı devreye koyup firma değiştirme zamanı geldi sevgili dostlar. Gidilip işleri halledilen onca müşteriye ve şubeye rağmen; net on yıldır adam gibi lisans alınmayan firmada kullanımdaki yazılımların sadece yüzde 30'unun lisanslı olmasının hesabını -o an eski sorumlu arkadaş değil de ben görevde olduğum için- bana soran yöneticilerim sebebiyle düğmeye basmış bulunuyorum. Birine fırça atmış olma gerekliliği diye birşey var, olay çözülmedi mi, sıkıntılı bir süreç mi, bu iş birine yüklenmeli mutlaka. Gelgelelim ben bu yemeği yemem ve herkeste çalışabilecek bu metot bende yemez işte. Zaten önceden almış olduğum çıkış kararını bekleyen birkaç proje sebebiyle Kasım civarına çekmiştim ama böyle ince bir düşünceye gerek yokmuş gördüğüm kadarıyla.Bir de hem ALES hem de KPSS'ye girmeye karar verdim. Hayatımdaki en güzel insanın hatrına gireceğim KPSS tarafı hikaye çünkü zerre güvenmiyorum o sikko sınava. Sınavı ayrı bir uyutma, sınav sonrası mülakatları ayrı bir şerefsizlik örneği. Ama aşağıdaki küçük notta yazıldığı üzere lisansüstü eğitimimi yapmak istiyorum artık. Konu alanımla alakalı olarak işime yarar bir bölümde master'ımı yapacağım.
"Yüksek lisans ya da daha yüksek bir derece okulunu seçme kararı peşindeyken, ilk olarak kariyer planı analizi yapmanız gerekir. Bu önemli adım, size yüksek lisans derecesi planlarınızı tanımlamada yardımcı olarak kariyer hedeflerinize ulaşmanıza olanak sağlamaktadır. Bu olmadan, kendinizi yanlış bir program içinde bulabilir ya da beklenmeyen bir kariyer tercihi sonrası hayatınız boyu katlanmanız gereken daha büyük sonuçlarla karşılaşabilirsiniz."
4 Eylül 2012 Salı
İşler Güçler
İşleri bitiremedim ama baya kolayladım sevgili dostlar, Yüzde 80 üstünde diyebilirim ve hatta diyorum amk: Yüzde 80 Hakkını verdiğimi düşünüyorum. Her gün olduğu gibi bazı tuhaf kullanıcı davranışlarına maruz kaldım. Telefonda konuştuğumu hatta dakikalarca karşımadaki kişiye birşeyler tarif ettiğimi görmesine rağmen odama gelen, sabırla yüzüme bakıp, lafımı bitirip karşımdaki adamı dinlemeye başladığımda oluşan ilk sessizlikte "Birşey soracaam" diyen kullanıcımda olduğu gibi. Bu dangozlara rağmen yüzde 80 gayet leziz bir oran oluyor.
Akşam eve gittiğimde sızmazsam, sizi post yağmuruna boğacağım sevgili bılok camiaası. Yiihuu diyerekten sevindiğinizi buradan görür gibiyim. Si yu leytır, teyk keyır..
Ertesi gün editi: Sızdım lan.
3 Eylül 2012 Pazartesi
Masa Takvimi
03 Eylül 2012 gününe gelmişken, iş yerimde masamda sol tarafımda hafif arkamda duran masa takvimimde hala Temmuz ayının sayfasının açık olması kendisini ne kadar kullandığıma dair somut bir işaret olduğundan dolayı; sekiz aydır masamı süslemekte bulunan masa takvimimi şutlamış bulunuyorum.
Zira ekranımda tarih var tabak gibi Windows saatinin orada. So vat dı helll!!!
Zira ekranımda tarih var tabak gibi Windows saatinin orada. So vat dı helll!!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












